SS501 Triple S Turkey

Ss501 hakkında her şey
 
KapıAnasayfaTakvimKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 -Beklenmedik Çarpışma-

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : 1, 2, 3 ... 7 ... 14  Sonraki
YazarMesaj
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: -Beklenmedik Çarpışma-   C.tesi Ağus. 14 2010, 14:28

PARK JUNG MİN

“Hadi Jun biraz acele et havaalanına geç kalacağız Arya onu bekletirsem küplere biner.”
“tamam geldim Jung Min. İşte hazırım gidelim.
“Kuzeninin adı ne demiştin Jung?”
“Arya. Teyzem ve ailesi çok uzun zamandır İngiltere de yaşıyorlar. Arya Kore yi nerdeyse hiç bilmez. İşte bu yüzden gevezeliği bırakalım ve bir an önce havaalanına gidelim.”
10 yıl sonra yegane kuzenimi göreceğim için gerçekten heyecanlıyım. En son gördüğümde ben 13 oysa 11 yaşındaydı. Arya benim kız kardeşim gibiydi. Çocukluk yıllarımızı hatırladıkça yüzümde oluşan gülümsemeye engel olamıyorum. Arya kelimenin tam anlamıyla deli dolu bir kızdı hani şu erkek gibi giyinip ağaçlara tırmanan türünden. Acaba hala öyle mi merak ediyorum. Kimi kandırıyorum artık ağaçlara tırmanmasa da hala o eski Arya olduğunu adım gibi biliyorum ama yinede onu çok merak ediyorum o kadar uzun zaman oldu ki. Hiçbir zaman iletişimi koparmadık ama ikimiz de öyle yoğunuz ki bir türlü karşı karşıya gelemedik. Aslında bunun sebebi benim işimden ziyade Arya nın işi. Bir keresinde bana her şeyi bırakıp dünyayı dolaşmak, sevdiği her anı fotoğraflamak istediğini söylemişti. Bu onun düşüydü, bunun için yaratıldığını söylüyordu. 3 yıl önce dünyaca ünlü bir fotoğrafçının peşine takılıp ülke ülke gezmeye başlaması da bu yüzden çok sürpriz olmamıştı. Ben ise şarkı söylemeliydim o zamanlar daha ben bile kendimi çözememiş, ne istediğimi bilmezken Arya bana çocuk aklıyla bunları söylemişti. Arya nın benim için farklı bir öneminin olmasının sebeplerinden biri de bu belkide. O beni gerçekten tanıyordu.
2 gün önce ben dans provasındayken telesekreterime “hey kuzen al sana bomba gibi bir haber Cuma günü Kore ye geliyorum şu çok ünlü SS501 üyesi meşgul insan Park Jung Min kalıbından çıkıp havaalanına gelir beni karşılarsan sana minnettar olurum. Kapatmam gerek seni seviyorum dikkat et ben gelene kadar hop hop zıplarken bir yerini kırma hoşçakaaall” diyip kıkırdamalar eşliğinde bir mesaj bıraktı. O günden sonra da ona ulaşamadım. Eğer bu bir şakaysa gerçekten başı dertteydi ama değilse geldiğinde havaalanında olmama durumumda benim başımın girdiği dertle baş edemezdim bu yüzden gaza biraz daha basıp Jun un endişeli bir şekilde kemere uzanışını gülerek izledim. Havaalanına girdiğimizde uçağın inmesine 15 dakika kalmıştı. Sonunda rahat bir nefes alıp Jun la beklemeye başladık.
“Hey Jung Min kuzenin ne kadar kalacak Kore de. Bana sürekli seyahat ettiğini söylemiştin.”
“Daha gerçekten gelip gelmeyeceğini bile bilmiyorum inan kaç gün kalacak nerde kalacak en ufak bir fikrim bile yok Jun. Ama gerçekten 10 dakika sonra burada olursa ve kendine bir ev ayarlayamadıysa onu bize götürmekten başka çarem yok. Arya otelde kalamaz. Otelde kalmak onun en büyük korkusu. Küçükken ailesiyle kaldığı bir otelde yangın çıktı ve Arya son anda kurtuldu. Ailesi dumandan bayılmıştı. Görevliler onları dışarı çıkardıkları sırada Arya yı fark etmemişler annesi açık havaya çıkarılıp ayıldığında Arya yı sorunca görevliler onun için bir daha otele girdiler ve bina çökmeden birkaç dakika önce onu kurtarabildiler. Bu onda gerçekten kalıcı bir korku oluşturmuş olmalı çünkü bildiğim kadarıyla seyahatleri sırasında da gitmeden önce kalacağı evi hep önceden ayarlar.”
“Bizde kalması benim ve diğerleri için hiçbir sorun oluşturmaz biliyorsun dostum ama Hyun Joong buna ne der bilmiyorum biricik liderimizin yabancılar konusunda ne düşündüğünü biliyorsun ama eminim onu susturmanın bir yolunu buluruz. Sonuçta bu kız senin kuzenin bu yüzden bir şey diyeceğinden bile şüpheliyim.”
“Sağol Jun ben de öyle düşünüyorum.
İşte yolcular geliyor. Bizimki henüz ortalarda yok gibi.”
Ben yolculara bakıp Arya yı ayırt etmeye çalışırken Jun da olası ihtimallerle bana Arya olabileceğini düşündüğü kişileri gösteriyordu. Gösterdiği kişilerden anladığım kadarıyla Jun idare eder güzellikte sessiz sedasız yürüyen bir Arya bekliyordu. Arya hatırladığım kadarıyla çirkin bir kız değildi. Sonradan gezdiği yerlerden attığı fotoğraflarda da büyüdükçe daha da güzelleştiğini fark ettim. Son attığı fotoğraf 1 yıl öncesine aitti umarım daha da değişmemiştir ve onu kolaylıkla tanıyabilirim diye düşünürken yolcuların giderek daha da azaldığını fark ettim.
Jun “gelmeme ihtimali var demiştin değil mi” diyerek saatini kontrol etti.
15 dakika geçmişti ve Arya hala ortalarda yoktu.
Tam Jun a cevap vermek için dönmüştüm ki Jun un gözlerinin iri iri açıldığını ve bakışlarının bir yere sabitlendiğini fark ettim. Ben de o yöne baktım ve Jun un niye öyle donup kaldığını anladım. Arya yarı koşar şekilde arkasında bir bavul sürükleyerek kocaman bir gülüşle bize doğru geliyordu. Ve gerçekten itiraf etmeliyim ki müthiş görünüyordu. Vücuduna tam oturmuş gri bir pantolon üstüne koyu mavi bir bluz onun üzerine ise kısa düğmeli bir yelek giymişti. Gözlüklerini taç olarak kullanıp uzun ve dalgalı saçlarını açık bırakmıştı.
Ona doğru bir adım attım ama o çoktan yanımıza varmıştı ve bavulunu bırakıp kucağıma atıldı. Jung Min seni okadar özledim ki derken ben de ona sıkıca sarılıyordum.
“Hadi canım. Bu gerçek olamaz bir rüyada falan mıyım?”
Arkamızdan Jun un sesini duyduğumda gerçekten duygulanmış bir şekilde Arya yı serbest bırakıyordum.
Arya “arkadaşından şimdiden hoşlandım kuzen” derken Jun a elini uzattı ve yine o güzel gülümsemesiyle ben Arya beni Jung Min le beklediğiniz için teşekkür ederim dedi.
Bu normal olan kısmıydı. Benim için beklenmedik olan Jun un tepkisi oldu. Aslında tepkisizliği desek daha doğru olur. Yüzünde boş bir sırıtışla hala Arya ya bakıyordu. Ona uzattığı elini fark etmemişti bile. Sonra Arya nın havadaki eline anlam veremiyormuş gibi gözleri kısıldı. Ve o anda kafasında çalan zili duymasakta hissettik.
“Aaah evet şey ben ben de Hyung Joon yani Jun. Benim için zevkti yani beklemek. Yani zevk derken sıkılmadım her zaman beklerim.”
Daha fazla saçmalamamak için sıkıntıyla iç geçirdi ve memnun oldum diyip Arya nın elini sıktı.
“Ee kuzen bu kadar yıl sonra buradayım ve bana söyleyecek bir sözün yok mu?” Arya elini belime dolarken ben de bavulunu yerden almış ona sarılmıştım. Jun yanımda yüzü kızarmış bir şekilde yürüyordu.
Jung Min “Hoş geldin en sevdiğim kuzenim seni buralara hangi rüzgâr attı gerçekten çok merak ediyorum.”
“Tek kuzen olmak böyle bir şey olsa gerek. En sevilen kuzen ünvanı otomatikman senin oluyor.” Arya gülerken bir yandan da “ayrıca buraya gelmemin sebebi de özlemine daha fazla dayanamamış olmam kuzen.”diye ekledi.
Üçümüz de gülerek havaalanından çıktık.
Jung Min “Arya kalacağın evi ayarladın mı?”
“Tabiî ki kuzen artık alışkanlık oldu. Şu otel korkum bazen gerçekten beni çok zor duruma düşürüyor. Gündüz özellikle de insanlar etrafımda olduğunda sorun olmuyor ama gece bir türlü rahatlamayı ve uyumayı beceremiyorum. Her neyse önce internetten ayarladığım şu eve gidelim eşyalarımı koyayım sonra bu kadar yılın dedikodusunu yapalım beraber” derken bir yandan da çantasından adresin yazılı olduğu kâğıdı çıkarıyordu.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: -Beklenmedik Çarpışma-   C.tesi Ağus. 14 2010, 14:32

KİM HYUNG JOON

Kahretsin kendimi nasıl bu kadar aptal durumuna düşürebildim hala inanamıyorum. Jong Ming in kuzenini beklerken gayet normaldim. Ama bir anda bize doğru koşan o kızı gördüğümde resmen kendimi kaybettim. Tanrım o kadar güzeldi ki.. O mükemmel gülüş evet beni büyüleyen o gülüş olmalıydı. İşin garibi kız hala bize doğru yürüyordu. Ve bir anda Jung Min in kucağına atıldı. O an saçlarının yarattığı rüzgârı yüzümde hissettim. Ve kendinden geçmiş sesimi duydum.
“Hadi canım. Bu gerçek olamaz bir rüyada falan mıyım?”
Arya olduğunu anladığım kız bana dönüp bir şeyler söyledi ama sözcükler o an çok anlamsızdı. Niye bana elini uzatıyordu kesinlikle rüya görüyordum.
Kahretsin benle el sıkışmak istiyordu normal insanlar böyle tanışırdı. O an öyle panikledim ki ağzımdan çıkan kelimeleri artık ben yönetmiyordum. Daha fazla batmadan pes etmeliydim tabiî ki daha fazla batmam gibi bir olasılık kaldıysa.
Beraber havaalanından çıktığımızda hala utancımdan yüzümü yerden kaldıramıyordum.
“Hey Jun Arya nın bavulunu bıraktıktan sonra bizimle takılmak ister misin yoksa seni bırakmamı istediğin bir yer var mı?”
Jung Min in sesini duyduğumda düşüncelerimden sıyrılıp ona cevap vermem gerektiğini anladım.
“Sizin konuşacak şeyleriniz vardır beni eve bırak en iyisi hem bende dinlenip kendime gelsem iyi olacak bugün çok yorucu oldu benim için” dedim.
Daha sonra yine onun sesini duydum. Bu kız kesinlikle çok konuşuyordu arabaya bindiğimizden beri sustuğu anlar sayılıydı. Hayır, bu kız değil Arya dedim kendi kendime.
“Efendim Jun?”
İsmini sesli mi söylemiştim? Benim kesinlikle dinlenmeye ihtiyacım vardı.
“Imm ne garip bir ismin var anlamı ne?”
“Opera sanatçısının orkestra eşliğinde söylediği uzun şarkı demek. Annem tam bir opera hastasıdır. Uzun zaman benimde müzikle uğraşmamı umut etti ama ben kendi müziğimi fotoğraflarla yapmayı seçtim. Hem ailemize bir tane pop star yeter değil mi Jung bir de benle rekabete girip zorluk çekmeni istemezdim.” Bu kız sürekli gülmeliydi.
“Arya nın sesi gerçekten güzeldir Jun böyle dalga geçtiğine bakma teyzemin umudu bu yüzden çok uzun zaman sürdü ama o müziğe hiçbir zaman ilgi duymadı.”
“Bizim için bir şarkı söylersin değil mi Arya gerçekten merak ettim şu güzel sesi.”
“Şarkı söylemek değil de seve seve fotoğraflarınızı çekebilirim. Uzmanlık alanım doğa fotoğrafları ama başaramayacağım bir şey olduğunu düşünmüyorum.”
“İşte geldik” Jung Min in sesiyle sohbetimiz sonlanmış oldu.
Ev gerçekten güzeldi. Büyük değil ama küçükte olmayan bahçeli tek katlı bir evdi. Teras bahçeye açılıyordu ve dört sandalyesi olan bir masa görüntüyü tamamlıyordu. Arya ya döndüğümde eve gülümseyerek baktığını ve “hoş bulduk” dediğini duydum. Bu gülümseme bulaşıcı olmalı çünkü onla tanıştığımdan beri yüz kaslarımın elimde olmadan gülümsemekten ağrıdığını fark ettim.
“Anahtarı kimden alacaksın Arya?”
Jung Min elinde bavulla kapıdan girmişti.
Arya” ev sahibinin burada olması gerekiyordu ama..” Diyip çantasından telefonunu çıkardı.

“Neden telefonunu açmıyor bu adam” Arya kapatıp başka bir numara çevirdi.
Bir kaç saniyelik bir bekleyişten sonra Arya: “meraba Eric, iyiyim evet biraz önce vardım ama eve giremiyorum çünkü ev sahibine ulaşamıyorum. Evet, internetten ayarlamıştım. Tamam, acele edersen sevinirim.”
“Eric adama başka yollardan ulaşmanın yolunu bulup beni haberdar edecek.”
Masaya doğru yürüyüp oturduk
Eric kim sevgilin mi?
Nedense Jung Min in bu sorusu ilgimi bir hayli çekmişti.
“Ahh hayır. Eric benim yardımcım gibi bir şey. Faydalı yanları saymakla bitmez o bulunmaz bir arkadaş ama zararları da dokunmuyor değil senin gibi düşünen o kadar çok kız var ki. Onun sayesinde bir sürü düşman edindim.”dedikten sonra bana dönüp “sizin seksi karizma kadar olmasa da Eric bir hayli yakışıklıdır” diyip göz kırptı.
Hepimiz gülerken Arya nın telefonu çaldı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: -Beklenmedik Çarpışma-   C.tesi Ağus. 14 2010, 14:33

ARYA


Bunca yıldan sonra yeniden burada olmak.. Nedenini bilmeden bu dönüşü sürekli ertelemiştim. Ama şimdi anlıyorum ki bahanelerimin tek sebebi korkmammış. Buradan yeniden vazgeçememekten korkmam. Adımımı atar atmaz o bir türlü bir yerlere ait olamama duygusu kaybolmuştu. Biricik kuzenim Jung Min i yeniden görme heyecanı ve buraya olan özlemim tüm bedenimi kaplamıştı.
Seyahatlerim sırasında kuzenimin Kore de ve tüm dünyada çok sevilen grubu SS501 i pek yakından takip edememiştim ama başarıları iki gün yerinde durmayan bana kadar ulaşmıştı. Onu yeniden göreceğim için gerçekten içim içime sığmıyordu. Bavulumu almak için beklerken zaman geçmek bilmedi. Biraz geç kalmıştım, umarım Jung Min beklemekten sıkılıp gitmez diye düşünürken birden içimi bir korku kapladı, ya hiç gelmediyse. Beni ciddiye almamışta olabilirdi çünkü bıraktığım mesaj pekte “ciddi” değildi. Gelmediyse işim zor Kore yi nerdeyse hiç hatırlamıyorum. Gelmediyse evi yalnız bulmam gerekecek. Gelmediyse kafasını kırarım.
Oh evet sonunda bavulumda geldi. Havaalanında yarı koşar vaziyette çıkışa doğru yürümeye başladım. İçimden burada olması için dua ederken yüzümde kocaman bir gülümseme oluştu. Ordaydı bir arkadaşına dönmüş bir şeyler diyordu. Ben onlara yaklaşırken Jung Min de bana doğru dönmüştü. Kuzenim gerçekten lakabını hak ediyordu. Karşımda tam bir karizma abidesi duruyordu. Onun bana doğru yürümesine fırsat vermeden bavulumu yere bırakıp boynuna atıldım. Ve sulu göz olmamamın yararları diye düşündüm. Kolay kolay ağlamazdım hatta hiç kolay ağlamazdım. Ağlamak bana göre zayıflık göstergesidir illa ağlamam gerekiyorsa da bu yalnız başıma olmalı. Ama itiraf ediyorum duygulanmıştım.
Sesi duyana kadar Jung Min le yalnız olmadığımızı unutmuştum.
Jung Min in arkadaşına döndüğümde yakışıklı ve çok tatlı bir yüz gördüm. Sanırım biraz utangaç bir yapısı vardı dediklerine gülmemeye uğraşırken ve acaba kekeme mi diye düşünürken gözlerini kapayıp derin bir nefes aldı ve “memnun oldum” diyip sonunda havada bekleyen elimi sıktı. Bu duruma Jung Min de şaşırmıştı. Çok tatlı olduğunu düşünürken onu daha fazla utandırmamak için konuyu değiştirmem gerektiğini hissettim. Ve elimi Jung Min in beline dolayıp çıkışa doğru yürürken beni özleyip özlemediğini sordum.
Arabada kendimi çok mutlu hissediyordum ama biraz yorulmuştum sanırım. Daha sonra yorgunluğumun konuşmaktan olduğunu fark ettim. Normalde de çok konuşkan biriydim ama biraz abartmıştım sanırım Jung Min araba kullanırken sıkılmadan beni dinliyordu ya da sıkılmıştı da fark ettirmiyordu. Arkadansa hiç ses gelmiyordu. Sonra bir an da ismimi söylediğini duydum.
“Efendim Jun” derken acaba yanlış mı duydum diye tereddütteydim çünkü çok kısık sesle söylemişti.
Bir an afalladı sanki sonra bana ismimin anlamını sordu. Bu genellikle karşılaştığım bir soruydu pek bilindik bir ismim yoktu. Hele ki Kore de.
“Opera sanatçısının orkestra eşliğinde söylediği uzun şarkı demek. Annem tam bir opera hastasıdır. Uzun zaman benimde müzikle uğraşmamı umut etti ama ben kendi müziğimi fotoğraflarla yapmayı seçtim. Hem ailemize bir tane pop star yeter değil mi Jung bir de benle rekabete girip zorluk çekmeni istemezdim.” Diyip güldüm.





Jung Min Jun a sesimin güzelliğinden bahsederken ona dil çıkarmamak için kendimi zor tuttum. Bence kesinlikle abartıyordu yani sesimin çirkin olmadığını biliyordum ama yapmayın yanımda dünyaca ünlü starlar oturuyordu.
Müzik dinlemek içindir diyen kısımdandım ben sanırım. Benim tutkum fotoğraflardı. Güzel olan her şey o an en güzel açıyla kaydedilmeliydi bana göre.
Ben bunları düşünürken,
Jun meraklanıp bir gün onlara şarkı söyleyip söylemeyeceğimi sorduğunda “Şarkı söylemek değil de seve seve fotoğraflarınızı çekebilirim. Uzmanlık alanım doğa fotoğrafları ama başaramayacağım bir şey olduğunu düşünmüyorum.” Diye cevap verdim.
Vardığımızda evi gerçekten çok beğenmiştim. Normalde kaldığımdan daha uzun süre bu ülkede kalacağımı düşündüğüm için evin durumu daha bir önemliydi benim için.
Ama bir terslik vardı ev sahibinin burada olup anahtarı bana teslim etmesi gerekiyordu öyle konuşmuştuk. Jung Min in anahtarı nerden alacağımı soran sesi de tam bu sırada duyulmuştu.
Çantamdan telefonu çıkarıp adamı aradım ama açmadı. Oofff bir terslik vardı, bu gece bu eve girmem lazım otelde kalamam umarım bir an önce olay çözülür umuduyla Erik i aradım.
Erik hemen ilgileneceğini söyledi ve içim rahatladı o bu işi çözerdi, ne zaman çözmemişti ki.
Bu sırada masaya oturduk ve Erik ten bahsettik. Tam o sırada telefonum çaldı ve arayanın Erik olduğunu görünce sevindim ne çabuk halletmişti.
“kurtarıcım ne zaman geliyormuş adam” diyerek telefonu açtım.
Ama Erik konuştukça benim suratımda ki gülümseme de silindi.
“Üzgünüm Arya bu sefer seni kurtaramadım ev sahibinin bir akrabası kaza geçirmiş bu yüzden acilen yurt dışına çıkmış seni de tamamen unuttuğunu düşünüyorum. Adama ulaşamıyorum şu an ama en kısa zamanda ulaşıp anahtarı bir şekilde sana ulaştırıcam. “
“Nasıl olur ben şimdi napıcam Erik otel durumumu biliyorsun.” Derken gerçekten endişelenmiştim.
“şu an için yapabileceğim bir şey yok Arya gerçekten üzgünüm.” Dediğinde sesi gerçekten üzgün geliyordu.
“Peki, tamam ben bir yolunu bulucam artık ama lütfen en kısa sürede hallet şu işi, hoşça kal” diyip telefonu kapattım.
“Bir sorun var galiba”dedi Jun. Ben daha ona cevap veremeden “eve giremiyorsun anlaşıldı. O halde hadi bize.” Diyip ayaklandı Jung Min.
“Jung Min gerçekten rahatsızlık vermek istemem ne sana ne de arkadaşlarına” dedim ama Jung Min in yüzündeki ifadeden kararın çoktan verilmiş olduğunu anladım.
Jun “ne rahatsızlığı asıl umarım biz sana rahatsızlık vermeyiz sen misafirsin” diyip gülümsedi. Ona bakarken içimin sıcacık olduğunu hissettim. Tartışmanın anlamı yoktu bu yüzden bende gülümseyerek “Jung Min in tüm arkadaşları senin gibiyse harika birkaç gün geçireceğim desene” dedim. Jun biraz mahcup bir şekilde “şey aslında Young Saeng ve Kyu yu seveceğinden eminim ama Hyun Joong biraz asabidir, yani tanımadıklarına karşı. Umarım seni üzmesine izin vermezsin.”
“merak etme Jun üstesinden gelirim, savaşçı bir ruhum vardır benim.” Diyip hep beraber gülerek evden çıkıp tekrar arabaya bindik.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: -Beklenmedik Çarpışma-   C.tesi Ağus. 14 2010, 14:34

ARYA DEVAM

“Vay canına gerçekten burada mı yaşıyorsunuz” bu gerçek bir soru değildi tabi ama Jung Min fırsatı hiç kaçırmadı. “aslında arkada bir kulübe var orda yaşıyoruz bu bina sadece süs için.” Onun sırıtan yüzüne ters ters bakıp yüzümü tekrar eve döndüm. Gerçekten çok büyüktü. Aslında 5 kişi yaşadıklarını düşününce 3 katlı bu ev okadar da büyük sayılmazdı. Büyük bir bahçesi ve kocaman bir havuzu vardı.
Jung Min e dönüp “ sanırım burada kaç gün kalacağım konusunu tekrar düşünmem gerekicek aslında diyorum da şu anahtar hiç gelmez belkide.”ben gülerken Jung Min ellerini kaldırmış teslim olma hareketi yapıyordu.
Kapı açıldığında gördüğüm manzara karşısında bir an donup kaldım. Ardından gelen hapşurukla üçümüzde nerdeyse aynı anda kahkahalara boğulduk. Kapıyı açan çocuk yüzü gözü un içinde saçında yumurta kabukları ve üzerinde de temel reisle safinaz ın bulunduğu bir önlükle hapşurmaya devam ediyordu.
Jun “Young Saeng bu halin ne derken gülmeye devam ediyordu.
Ben “kek mi yapmaya çalışıyordun “ derken öyle üzgün bakıyordu ki Jung Min in “Sanırım evet ama kek kalıbını kullanmak yerine kendini onun yerine koymuş” demesine güleyim mi kızayım mı karar veremedim.
Biz içeri girerken “size iyilik yapanda suç zaten” diyerek başka bir odaya geçti. Birazdan yüzünü yıkamış önlüğü çıkarmış vaziyette yeniden yanımıza geldiğinde Jung Min e ters ters bakıp Jun a bizi tanıştırması için anlamlı anlamlı bakmaya başladı. Jun dan önce davranıp “ben Arya, Jung Min in kuzeni olduğum iddia ediliyor ama şüpelerim var”derken Jung Min bana dil çıkarıyordu. “bazı sorunlardan dolayı birkaç gün sizi rahatsız edicem” diyip bir sır verir gibi eğilip kulağına “kek yapmayı biliyorum” diye fısıldadım.
Young Saeng “Jung Min in kuzeni olman iddiaları kanıtlansa da bunu bir şekilde aşacağımızdan eminim diyip bana sarıldı. “Tanıştığımıza memnun oldum Arya bizde istediğin kadar kalabilirsin.”
Gerçekten Jung Min in tüm arkadaşları şeker gibiydi. Ve asıl inanılmaz olan bunlar ünlü insanlardı. Tamam, onlarda dünyalı ama lütfen birazda burnu havada tipler beklemem maruz görülsün. Young Saeng : “gel Arya odanı göstereyim, bavulunu da koyalım” diyip beni merdivenlere doğru itti.
Koridorun başındaki ilk kapıyı gösterip “burası benim odam yanındaki Kyu nun karşıdaki Jung Min in onun yanındaki Jun un şu en dipteki Hyun Joong un onun karşısındaki de senin canım.”diyip beni odama sürükledi. Oda gayet sadeydi. Çift kişilik bir yatak, yatağın iki başında çekmeceler bir dolap bir masa ve sandalyeler.. Balkona çıktığımda manzaranın havuza baktığını görünce sevindim. Young Saeng arkamdan gelip “hadi aşağı inelim senin hakkında merak ettiğim çok şey var sormak için sabırsızlanıyorum”dedi. Gamzeleri çok tatlıydı ona gülümsememek imkânsızdı resmen. “tamam, canım biryere kaçtığım yok hadi inelim” diyip odadan çıktık.
Biz iner inmez Jun un gözleri bize çevrildi. Bana gülümseyip otursun diye Young Saeng e yer açtı. Jung Min “Kyu yla Hyun Joong nerde Young Saeng” diye sordu.
“Kyu, Chin Sun la buluşmaya gitti, sonra bana dönüp kız arkadaşı diyip devam etti Hyun Joong stüdyoda. Saat 4 gibi bizimde gitmemiz gerek Kyu direk geçicek.”
“O zaman hazırlanmamız lazım anca yetişiriz” diyip ayaklandılar. Beni unutmuşlardı bile.
Arkasından seslenip “hey kuzen beni merak etme ben de buralarda yaşar giderim zaten” dedim gülerek. Jun la ikisi aynı anda arkasına dönüp “aa pardon ya” diyip Jung Min “kuzen bizimle mi gelmek istersin yoksa evde kalıp dinlenmek mi istersin” diye sorduğunda ben daha ağzımı açmadan “evet gelmek istersin” diye cevap verdi. Gülerek “kaçırırmıyım dinlenicek çok vakit var nasıl olsa” dedim.
Üstümü değiştirmeye odama çıktım. Bavuldan bir kot pantolon ve kolunda fırfırları olan sade beyaz bir bluz seçip üstüme geçirdim. Aynada saçlarıma bakıp toplamaya karar verdim. İşte hazırdım. Günlük hayatta makyaj yapmadığım için hazırlanmam bitmişti bile. Aşağı indiğimde Young Saeng hazır diğerlerini bekliyordu.
“çok güzel görünüyorsun Arya” diyip kolunu bana uzattı. Ben “ah yanında sönük kalıyorum Young Saeng” derken arabaya doğru yürüyorduk.
Young Saeng :“konuşamadıkta, bari burada biraz sohbet edelim. Jung Min bize kuzeninin geleceğinden hiç bahsetmemişti ziyaret için mi buradasın ne kadar kalıcaksın” diye soruları sıralarken bizimkiler kapıda gözükmüştü. “Geleceğimden tam emin olamadı heralhalde o yüzden söylememiştir, iş için buradayım ve yaklaşık bir ay kalıcam sanırım” derken biraz düşünüp tüm sorularını cevapladığımdan emin oldum. “ne iş yapıyorsun? Dur tahmin edeyim mankenlik?”
Gülerek “ beni manken sanmam ne kadar gururumu okşasada hayır fotoğrafçıyım Young Saeng cim” dedim.
“Hımm Kyu bu konuda baya bilgili bildiğim kadarıyla hem o da seviyor fotoğraf çekmeyi, iyi anlaşacağınıza eminim ama Hyun Joong konusunda garanti veremem umarım alıngan biri değilsindir” dedi.
Nasıl biriydi bu çocuk böyle herkes ona karşı uyarıyordu beni gerçekten çok merak etmiştim.
“hayır değilim canım ama hazır cevap olduğum söylenir umarım o alıngan biri değildir” dedim gülerek.
“Neye gülüyorsunuz öyle bakiyim?” sonunda gelebilmişlerdi. Young Saeng e göz kırpıp “çocukluk hikâyelerimizi anlatıyorum Jung hani şu kedi görünce arkama saklandıklarından”
“kedi mi Jung Min kedi gördüğünde bir kızın arkasına mı saklanıyordun” diyip kahkayı bastı Jun. “gerçekten ne kadar cesurmuşsun Jung” derken Young Saeng de gülmeye başlamıştı. Jung Min hariç hepimiz gülüyorduk o ise bana pis pis bakmakla meşguldü.
Bana “görürsünüz siz küçük hanım benimde hatırladığım birkaç hikâye olmalı” dedikten sonra Junla Young a dönüp “sadece 12 yaşındaydım ve kedilerinde pençeleri vardı” diyip arabaya bindi. Young Saeng le Jung Min arkaya otururken ben öne oturdum. Jun arabayı çalıştırırken Young Saeng hala gülüyordu. Sonunda gülmesi bittiğinde “Arya lütfen biryere gideyim deme her an seni biraz daha seviyorum” derken benim de daha tanışalı birkaç saat olmasına rağmen bu ortama giderek daha fazla alıştığımı ve sevdiğimi farkettim. Korktuğum başıma mı geliyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: -Beklenmedik Çarpışma-   C.tesi Ağus. 14 2010, 14:35

KİM HYUNG JOON


Young Saeng in sözleriyle birden sarsıldım.
“Arya lütfen biryere gideyim deme her an seni biraz daha seviyorum”
Arya gidicekti. Ne kadar daha buradaydı, iki hafta bir ay.. Bu süre azdı. Kimi kandırıyorum bu süre çOk azdı. Peki neden? Onu tanıyalı daha birkaç saat oldu gitmesi veya kalması neden benim için bu kadar önemli olsun ki. Cevabım hazırdı. O çok eğlenceliydi, komikti, güzeldi, çOk güzeldi. Bunları düşünürken gözlerim kendiliğinden ona doğru kaydı. O da bana bakıp gülümsedi.
“Jun kaza yapmak gibi sevdiğin bir hobin yoksa önüne baksan iyi olucak. Kazayı dert ettiğimden değil, sadece Young Saeng in saçlarının bozulmasını istemem.” Dedi yine gülümseyerek.
“haklısın bunu hiç birimiz istemeyiz” diyip utanarak önümü döndüm.
O iyi ve eğlenceli bir kızdı ve Jung Min in kuzeniydi normal olarak onla vakit geçirmek hoşuna gidebilir bundan daha doğal bir şey olamaz Jun sorun yok gördün mü tamam. İçimden kendi kendime konuşurken stüdyoya vardığımızı fark ettim. Bu yollardan o kadar çok geçmiştik ki artık otomatiğe bağlamıştım sanırım.

Stüdyoya girişte Kyu yla karşılaştık o da arabasını park ediyordu. “Hey çocuklar geç kalmadık değil mi Hyun Joong un azabına uğramak istemem.”
“Yok, daha 5 dakikamız var hadi acele edelim” diyip önden binaya girdim.
Ardımdan konuşmaları duyabiliyordum. “Vay canına kuzen siz hiç normal boyutta binalarda zaman geçirmez misiniz?” Jung Min, Arya ya daha cevap veremeden “kuzen mi? “ diye Kyu lafa atlamıştı.
Jung Min fazla bir incelikle“tanıştırayım Arya bu Kyu, Kyu bu da Arya, Arya benim kuzenim işi sebebiyle bir süreliğine Kore de bulunmakta, çok konuşur, çok güler buna katlanamadığında ortadan kaybolman yeterli.” Diyip kıkırdadı.
Merdivenleri çıkarken ardından Young Saeng in sesi duyuldu: “şu ana kadar gördüğüm Jung Min i alt edebilen tek şahıs kendisi. Ve benim gerçekten kuzen olduklarından büyük şüphelerim var.”
“merak etme Young Saeng bunu bir gün ispatlayacağım.” Arya nın cevabıyla çalışma odasına varmıştık.
Kyu ya baktığımda çok eğlendiği anlaşılıyordu. “ne işle meşgulsün Arya mankenlik mi?”
Arya ve Young Saeng bakışıp kıkırdadılar. Bence gayet yerinde bir tahmindi gülüşmelerinin sebebini anlamadım.
“hayır, fotoğrafçıyım. İngiltere de birkaç sergim var.”
“süper ben de fotoğraf çekmekle amatör olarak ilgileniyorum. Ortak çalıştığın fotoğrafçılar oldu mu?”
“Buraya gelmeden önce Michael Yamashita ile Londra da ortak birkaç çalışmamız oldu. Ama genel olarak Bruno Barbey in peşinden ayrılmıyorum. 3 yıldır onunla ülke ülke geziyoruz.”
“vay canına Bruno Barbey mi ben o adamın çalışmalarını düzenli takip ediyorum çok ünlü bir fotoğrafçı. Çok seçici olduğu söyleniyor seni yanına aldığına göre gerçekten çok başarılı olmalısın.”
Onlar konuşurken ben de bu konuda ne kadar cahil olduğumu fark edip bir an önce bu açığımı kapatmayı düşünüyordum.







Hyun Joong un seslenmesiyle hepimiz o yöne döndük. “hadi beyler bırakın oyalanmayı da bir an önce başlayalım artık.”
Bugün dans çalışması vardı. Koreograflarla A Song Calling For You nun hareketlerini oluşturmuş sonunda tekrarlarına başlamıştık. Biz de hemen Hyun un yanına gidip şarkının başlamasını beklemeye başladık. Biz dans ederken Arya gülümseyerek bizi izliyordu. Gözlerim farkında olmadan ona dönüyordu bu yüzden birkaç hareketi kaçırdım ve Hyun dan daha dikkatli olmam için uyarı aldım.
Sonunda bittiğinde saat 6.30 olmuştu. Gözlerim hemen etrafı taradı ama Arya ortalarda yoktu. Son bir saattir kendimi dansa vermiştim gittiğini fark etmedim. Sanırım bizim işimiz bitene kadar stüdyoyu gezmek istedi diye düşünüyordum ki Jung Min de “Arya yerinde duramadı ve stüdyoyu keşfe çıktı heralde” dedi. Hyun havluyla yüzünü silerek yanımıza geldi. “laptopumu kayıt odasında unutmuşum onu alıp inerim aşağı siz inin yoruldunuz beklemeyin.”
Hepimiz onaylayıp merdivenlere doğru yürüdük. Jung da telefonunu çıkarmış Arya yı arıyordu.
“Arya işimiz bitti dönüyoruz bizimle kapıda buluşursun oldu mu?”
Karşıdan onay aldı ki gülerek “tamam acele edip kaybolayım deme biz bekleriz.” Dedi.
Arya nın dediği şeye gözlerini kıstıktan sonra sanki Arya onu görebilecekmiş gibi dil çıkarıp telefonu kapattı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: -Beklenmedik Çarpışma-   C.tesi Ağus. 14 2010, 14:36

ARYA


Telefonu kapatıp aceleyle çıkışı bulmaya çalışırken bir yandan da elimdeki cipsi ve jelibonları dökmemeye uğraşıyordum. Abur cuburlara bayılıyordum. Ona rağmen kilo problemim olmadığı için çok şanslıyım. Tam yarı koşturur şekilde merdivenlere ulaşan köşeyi dönmüştüm ki sert bir şeye çarpmamla kendimi yerde buldum. Tanrım bütün cipslerim dökülmüştü. Ben onlara üzgün üzgün bakarken çarptığım herneyse konuşmaya başladı. “küçük çocuklar gibi cips yemek yerine önünüze bakıp biraz daha dikkatli olamaz mısınız?”
Sinirle yüzümü konuşan kişiye çevirip “kim demiş benim size çarptığımı siz bana çarptınız hem tüm yiyeceklerimi de yerle bir ettiniz üstüne hala yerde oturmama rağmen yardım etme zahmetinde bile bulunmuyorsunuz.”
Bu adamı bir yerden gözüm ısırıyordu ama.. daha önce görmüştüm sanki..
Bir anda aklım başıma geldi. Bu Hyun Joong du. Ben diğerlerinin dedikleri kadar varmış ne kadar kaba biri diye düşünürken sıkıntıyla elini uzattı. Hah daha çok bekler, elini tutmadan kendim kalktım.
“sizi daha önce burada görmemiştim yoksa kaçak mı girdiniz?” derken gözleri kısılmıştı.
“hıhı evet kapıdaki görevlilere de rüşvet olarak cips ve jelibon verdim zaten” diyip göz devirdim.
Dediğim şeyin mantığını kavramıştı ki uzatmadı. Beni şöyle bi baştan ayağa süzdükten sonra “herneyse sizinle çarpışmak ve laf dalışına girmek ne kadar eğlenceli olsa da benim gitmem gerek. Bazılarındansa benim cips yiyip boş boş dolaşmaktan daha önemli işlerim var.”
ıııgghh bu çocuk sinir krizi geçirtir insana. Tam cevap vermek için ağzımı açmıştım ki “görüşmemek üzere” diyip yere dökülen cipslerimin üstünden atlayıp kıkırdayarak uzaklaştı.
Arkasından bakarken ağzım hala açık yaşadığım şeyin gerçekliğini düşünüyordum. Ama bu haksızlık son sözü söyleyen oydu resmen gol yemiştim.
Telefonumun çaldığını duyunca etrafa bakındım. Cipslerimle beraber o da yere düşmüştü. Zavallı cipslerim.
“nerde kaldın Arya kök saldık burada.” Jung Min e cevap verirken bir yandan da etraftaki pisliği temizlemeye uğraşıyordum.
“meyve vermeden gelirim kuzen yoldayım.” Diyip aceleyle merdivenleri inmeye başladım.
Yanlarına indiğimde Jun ve Jung Min arabanın yanında beni beklerken sohbet ediyordu. Kyu ve Young Saeng Kyu nun arabasıyla gitmişlerdi sanırım. Beni gördüklerinde Jung Min “gerçekten binada bu kadar gezilecek yer var mıydı merak ettim.” Derken Jun da gülerek bana arabanın kapısını açmıştı. Ona gülümseyerek teşekkür ettikten sonra “hayat ayrıntılarda gizlidir kuzen bunu bildiğim için iyi bir fotoğrafçıyım.”diyip koltuğa yaslandım.
Gerçekten çok yorulmuştum. Yolda kestirme fikri hiç de itici gelmiyordu. Arkadan Jung Min in bir şeyler dediğini duyuyordum ama kendimi uykuya bırakmama engel olamadı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: -Beklenmedik Çarpışma-   C.tesi Ağus. 14 2010, 14:36

KİM HUYNG JOON

“Bu kadar kendini beğenmişlik iyi bir şey değil Arya.”
Jung Min in lafı karşılıksız kalmıştı. İşte bu şaşırtıcı bir şeydi. Kafamı Arya ya çevirdiğimde mışıl mışıl uyuduğunu görünce sessizliğin sebebi açıklığa kavuşmuştu.
“hey kuzen sana diyorum.” Jung Min uyumuş dememe fırsat vermeden arka koltuktan öne eğilip Arya ya baktı. “uyumuş.” Sonra o da Arya yı şöyle bir süzüp gülümsedi. “kim derki bu uyuyan kız uyandığında tam bir canavar kesiliyor.” Dedikten sonra yerine oturdu.
“yorulmuş olmalı, bugün onun için fazlasıyla yoğun geçti.” Derken ona bakıyordum.
Uyurken bir melekten farksızdı. Tanrım o kadar güzelki..
Gözlerimi ondan zorla alarak araba kullanmaya konsantre olmaya çalıştım. Bu kadarı fazlaydı. Ne yaptığımı sanıyordum ki. Biraz fazla misafirperver davranıyordum hepsi bu diye düşündüm. Yoksa ondan.. Ahh yok canım abartıyorum.
Sonunda eve vardığımızda Jung Min Arya yı kucağına alıp odasına taşıdı. Biz de kendimizi koltuklara atmıştık. Oturduğumda anladım ki bugün yorulan sadece Arya değildi.
10 dakika sonra Hyun Joong da gelmişti. Kyu yla Jung Min akşam yemeğini hazırlamaya girişti. Bende Arya yı uyandırmak için yukarı çıktım.
Kapısının önüne geldiğimde bir an afalladım. Odasına girmemden hoşlanmaya bilirmiydi. Jung Min çağırsa daha mı iyi olurdu. Tam arkamı dönüyordum ki son anda vazgeçip kapıyı tıklattım. Tahmin ettiğim gibi içerden ses gelmedi. Kapıyı yavaşça açıp içeri girdim.
Onu görür görmez yüzümdeki gülümseme yerini aldı. Yastık kafasının altında olacağı yerine kucağında bacağını ve kollarını ona dolamış şekilde garip bir açıyla duruyordu. Orijinal bir yatış şekli diye düşünüp yanına yaklaştım.
Bir süre öyle kaldım. Sonra uykusunda iç geçirince kendime geldim ve onu yemeğe kaldırmak için burada olduğumu hatırladım. “Arya..” duyduğuna dair bir işaret alamayınca omzuna dokundum ve tekrar seslendim. “yemek yiyeceğiz uyan lütfen” bu sefer gözlerini yarı açtı ve “hayır aç değilim lütfen bırak uyuyayım lüütfeen.” Bir çocuk gibi karşımda yüzünü buruşturmuş tamam demem için bana yalvarıyordu. Buna nasıl karşı çıkabilirdim ki. “peki, daha sonra acıkırsan yersin o zaman.” Diyip gitmek için arkamı dönmüştüm ki elimi tutup “teşekkür ederim teşekkür…” yeniden uykuya dalmıştı. Elimde olmadan gidip yanağına dokundum. Yumuşacıktı. Biranda kendime gelip elimi çektim ve ardıma bakmadan odadan çıktım. Bu kadarı gerçekten fazlaydı ama. Artık kendime gelmenin zamanı gelmişti.
Mutfağa indiğimde Jung Min “Arya yı kaldırabildin mi?” diye sorunca bir an yanağına dokunuşum aklıma geldi ve aceleyle “hayır uyandıramadım, isterse daha sonra yer diye düşündüm.” Diye cevap verdim.
Yemek sessiz geçmişti. Anlaşılan bugün herkes yorgundu. Young Saeng le sofrayı topladıktan sonra bilgisayarın başına geçtim. Hyun ve Jung Min odalarına çıkmıştı.
Arama motoruna “fotoğrafçılık” yazıp çıkan dosyaları kaydettim. Tanrım ne kadar öğrenilecek şey vardı böyle.
“Acaba Arya kaç gün kalıcak bizimle.” Young Saeng in sorusunu duyduğumda kendimi yazanlara baya kaptırmıştım.
“umarım uzun bir süre kalır. Çok eğlenceli bir kız.” Kyu bir yandan kanal değiştirirken bir yandan da Young Saeng le sohbete başlamıştı.
Sohbetlerinin Arya hakkında olduğunu duyunca ben de dinlemeye başladım.
“tanıştığım anda çok sevdim onu. Öyle bir enerjisi var ki yanında üzgün olmak mümkün değil sanki. Sürekli didişiyorlar ama Jung Min de çok seviyor kuzenini bakışlarından belli.”
Kyu “ben bir kuzeni olduğunu bile bilmiyordum. Haklısın kız capcanlı. Ayrıca didişmeleri de çok eğlenceli bence. Fotoğrafçı olması da süper. Beraber çalıştığı kişiler gerçekten profesyonel adamlar. Acaba istesek bizim de fotoğraflarımızı çeker mi?”
“bana çekebileceğini söyledi bence ondan istersen çok sevinir ve kabul eder.” Sesimi duyduklarında onları dinlediğimden habersiz oldukları için şaşırdılar.
Kyu tamam dedikten sonra dikkatini tekrar televizyona verdi.
“Hyun Joong, Arya yla tanıştı mı? Hyun dan onun hakkında bir şey duymadım da.”
Young Saeng merakla bana bakıyordu. “bildiğim kadarıyla hayır. Yarın kahvaltıda tanışırlar nasıl olsa.”
“umarım sorun çıkarmaz” derken Young un sesi endişeliydi.
“ne diyebilir ki en fazla ters davranır kıza. Evden göndermez ya. Böyle bir şeye izin vermem.”
Young “haklısın biz de gitmesini istemeyiz zaten.” Dedikten sonra ayağa kalkıp esnedi.
“ben yatıyorum beyler. Hepinize iyi geceler.”
“sanırım benimde uyumam gerek gözlerim acımaya başladı” diyip bilgisayarı kapattım.
“ikinize de iyi geceler ben biraz daha televizyon izliycem.” Kyu ya tamam dedikten sonra ikimizde odalarımıza çıktık. Kafamı yastığa koyduğumda aklıma Arya nın uyuyuşu geldi. Uykuya dalmadan önceki son düşündüğüm şey “Yarın, güzel bir gün olacaktı.”
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: -Beklenmedik Çarpışma-   C.tesi Ağus. 14 2010, 14:37

KİM HYUN JOONG


Uyku.. Tek istediğim bu çok mu şey istiyorum.. İstediğim çok şey olsa gerek çalar saat inatla çalmaya devam ediyordu. Pes edip yatakta doğruldum. Gözlerim yarı kapalı kapımı açıp eşikte kollarımı açmış esniyordum ki tam karşımdaki kapının da açılıp bir kızın aynı benim gibi kollarını açmış esnediğini gördüm. Bu kızı bir yerden gözüm ısırıyordu ama.. Ahhaa bu stüdyoda çarpıştığım cadıydı. Ben bunları düşünürken bana gülümseyerek “günaydın” dedi. Bu bir rüyaydı. O kızın benim evimde işi ne olabilirdi ki bu kesinlikle bir rüyaydı. Kafam karışmış bir şekilde banyoya yürürken hala rüyada olup olmadığımı düşünüyordum. Bir dakika asıl soru o kızın benim rüyamda işi ne. O cadıyı neden rüyamda görüyorum ki! Tamam güzel kızdı ama ondan bırak etkilenmiş olmayı, biraz önce yüzünü bile zor tanımıştım.
Bu işte bir terslik var. Aceleyle arkamı dönüp yarı koşturur şekilde odanın oraya giderken bir şeye çarptım. Tanrım neydi bu deja vu mu!
Kız yine yere devrilmiş kolunu tutarak bana sinirli sinirli bakıyordu. “bana çarpmak sende hobi haline geldi heralde. Biraz dikkat etsene kolumu incittin!”
İnanamayan gözlerle ona bakarken “nesin sen rüya mı?” diyen sesimi duydum.
Kafası karışmış bir şekilde bana bakarken “rüya mı?” diyip yüzünü buruşturdu.
“haklısın bu rüya olamaz, eğer sen rüyama girdiysen bu rüya çoktan kabus boyutuna geçmiştir.”
“ya evet bu bir kâbus. Sabahları en sevdiğim uğraş senin kâbuslarına girip biyerlerimi incitmek.”
Kız karşımda kolunu tutarak doğruldu umursamadan omuzlarından tutup onu sarsarken “kâbus değilsen evimde ne işin var?” dedim.
Kız artık bu kadarı da fazla dermiş gibi bakıp “nerden geldin sen dağdan mı bırak beni!” derken gözlerinden ateş saçıyordu.
Tam o sırada yandaki odanın kapısı açıldı ve Jun uykulu gözlerle bize baktı. “hey Arya günaydın. Hyun bu kadar ses çıkarmak zorunda mısın?”
“ben mi ses çıkarıyorum bu kız o cırtlak sesiyle tüm Kore yi uyandırır.”
“şu pençelerini üstümden çeksende bende bağırmayı kessem ozaman.”
“pençe mi?” yüzüm allak bullak ona bakarken bir anda aklım başıma geldi. Jun a dönüp “Sen bu kızı görebiliyorsun değil mi?” dedim. Jun “evet. Tabiî ki de Arya yı görüyorum.” Derken aklı karışmış gibi duruyordu. “ozaman bu bir kâbus değil. Peki bu kızın evimizde işi ne?”
“siz dün tanışmadınız değil mi?” Jun sıkıntılı bir yüz ifadesiyle yanıma gelip “Arya Jung Min in kuzeni Hyun. Ve bir süre bizde kalıcak.”
Bu cümlelerin anlamsızlığını düşünüp tam saçmaladığını söyleyecektim ki bir an da taşlar yerine oturdu. Jun ve Jung Min dün havaalanına gitmişlerdi ama telaştan nedenini sormayı unutmuştum. Ve bu kızı stüdyo ya getiren de bizimkilerdi.
Sıkıntıyla “neden bizim evde kalıyor” dedim.
“hey ben buradayım. Benimle ilgili bir sorun varsa bana sor. Ve artık şu pençelerini üstümden çeksen diyorum. “ kız sinirle yüzüme bakıyordu.
Yine pençe demişti. Bu sözcüğün anlamını öğrenmeliydim. Bir anda ellerimin hala omuzlarında olduğunu görüp hemen çektim.
“ozaman neden evimde kaldığını sorabilir miyim cadı”
“burası kuzenimin de evi egoistler kralı ve sadece evimle ilgili sorun çözülünceye kadar bir iki gün burada kalmak zorundayım.” Diye cevap verdi.
Egoistler kralı mı?
“kuzeninin olduğu kadar benim de evim. ya burada kalmanı istemediğimi söylersem” diyip sırıttım.
Tamam onu evden kovmak gibi bir niyetim yoktu ama sırf yüzündeki ifadeyi görmek için buna değerdi.
Jun un sesini duyduğumda orda olduğunu bile unutmuştum. “Hyun Joong saçmalamayı kes lütfen. O Jung Min in kuzeni böyle bir şey istemeye hakkın yok. Ayrıca Jung Min bunu duyarsa kötü olur.”
Haklıydı. Ama Jun konuşurken kimse onun suratına bakmıyordu. Kız direk gözümün içine beni öldürmek istermiş gibi bakıyordu. Benim bakışlarımın da farklı olduğu eminim söylenemezdi ama onu öldürmek istediğim falan yoktu. Hatta bana böyle bakması ve bana verdiği cevaplar beni eğlendiriyordu. Şu ana kadar söylediğim ters laflara karşı hala böyle dimdik ayakta durup bana böyle bakabilmesi şaşılacak işti. Tamam arkadaşlarıma ve aileme karşı her zaman düzgün davranırdım ama yabancılar ilgi alanım değildi. Bu yüzden insanlar verdiğim ters cevaplara hemen darılır gönüllerini almaya çalışmayınca da grubun sıcakkanlı diğer üyelerine yönelirlerdi. Ama bu kız farklıydı ve içimden bir ses önümüzdeki birkaç günün eğlenceli geçeceğini söylüyordu.
Umursamaz olduğunu tahmin ettiğim bir tavırla “peki, ayakaltında dolaşmasan iyi edersin.” Dedikten sonra gitmek için arkamı dönmüştüm ki kızın sesini duydum. “kalmama izin verdiğiniz için teşekkür ederim ama bir daha bana çarpıp özür dilemezsen sadece geceleri değil, tüm gün kâbus görürsün egoistler kralı.” Arkamı dönüp baktığımda Jun un gülmesini saklamaya çalıştığını Arya nın ise direk bir meydan okumayla gözlerime baktığını gördüm. Ben diyecek bir şey bulamadan aşağı inmek için merdivenlere doğru yürüdüler. Onlar giderken gülerek arkalarından bakıp kızın saçlarının güzel olduğunu fark ettim.
Hemen odama girip üstümü giyindim ve bir an önce aşağı inmek için aceleyle saçlarımı düzelttim. Koridorun sonunda son bir kez nefes alıp kendi kendime “eğlence başlasın” diye fısıldayıp merdivenlerden aşağı indim.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: -Beklenmedik Çarpışma-   C.tesi Ağus. 14 2010, 14:37

ARYA

Jun la merdivenlerden inerken hala olanların etkisindeydim. Hayatımda bu çocuktan daha sinir daha kendini beğenmiş birini tanımadığıma eminim.
“Hyun Joong u takma Arya o biz dışında herkese karşı böyledir. Davranışlarının seni üzmesine izin verme.” Jun endişeli bir sesle beni sakinleştirmeye çalışıyordu. Sesinde korkmuş gibi bir hal vardı.
Bende bir değişiklik olmadığını görünce bir anda durdu ve elimi tuttu. Ben şaşkınca ona bakarken “istediğin kadar bizimle kalabilirsin. Kyu, Jung Min, Young Saeng ve ben bizimle olmandan çok mutluyuz. Hyun un söylediklerinin hiçbir önemi yok. Lütfen bana seni kızdırmayı başaramadığını ve bizimle kalmaya devam ediceğini söyle. Gerekirse senden özür dilemesini sağlarım. Yeter ki gitme. Bu beni çok üzer yani hepimizi üzer.”
Bir ona bir elimi tutan eline bakarken bu ani çıkışın getirdiği şaşkınlıkla” merak etme Jun bir yere gitmek gibi bir niyetim yok, o egoistler kralının kazandığını düşünmesine izin vereceğime hayatım boyunca Jung Min in tüm laflarına cevapsız kalırım daha iyi.” Diyip gülümsedim. “Yani en azından şimdilik gitmem gibi bir olasılık yok.”
Kocaman bir gülümsemeyle bana bakarken hala tuttuğu elimi fark edip aniden irkilip bir anda beni serbest bıraktı. “bunu da hallettiğimize göre şimdi kahvaltı zamanı. Açlıktan ölüyorum.” Diyip aceleyle aşağı indi.
Mutfağa geçip ben de Young Saeng ve Jung Min in masayı hazırlamalarına yardım ettim. Lider bozuntusu hariç hepimiz yerlerimize oturmuştuk. Kyu çayları koyarken ben de çoktan yemeye başlamış olan Jung Min i izliyordum.”annen bu halini görse seni aç bırakıyorlar falan sanıp çocuklara kızıcak.”
Jung Min azı dolu bir şekilde konuşmaya çalışarak “saatlerdir güzellik uykundan uyanmanı bekliyoruz öldüm açlıktan.” Dedikten sonra merdiven tarafından gelen sesle hepimiz o tarafa döndük. “o halde bu güzellik uykusu kuzeninde işe yaramıyor desene Jung.” Hyun gülerek yanımıza gelirken ben “ sen ise göz kamaştırıyorsun. Bu yüzden ne dersin şöyle uzun yıllar boyunca ne bileyim biri seni yanlışlıkla uyandırana kadar falan o mükemmel uykundan kalkmasan.” Diye cevap verirken diğerlerinin kafası tenis topu gibi bir bana bir Hyun a dönüyordu.
Hyun kedi gibi gözlerini kısmış bir şekilde bana bakarken Kyu “gelsene Hyun Joong sanırım Arya yla tanışmışsın bile.” dedi.
Hyun masaya doğru gelirken “evet o şerefe nail oldum.” Diyip karşımdaki sandalyeye oturdu.
“bu gün dans çalışmaları yine stüdyoda mı olucak yoksa evde mi Hyun?” Young Saeng in sorusuyla herkes kendi arasındaki sohbeti kesip Hyun Joong a döndü.
“Bu gün diğer dansçılarla çalışacağız. dans çalışma odası o kadar büyük değil. Tüm gün stüdyoda olacağa benziyoruz.” Hyun gayet ciddi ve otoriter bir sesle bunları söylerken diğerleri de kafa sallıyorlardı. Nasıl biri olursa olsun bu çocuk grupta gerçekten lider vasfına sahip gibi gözüküyordu.
“evde dans çalışma odası mı var?” diye sorarken Kyu “evet, 3. katta. Çoğu zaman çalışmalar için stüdyoya gitmemize gerek kalmıyor evde çalışabiliyoruz.”diye cevap verdi.
Ben “süper, görmek için sabırsızlanıyorum” derken Hyun Joong yüzünde bir sırıtışla “dikkat et de odadaki aynaları şu sürekli bir şeylere çarpma huyun yüzünden kırıp dökme.”dedi.
Ben daha cevap veremeden Jun “Arya, sen bizimle gelicek misin?” diye aceleyle sordu.
“Hayır Jun artık bizim şirketin buradaki koluyla iletişime geçmem ve benden istedikleri fotoğrafları çekmeye yavaş yavaş başlamam gerekiyor. Daha sonrada şu ev işini halletmeye çalışacağım.” Dedim.
Hyun “işte bu iyi haber cadı.” Derken çayını son bir yudumla bitirip gülerek masadan kalktı.
“Bencede. Çünkü bu daha az Hyun anlamına geliyor.” Diyip sahte olduğu her halinden belli olmasını istediğim bir gülümsemeyle ona baktım.
O da aynı sahte gülümsemeyle “ve daha az sakarlık.”dedi.
Sabır.. İşte tek ihtiyacım olan şey. Umursamaz kalmayı başarmalıyım ama bu her geçen saniye daha da zorlaşıyor.
“Arya bu işleri tek başına halledebileceğine emin misin istersen yarın beraber çıkabiliriz bizim boş günümüz.” Jung Min in sorusuyla bakışlarımı zorla yumuşatıp ona döndüm. “sorun değil kuzen eminim tek başıma halledebilirim.” Bir kendini beğenmişlik abidesiyle kendimi aynı evde bulmaktan daha kötü ne gelebilir ki başıma diye içimden tamamlarken diğerleri ayaklanmıştı.
“bence de bizden biriyle çıksan daha iyi olurdu Arya ama madem halledebileceğini söylüyorsun..” Jun sıkıntıyla iç geçirdi.
“hadi millet geç kalıyoruz.” Hyun Joong aralarından geçip kapıyı açtı. Hepsi dışarı çıktığında Hyun bir an düşünüp geri geldi. Bir şeyini unuttu sanırım diye düşünürken geçmesi için yana çekildim ama o daha da yakınıma geldi. Şimdi yüzlerimizin arasında üç dört santim kalmıştı “ sen onlara bakma cadı istediğin kadar kaybolma hakkına sahipsin.” Diyip öylece kaldı. Ben ona gözlerimi kısmış bakarken yüz ifadesi değişti ve gözleri bir an gözlerimden aşağı dudaklarıma kaydı. Tekrar gözlerime baktığında sanki bir şeylere şaşırmış gibiydi. Bir an sonra hepsi gitmişti. Geri çekilip yüzüne o sinir olduğum yapmacık gülümsemesini takıp arkasına bakmadan gitti. Hepsini hayal mi etmiştim?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: -Beklenmedik Çarpışma-   C.tesi Ağus. 14 2010, 14:38

KİM HYUN JOONG

Jun konuşurken grubun diğer üyeleri de endişeli gözlerle Arya ya bakıyordu. Dışarı yalnız çıkmasını istemiyorlardı. Bu kız bir günde nasıl bu kadar sevdirmişti kendini. Hepsi onun büyüsüne kapılmıştı. Evde herkesin yüzünde sürekli bir gülümseme hakimdi. Özellikle de Jun diye düşünmeden edemedim. Kıza bakışlarında farklı bir şey vardı. Bunu daha kendisi bile fark etmemiş olabilirdi ama yukarda onu bana karşı koruyuşu bile.. Yok canım o Jun un tipi bile değil. Değil mi.. belkide ben abartıyorumdur. Kızı hepsi seviyor bu gözlerinden okunuyor. Bu kadar yeter artık işimize koyulmalıyız ve işimiz bebek bakıcılığı değil. Hepsini dışarı çıkardıktan sonra tam gidiyordum ki son bir kez onu kızdırma isteğine karşı koyamadım. Bu gerçekten… eğlenceliydi. Kimi kandırıyorum onu kızdırmak bu aralar yaptığım en eğlenceli şeydi. Ona ters bir şey söylediğimde istisnasız verdiği cevaplar ve cevap verecek zamanı bırakmadığımda yüzündeki o ifade. Benim için görülmeye değer bir şeydi.
Yana çekilmesine fırsat vermeden ona iyice yaklaştım. Kızlar genelde beni yakışıklı buluyorlar. Tamam yakışıklı olduğumun ben de farkındayım. Ve ona bu kadar yaklaşmam sonucunda neler olacağını görmek istiyorum.
“ sen onlara bakma cadı istediğin kadar kaybolma hakkına sahipsin.” derken sinirden gözlerinin kısılmasını büyük bir zevkle izledim. Ben farkına varmadan gözlerim onun yüzünü taramaya başladı. Dudakları.. çok dolgun ve güzeldi.
Hey ben ne yapıyorum böyle! Anlık bir şaşkınlıkla tekrar gözlerine baktığımda onun da beni izlediğini fark ettim. Gözlerindeki şaşırmış ifadeyi görmek beni kendime getiren şey olmuştu. Aceleyle geri çekildim. Yeniden umursamaz tavrıma kavuşmak için çaba sarf etmem gerekti. Kapı ardımdan kapandığında tam bir şaşkınlık içindeydim.
Onu kızdırmayı planlarken kendimi düşürdüğüm duruma bak.
“hey Hyun Joong bize acele etmemizi söyleyen sen değil miydin ağaç olduk burada.” Jung Min in sesiyle kendime gelirken hızlı bir tempoyla onlara doğru yürüdüm.



Saat dört gibi çalışmalara ara verdiğimizde Jung Min in aceleyle telefonuna koştuğunu gördüm. Kesin Arya yı arayacaktı. Eve gittiğimde onla dalga geçebilecek komik bir şeyler duyma umuduyla yanına gittim.
“nerdeyim dedin. Arya orda ne işin var. Kore nin arka mahallelerinde nasıl bir şirket bulmayı planlıyorsun. Adreste ne yazıyordu bana tam olarak okur musun……
Ah hayır kahretsin kavşaktan sola sapmalıydın sağa değil. Tabiî ki de endişelenirim orada nasıl insanlar yaşıyor en ufak bir fikrin bile yok küçük hanım.”
Jun endişeyle yanımıza gelmişti. “neler oluyor Jung? Arya kayıp mı olmuş?”
Jung Min bir yandan Arya yı dinlerken Jun a da kafa salladı.
“tam olarak nerdeymiş şuan öğren ben almaya giderim. Yani sen çok terlisin ondan.”
Jung tekrar kafa sallayıp “Arya sen olduğun yerden kıpırdama Jun seni almaya gelecek. İşlerini artık yarın halletmek zorundasın. Benle beraber tabi.” Karşıdan olumsuz bir cevap alsa gerek “Arya lütfen sorun çıkarma. Evdeyken de halledebileceğini söylemiştin. Ama gördüğün gibi kendini Kore nin arka sokaklarında buldun. Şimdi bana tam olarak bulunduğun yeri tarif et.”
Jung Min telefonu kapattığında Jun da adresi not almayı bitirmişti.

Bir anlık bir dürtüyle Jun un elinden kâğıdı aldım. Onunla biran önce dalga geçme fırsatını kaçırmak istemiyordum.
“siz dansa devam edin. Bugün bu koreografinin bitmesi gerekiyor. Ben dün siz gelmeden önce de çalışmıştım. Benim yerime dansçılardan birini koyun.” Derken Jun bana şaşırmış bir şekilde bakıyordu.
“iyi anlaşamadığınızı düşünüyordum. Ben daha sonra eksiklerimi tamamlarım bunu yapmana gerek yok Hyun.”
“o cadıya bakıcılık yapmaya tabiî ki bayılmıyorum ama dedim ya bu gün bu koreografinin bitmesi gerekiyor. Buraya tekrar gelmeme gerek yok cadıyı da alır eve geçerim. Hadi evde görüşürüz.” Diyerek aceleyle yanlarından ayrıldım.
Yanına gittiğimde Jun u değil de beni görünce Arya nın yüzünün alacağı ifadeyi merak ediyorum doğrusu diye düşünürken gülerek stüdyodan çıkıp arabaya doğru koştum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: -Beklenmedik Çarpışma-   C.tesi Ağus. 14 2010, 14:38

KİM HYUN JOONG DEVAM

Tanrım bu kızın burada ne işi var. Arabayla zorlukla dar bir ara sokaktan geçerken umarım bana verilen adresten ayrılmamıştır diye düşünüyordum. Burada gerçekten başına kötü bir şey gelebilir. Tam da cadıdan beklenebilecek bir dikkatsizlik. Ama hayır cadılığı sadece bana işe yarıyor. Buradaki serserilere göre o kolay lokmadan başka bir şey değil. Binaların yüksekliğinden ışık bile girmiyor bu lanet yere. Lütfen başına bir şey gelmemiş olsun.
Jun gibi konuşmaya başladım. Ne oluyor bana böyle. Hem aradığından beri daha yarım saat bile olmadı. Keşke telefon numarasını alsaydım diye düşünürken onu gördüm. Ve daha fazlasını.
Kahretsin o iki serserinin arasında yumruklarını sıkmış gitmelerini söylerken ne kadar da korunmasız durduğunun farkında bile değil.
Arabayı ani bir frenle yanlarında durdururken üçü de irkilip bana baktı.
“beyler bir derdiniz mi var?” derken iki serseri de istediğim gibi Arya dan uzaklaşmış bana yaklaşıyorlardı. “Arya arabaya bin.”
Ama o hala şaşkın bir şekilde bana bakıyordu. Dediğimi yapacağını sanıyorsam tabiî ki de yanılıyordum.
“hey derdimizi çözmeye mi geldim demiştin yakışıklı çocuk. Eğer öyleyse o yakışıklı yüzünle vedalaşabilirsin.” Diyerek serserilerden biri üstüme atıldı. Aptallar beni fazla hafife alıyorlar. Arkadaşı bana yumruklarını sallarken diğeri gülerek onu izliyordu.
Gelen yumruğu kolumla engelledikten sonra bir hamleyle adamın tökezlemesini sağladım. Ağzından kan akıyordu, sanırım dişi kırılmıştı. Serseri elinin tersiyle ağzını sildikten sonra eline bulaşan kana bakıp bir küfür savurdu. Ben şiddetli bir yumruğu engellerken diğer adamın da sıkılıp arkadaşına yardıma geldiğini gördüm. İşte bu ortalığı biraz karıştıracaktı. Diğeri gelmeden tüm gücümle serseriye bir tekme attım ve onun yere devrildiğini gördüm. Yerden kalkmadığına emin olunca diğerine döndüm. Fakat anlaşılan geç kalmıştım. Yüzüme yediğim yumrukla duvara doğru sendeledim. Duyduğum Arya nın çığlığımıydı? Adamın tekrar vurma girişimine kadar kendimi toparlamıştım. Bu yüzden gelen yumruktan tek bir adımla kaçıp elinin duvara vurmasına izin verdim. Adam bir an acıyla elini tutarken beş saniye sonra o da yerdeydi. Tam Arya ya dönmüştüm ki diğer serserinin sarsak bir şekilde Arya ya doğru yürüdüğünü gördüm. Ben daha ona ulaşamadan Arya adamı fark edip bir yumrukta yere sermişti.
Gülerek “etkileyici” derken ona doğru yürüyordum. Çantasından bir peçete çıkarıp aceleyle alnıma bastırdı. “alnın kanıyor, sanırım kaşın patladı.” Diyip aceleyle beni arabaya doğru ittirdi. Kendisi sürücü koltuğuna otururken “ben kendi başıma halledebilirdim. Ama hayır sen ve yumrukların bir anda olaya dahil olmasanız olmazdı. Şu haline bak kaşın kanıyor.”
“hey sakin ol cadı merak etme bu yara beni öldürmez. Ayrıca kendini ne kadar güzel koruduğunu da gördüm. Onlara gitmelerini söyleyerek ikna etmeye çalışıyordun. Söyler misin aklından ne geçiyordu. Ah pardon sizi rahatsız ettik küçük hanım hemen gidiyoruz demelerini mi bekliyordun.”
“yanlarında ne bileyim bıçak falan olabilirdi lider bozuntusu. Asıl kendini o şekilde ortaya atarken senin aklından ne geçiyordu.”
“seni o şekilde gördükten sonra başka ne yapabilirdim. Sana zarar verdiler diye ödüm koptu bu yüzden ilkini devirene kadar tam olarak ne yaptığımın farkında bile değildim.”
Sessizlik..
Bu cümleyi umursamaz bir şekilde söylemiştim ama kelimelerin ağırlığı resmen aramızda süzülüyordu.
Araba durana kadar benim yol tarifimden ve Arya nın onaylamalarından başka ses duyulmadı.
Hastane de kaşıma pansuman yaptırdıktan sonra tekrar hiçbir şey konuşmadan arabaya bindik.
Bu kadar suskunluk yeter diyip biraz eğlenmek için yüzümü ona döndüm.
“düşündüm de haklısın cadı. Aslında seni kurtarmama hiç gerek yokmuş eminim o serseriler seninle on dakika geçirseler arkalarına bakmadan kaçarlardı.” Ben gülerek ona bakarken Arya gözünü yoldan ayırmıyordu. Hey işte bu garipti. Neden cevap vermiyor ki bu kız. Bu sefer taktik değiştirerek “ama beni şaşırttın cadı o yumruk senden beklemediğim bir şeydi doğrusu.” Dedim.
Yine cevap yok.. Beni duyduğundan bile emin değilim.
Bir anda aklım başıma geldi. Tamam dışardan sarsılmaz gibi görünebilir ama sonuçta başına gelen hiç de kolay unutulacak bir şey değil. Ve bende burada durmuş onunla dalga geçiyorum. Bu halde eve dönmesinin mantıklı olmadığını düşünüp arabayı genelde kafa dinlemek için tek başıma gittiğim deniz kenarındaki banklara doğru sürmesini sağladım.
“hey bu yolun eve gittiğinden emin misin Hyun?” bana ilk defa ismimle hitap etmişti.
“eve gitmiyoruz. Buradan sağa dön biraz hava alsak iyi olur diye düşündüm.”
Arabayı durdurduğunda o etrafa bakarken ben aşağı indim. Ve gözlerimi kapatıp deniz kokusunu içime çektim. Burası her zaman bana huzur veriyordu.
Gözlerimi açtığımda onu sanki karşısında çözemediği bir problem varmış gibi bana bakarken buldum.
“burayı seviyorum. Denizin sesi ve kokusu beni dinlendiriyor.”
“özür dilerim.”
Ben şaşkınca ona bakarken devam ediyordu.
“öncelikle beni almaya oralara kadar geldin daha sonra o.. o iki serseriyle benim yüzümden kavga ettin. Kaşın kanadı. Üstüne ben sana buna gerek olmadığını söyleyerek çıkıştım. Daha en başından teşekkür etmem gerekirken sana kızdım.”
“özür dilerim Hyun Joong.” Derken hala gözlerimin içine bakıyordu. Çenesi titriyordu ama ağlamıyordu. Kendini sıktığını anladım. Kahretsin bu yenilmiş gibi duran
Arya dansa inatçı hazır cevap ve… gülen Arya yı tercih ederim.
“benden özür dilemene gerek yok. Öncelikle seni almaya senle bir an önce dalga geçme isteğime karşı koyamadığım için geldim. O serserileri de görünce aylık antrenmanımı bedavaya getirebileceğimi fark ettim hepsi bu.” Derken yüzünde oluşan gülümsemeyi görünce rahatladım.
Titremesi geçmişti. Gözlerimin içine bakarken gülümseyerek “teşekkür ederim egoistler kralı” dedi. Hyun u tercih ederdim ama eski haline dönmeye başlaması iyiye işaretti sanırım.
bir dakika mı geçmişti bir saat mi.. farkında değildim gülümseyerek gözlerimin içine bakarken zaman kavramını yitirmiştim.
Çalan telefonumla ikimizde irkildik. Arayan Jung Min di.
Hiçbir girişe gerek duymadan “onu buldun mu” derken sesi endişeliydi.
“evet şu an yanımda sorun yok. Sadece bugün işlerini halletmesine izin vermediğin için sinirli.”derken Arya ya göz kırptım. Ve karşılığında muhteşem bir gülümseme aldım.
“siz çalışmayı bitirdiniz mi?”
“ıı hayır henüz değil. Sen gittikten sonra Young Saeng ve Kyu çok acıktıklarını fark ettiler. Bu yüzden biraz zaman kaybettik.”
“Jung Min bu gün o koreografinin bitmesi gerek daha kaç defa söylemem gerek.”
“tamam Hyun bu gün bitirmeden gelmeyeceğiz eve söz hadi daha fazla lafa tutmada başlayalım çalışmalara. Arya ya da söyle umarım bu günkü macera kotasını doldurmuştur. Biz gelene kadar rahat dursun lütfen.”
“büyük bir zevkle iletirim. İyi çalışmalar.” Diyip telefonu kapattım. Arya soran gözlerle bakarken Jung Min in söylediklerini tekrarladım.
“hah sanırım Jung Min in açıklığa kavuşacak yeni bir çocukluk anısı zamanı gelmiş.”
Derken gözleri parlıyordu.
“karnım çok acıktı hadi acele et cadı yoksa seni burada bırakırım.” Dememin ardından cebinden arabanın anahtarını çıkarıp sallayarak “bir şey mi dedin egoistler kralı” derken pis pis sırıtıyordu.
Bir an gözlerimi kısıp ona bakarken kendimi daha fazla tutamayıp gülmeye başladım o da benle gülerken ikimizde arabaya bindik.
Gün asla tahmin edemeyeceğim yerlere sürüklenmişti. Arya nın hala gülümseyen yüzüne bakarken bana yıllarca huzur verdiğini düşündüğüm bu yerin bile şu an hissettiğim sıcaklığı ve dinginliği asla veremediğini fark etmemeye çalıştım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: -Beklenmedik Çarpışma-   C.tesi Ağus. 14 2010, 14:39

ARYA

Ne gündü ama.. Fark ettirmemeye çalışarak ona baktığımda karşımda ne gördüğümü artık tam olarak bende bilmiyordum. Bu adam sabahki nefret ettiğim adam olamaz, bu adam kendini hiç düşünmeden önüme atan ve daha sonrasında beni güldürmek için bunun bir antrenman olduğunu söyleyen kişi de olamaz.
Ama bu düşündüklerim gerçeği değiştirmez. Onun bunları yaptığı gerçeğini. Ah kafam allak bullak. Bugün yaşadıklarım beni gerçekten çok yordu. Bugün yaşadıklarım..
Hayatımda hiç bu kadar korktuğumu hatırlamıyorum. O adamların bana yapabileceği şeyler.. Kahretsin düşünmek dahi istemiyorum.
“Ee cadı bu akşam ki menümüzde ne var? Bize neler yapacaksın.”
“Imm pizza kutusunun kapağını açabilirim böylelikle sende bardakları doldurursun ve yemek hazır olur.”
“evet sanırım bunu yapabilirim.” Derken o kadar güzel gülümsüyordu ki bunu daha önce nasıl fark etmemiştim anlayamıyorum.

Eve vardığımızda hava kararmak üzereydi. Yolda sadece pizza ve cola almak için durmuştuk. Üstümüzü değiştirmek için ikimizde odalarımıza çıktık. Altıma beyaz kısa bir şort giyip üstüme de gri askılı bir badi geçirdikten sonra yüzümü yıkayıp rahatlamak için banyoya gittim. Saçlarımı açık bırakmaya karar verip sadece önümdekileri küçük bir tokayla arkaya tutturdum. Bilekliğimi çıkarmak için uğraşırken bir yandan da banyonun kapısını açıyordum. Ve hayatımda üçüncü kez aynı insana çarpıp yere serildim. Ama bu sefer düşmemek için ona tutunayım derken onun da benle beraber düşmesine sebep olmuştum.
“Hyun artık buna bir son vermemiz gerekmiyor mu sence de?” derken gülerek kafamı kaldırmaya çalışıyordum. Hyun hiç bir şey söylemeden gözlerimin içine bakıyordu. Aynı bu sabahki gibi.. Ama bu seferkinden farkı arkasını dönüp gitmek yerine yüzünü hala benimkine doğru yaklaştırmasıydı. Ne yapmalıydım. Onu ittirmem gerekiyordu ama kollarıma söz geçiremiyordum. Sanırım bunu istediğimden de emin değildim. bu yüzden o yaklaşırken beklentiyle gözlerimi yumdum. Ama o öpücük hiçbir zaman gelmedi. Merakla gözlerimi açtığımda gülerek yüzüme bakarak “kandırdım” dedi. Tanrım kabus mu görüyorum? Kendimi salak yerine düşürmüştüm resmen.
Üstümden kalkarken hala şaşkınlıkla ona bakıyordum. Ardından hissettiğim yoğun öfkeyi belli etmemek için ellerimi yumruk yapıp “sen… sen…” içime büyük bir nefes çekip tekrar konuşmaya çalıştım. “ çok acıktım. Gelmiyorsan hepsini ben yerim.” Derken bende ayaklanmıştım. Ardıma bakmadan hızlıca merdivenlerden indim.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: -Beklenmedik Çarpışma-   C.tesi Ağus. 14 2010, 14:39

KİM HYUN JOONG


Üstüme rahat bir şeyler geçirmek amacıyla odama girdim ve doğruca gardırobuma yöneldim. Siyah bir eşortman altı ve beyaz bir t-shirt seçtikten sonra saçlarımı düzeltmek için ayna karşısına geçtim. Ve o an fark ettim yüzümdeki gülümsemeyi. Neden gülüyordum? Çünkü aklımda hala Arya nın araba anahtarlarını sallarkenki gülümsemesi vardı.
Anlamı ne bunun? Bir anlamı olmak zorunda mı ki. Tabiî ki de olmak zorunda hissettiklerim… hissettiklerim.. Ne hissediyorum?
Korku.. Evet şu an hissettiğim en güçlü duygu bu. Hayatım boyunca hiçbir kızın beni birazcık bile etkilemesine izin vermedim. “Benim” etkilendiğim kızlarla sadece vakit geçirdim ve eğlendim.. Asla gülümsemelerini düşünüp bende gülümsemedim ya da onlar için kavga etmedim. Bu iş tehlikeli bir boyuta gelmeden önce aklımı başıma almalıyım. Ve.. ve ondan uzak durmalıyım. Evet yapmam gereken işte bundan ibaret.
Kararlı ve emin adımlarla banyoya doğru yürürken kendimi rahatlamış hissediyordum.
Elimi kapıyı açmak için kaldırmıştım ki Arya nın dengesini bulmak için bana tutunmasıyla kendimi yerde buldum.
Bu işin artık komik bir hal aldığını düşünerek kafamı kaldırdım. Kahretsin fazla yakındık…
“Hyun artık buna bir son vermemiz gerekmiyor mu sence de?” derken onu duymakta zorlanıyordum. İnanılmaz bir çekimle resmen ona sürükleniyordum. Önce gözlerinin şaşkınlıkla açıldığını fark ettim daha sonra ise sessiz bir kabullenişle kapandığını. Tanrım beni durdurmayacaktı! Ama olamaz, yapamam. Yapmamalıyım… Bu her şeyi daha da karıştırmaktan başka işe yaramaz.
Kendimi geri çekmek için tüm irademi kullanmam gerekti. Ama başardım ve aramıza yarım metre kadar mesafe koydum. Gözleri hala kapalıydı. Çok.. güzel. Kahretsin bu kadar güzel olmak zorunda mı sanki. Ne saçmalıyorum ben.
Gözlerini açtığında gülerek “kandırdım” derken hiç zorlanmadım. Yine bana ters bir cevap verecek ve eski halimize geri dönüceğiz diye düşünüyordum.
Ama bakışlarındaki öfkeyi gördüğümde yanlış bir şey söylediğimi anladım. Derin bir nefes alıp tekrar gözlerini açtığında gözleri tam tersine buz kadar soğuktu. Daha önce asla olmadığı kadar soğuk… “ çok acıktım. Gelmiyorsan hepsini ben yerim.” Diyip giderken hissettiğim korku beş dakika öncesine kadar hissettiğimin anlamsızlığını haykırıyordu sanki. Ardından içimde büyük bir boşlukla bakarken böylesinin daha kolay olacağına kendimi inandırmaya çalışıyordum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: -Beklenmedik Çarpışma-   C.tesi Ağus. 14 2010, 14:39

KİM HYUN JOONG DEVAM


“Arya colayı verir misin?”
Üçüncü konuşma çabamda boşuna giderken Arya yüzüme dahi bakmadan şişeyi önüme koydu. Ah bu iş giderek daha da canımı sıkıyordu. Daha fazla dayanamayacağımı anlayınca özür dilemek için tam ağzımı açmıştım ki.. Kahretsin ne diyeceğim ki pardon Arya az kalsın seni öpüyordum. Aslında öpmek istememiştim. E tabi daha sonra bir de kandırdım dedim onu da demek istememiştim. Ben böyle hep yapmak istemediğim şeyleri yapar ve söylerim mi? Saçmalıyorsun Hyun Joong.
Ben sıkıntıyla iç çekerken çalan telefonla ikimizde irkildik. E doğal tabi evde ölüm sessizliği hakimdi. Arya arayan kişiyi görünce gülümsedi ve “Eric sonunda aradın.”
Eric? Konuşmayla ilgilenmiyormuş gibi yapmak için ağzıma pizza attım ve çiğnemeye başladım. “Ee ne zaman evime geçiyorum?” Gidicekti..
“kahretsin hala dönmemiş mi?” Gitmiycekti..
“iki gün sonra mı?”
En azından henüz.
“peki. Uğraştırdım seni de kusura bakma. Hoşça kal canım.”
Telefonu kapatırken gerçekten üzgün görünüyordu. Burada benimle yani bizimle kalmak bu kadar mı kötüydü onun için?
“anlaşılan daha 2 gün buradasın cadı.”
Aşağı indiğimizden beri ilk defa yüzüme baktı ve “evet ev sahibi 2 gün sonra dönüyormuş. Bu süre zarfında rahatsızlık verdiğim için üzgünüm ama günü ileri almak için yapabileceğim bir şey yok.”
Tanrım lokmayı yutmakta bu kadar zorlanmamın sebebi bu bakışlar bir insanı öldürecek güçteydi. Buna daha fazla seyirci kalamam.
Yerimden doğrulup elini tutarken şaşkın gözlerle bana bakıyordu. Sonunda o soğuk bakışlar dışında bir ifade. Sanırım doğru yoldaydım.
“hadi dans odasını görmek istiyordun. Tek başına gidip aynaları falan kırmanı göze alamam beraber çıkalım.”
“aynaları kırmamı göze alamıyosun ama unutma ki beraber çıkarsak o aynalar senin kafanda kırılabilir. Yani kendi sağlığın için daha sonra yalnız çıksam daha iyi. Hem bugün çok yoruldum, yatsam iyi olucak.” Derken elimden kurtulmaya çalışıyordu.
“sanırım bu riski göze alabilirim. Sağlığım konusunda da endişelendiğin için teşekkürler.”
İnanamayan gözlerle bana bakarken bir anlık boşluğundan yararlanıp onu kaldırdım ve merdivenlere doğru sürükledim.
Odaya vardığımızda bileğini ne kadar sıktığımın farkına varıp elimi gevşettim ama bırakmadım. “çek şu pençelerini canım acıyor.”
Yine pençe dedi. “ne demek?”
Anlamamış gözlerle bana bakarak sıkıntıyla “ne ne demek?” derken hala elini benden kurtarmaya çalışıyordu.
“pençe. Dün de bununla ilgili bir şey söylemiştin.”
Şaşkınca bana bakarken sanki gülüp gülmemekte kararsız kalmış gibi “sen pençenin anlamını bilmiyor musun gerçekten de?” dedi.
“bilsem sormazdım herhalde. Ama içimden bir ses iltifat olmadığını söylüyor.”
Lafımı bitirmemle kahkaha atması bir oldu. Artık elini kurtarmaya çalışmıyordu.
Sıkıntıyla “tamam sormadım farz et. Bu kadar gülecek ne varsa.” Derken o tutmadığım diğer elini karnına bastırmış gülmeye devam ediyordu.
Gülmesi durduğunda gözlerini silerek etrafına bakmaya başladı. Burası evin en geniş odasıydı. Bir duvar baştan sona aynalarla kaplıydı. Balkona açılan tarafta köşede müzik seti duruyordu. Bunların dışında oda daha rahat dans edebilmemiz için tamamıyla boştu.
O etrafı incelerken ben de barışma çabalarımı hatırlayıp müzik setine doğru yürüdüm ve SS501 şarkılarından birini koyup yanına döndüm.
“sana inanılmaz bir iyilik yapacağım cadı. Dans ederken beni yakından görme şerefine nail olacaksın. Bunun için tüm servetini verecek insanlar var emin ol.”
Eskisi gibi buz gibi gözlerle olmasa da temkinli bakışlarla yüzüme bakıp “dans ederken ayağına takılıp düşmede bana derken sen aynaları kırma.” Derken tamamıyla umursamaz görünüyordu.
“beni merak etme cadı sen kendin için endişelen. Dansımı izlerken kendini kaybedip düşüp bayılma” derken göz kırparak ondan bir iki adım uzaklaştım ve müziği başlattım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: -Beklenmedik Çarpışma-   C.tesi Ağus. 14 2010, 14:40

ARYA

Ne yapmaya çalışıyordu bu çocuk?
Önce kendince saçma şakalarıyla beni aşağıladı sonra sanki hiçbir şey olmamış gibi resmen buraya sürükledi.
Şimdi de kendini beğenmişliğin sınırlarında bana onu dans ederken yakından izleme fırsatını bahşedeceğini duyurdu.
Ne sanıyordu kendini? Onu dans ederken görünce kendimden geçeceğimi ya da bir an da onun için ölüp biteceğimi mi? Böylelikle onunda benimle dalga geçmek için daha fazla fırsatı olur.
Hıh daha çok bekler. Kendini beğenmiş lider bozuntusu ne olacak.
Sakin ol Arya sakin ol. Sinirlendiğini görmek onun daha fazla hoşuna gidecek.

Başlayan müzikle beraber gözlerini açtı ve kendinden emin hareketlerle şu müthiş dansına başladı.
Hıh, En azından dans etmeyi biliyormuş… Peki, fena değil… İyi olduğu söylenebilir aslında… Tanrım şu hareketlere, vücudunu kullanışının güzelliğine bak…
Geçen yıl boş kalan nadir zamanlarımda dans dersleri almıştım. Yani az çok anlıyorum bu işten ve elimde olmadan kendini beğenmişlik abidesinin dansından daha da etkileniyorum.
Odaklan Arya… Hayran hayran bakmayı kes artık. Kim bilir dışardan nasıl görünüyorum. Az kalsın salyalarım akacak.
Hah bide göz kırpıyor. Ne kadar etkilendim anlatamam.
Olamaz!! Neden t-shirt nü çıkarıyor ki bu!!
Tanrım şu kaslara bak…
Aniden gözlerimi kapattım ve içimden ona kadar saymaya başladım.
“Arya iyi misin?” ses o kadar yakınımdan ve beklenmedik geldi ki yapmamam gereken bir şey yapıp gözlerimi açtım. Üstü tamamen çıplak, bana bu kadar yakın…
“tabiî ki de iyiyim. Dansının müthişliğinden etkilenip gerçekten kendimi kaybetmedim herhalde.”
Utanç içindeyim..
Yüzünde o kadar güzel bir gülümseme belirdi ki az kalsın ona olan tüm kinimi unutacaktım.
“yani dansımın müthişliğini kabul ediyorsun?”
Evet harikaydı. “eh idare ederdi işte. Yanılmıyorsam sizin şarkılardan biriydi. Kim bilir kaç kere üzerinde çalışmışsındır.”
Hala gülümseyerek “beni kışkırtmamalıydın cadı eminim ikimiz doğaçlama bir dans deneyebiliriz. Ben edemesem de senin mükemmel dans ettiğine eminim. Yoksa edemiyor musun?”
Pislik. Fena köşeye sıkıştırmıştı.
“senden daha kötü olamayacağıma göre deneyebiliriz.”
Müzik setine yeni bir cd koydu ve hızlıca yanıma geldi. Imm sanırım bu şarkıyı biliyorum. Se7en La La La.
Ben “iyi de bu şarkı slov?” derken elini belime koymasıyla irkildiğimi belli etmemek için elimden geleni yaptım.
“hareketli şarkıya herkes uyum sağlar. Benim ne kadar kötü dans ettiğimi daha iyi yüzüme vurmak istersin diye düşünmüştüm. Yanılmış mıyım yoksa?
Niye bu kadar yakınımda olmak zorundaydı.
“yanılmamışsın.”
Fark etmeden yerimizde müziğe uyumlu sallanmaya başlamıştık. Elimi boynuna koyarken direk gözlerimin içine bakıyordu. Beni kendine daha da yaklaştırdı. Vücutlarımız aynı anda hareket ediyordu. Bir bütündük sanki. Elimi göğsüne koyup onu ittirdim yavaş yavaş müziğe uyumlu bacaklarım üzerine çöktüm. Kalktığımda gülümseyerek onu kendime çektim. Beklemediği ortadaydı. Bir an hareketsiz kaldı. Daha sonra o da gülümseyerek beni döndürdü ve tekrar kendine çekti. Ellerimi omuzlarına koydum. Çıplak omuzlarına…
Beni belimden kavrayıp bükerken o da üstüme eğildi ve şarkıyı mırıldandı.
Kaldırırken hala gözlerimin içine bakıyordu. Ani bir hareketle ellerinden kurtuldum ve ona sırtımı dayadım. Elleri şimdi tekrar belimdeydi. Yavaş yavaş dönerek etrafında dolanıp arkasına geçtim. Pürüzsüz sırtına dokunup kendimi ondan yarım metre kadar çektim. Arkasını döndü ve elini uzattı. Gözlerimi gözlerinden ayırmadan elimi uzattım ve kolunun üzerinde dolanıp tekrar onla bütünleştim.
Ellerimi tekrar boynuna doladığımda müzik bitmek üzereydi. Parmaklarımı yavaşça yüzüne doğru kaydırdım. Sanki rüyadaymış gibi bana bakıyordu. Parmak uçlarıma kalktım ve onu yavaşça kendime doğru çektim. Gözlerini kapadı. Yüzlerimiz nerdeyse birbirine değmek üzereydi. Suratını geçip kulağına fısıldadım.
“kandırdım.”
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: -Beklenmedik Çarpışma-   C.tesi Ağus. 14 2010, 14:40

KİM HYUN JOONG

Tanrım rüyada mıyım?
Onun kollarımın arasında olması inanamayacağım kadar güzel. Kalbim kulaklarımda atıyor sanki. Umarım o duymuyordur.
Etrafımda dönerek arkama geçti. O tatlı esinti beni kendimden geçirdi. Ardından sırtımdaki dokunuşlarını hissettim. Ve bir an sonra yoktu. Telaşla arkamı döndüm. Benden yarım metre kadar uzakta gülümseyerek bana bakıyordu. Sanki ondan ayrı kalmaya dayanamıyormuş gibi elimi uzattım. Dayanabiliyor muydum?
Bu soruyu şimdilik geçsek iyi olacak. Yeniden gülümseyerek elimi tuttu. Kolumun üzerinde döndürerek onu bedenime yapıştırdım. Ona sarılmak…
Saçlarının kokusunu içime çektim. Yüzünü tekrar bana dönüp ellerini boynuma doladı. Tanrım bu an hiç bitmesin. Parmakları artık yüzümde dolaşıyordu. Evet bu bir rüya olmalı. O havaya yükselirken bende ona sürükleniyordum. Buna daha fazla karşı koymam imkansız. Sanırım korktuğun şey başına geldi Hyun Joong… Arya ya aşık oluyorum… Kimi kandırıyorum zaten bunu en başından beri biliyordum. Sadece inkar etmek en kolay yoldu. Gözlerimi kapayıp artık sabırsızlandığım o anın gelmesini bekledim.
“kandırdım.”
Dünyanın alt üst olması bunun gibi bir şeydi demek ki…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: -Beklenmedik Çarpışma-   C.tesi Ağus. 14 2010, 14:41

ARYA

Geri çekilirken yüzüme zor da olsa bir gülümseme koymayı başarmıştım. Gözlerinde şaşkınlık ve adını koyamadığım bir duygu daha vardı sanki. Hüzün? Yok canım üzülmesi için bir sebep yok ki.
Kahretsin zaferimi kutlamak varken bir şekilde kendimi suçlu hissetmemi sağlamıştı. Neden suçlu olayım ki? Onun bana yaptığından farklı bir şey değildi yaptığım.
Kapının açılmasıyla ikimizde irkildik. Neyse ki Jun içeri girmeden birkaç saniye önce ondan bir adım uzaklaşmayı başarmıştım.
“Sonunda buldum sizi” merdivenlerden aşağı “Jung Min dans odasındalar, iniyoruz şimdi aşağı.” Diye bağırdı.
Aceleyle Jun un yanına gidip merdivenlerden inmeye başladım. Nedense Hyun un yüzüne bakmak istemiyordum. Orda göreceğim şey beni korkutuyordu.
“arabayı dışarıda gördük ama sizi evde bir türlü bulamadık. Telefonlarınızda aşağıdaydı. Daha sonra aklıma dans odasını merak ettiğini söyleyişin gelince bir de buraya bakayım dedim. Siz napıyordunuz orda öyle dikilmiş?”
“şey hiç, Hyun dans odasını gösterdi bana iniyorduk bizde tam da.”
Hyun un arkamızdan gelen ayak seslerini duyuyordum ama bunun dışında hiç sesi çıkmıyordu.
Son merdiveni indiğim anda Jung Min yanımda bitti. “ne işler açtın başına anlat bakalım, Hyun adresi bulmakta zorlanmadın umarım” derken bir bana bir Hyun a bakıyordu.
“hayır. Arya yı tam da söylediği yerde buldum ve eve geldik.” Söylemeyecekti… Aynı gün içinde bu ona ikinci minnet duyuşumdu. Jung Min olanları duysa demediği lafı bırakmazdı. Ama sesi o kadar duygudan yoksundu ki kendime engel olamadım ve ona bir bakış attım. Gayet normal gözüküyordu. Diğerleri de hiçbir şeyin farkında değil gibiydi. Acaba kuruntu mu yapıyorum.
“büyütülecek bir şey yok Jung taksiden yanlış yerde indim ve yolu şaşırdım sadece.”
“yarın beraber çıkarız. Yanında olmazsam içim rahat etmez.”
“tamam.”
İtirazsız kabullenişim onu şaşırtsa da yorum yapmadı.
“çok acıktım. Siz bir şey yediniz mi?”
“pizza aldık. Biz yedik sizinkiler mutfakta.” Jun onaylayıp mutfağa yöneldi.
“ben yatıyorum beyler. Yorucu bir gündü. Sabah görüşürüz.” Hyun merdivenlere yönelirken yüzüme bile bakmamıştı. Ayrıca “beyler” de ne demekti bizi adam yerine koymuyordu anlaşılan. Diğerleri ona iyi geceler diledikten sonra mutfağa yöneldiler. Kendime hakim olamadan peşinden gittim.
Ona yetiştiğimde odasına girmek üzereydi.
“hey lider bozuntusu!”
Arkasını dönmeden yerinde durdu. Yanına gittim. Ne diyecektim?
Ben diyecek bir şey bulamayınca yeniden bir şey söylemeden odasına yöneldi. Kolundan tuttum. Bu sefer bana bakmasını sağlamıştım.
“evet?”
Resmen ağzım kurumuştu. Orda öylece gözlerine bakarken ne diyebilirdim ki. Tam bir şeyler saçmalamak için ağzımı açmıştım ki arkamızdan Jun un sesi duyuldu.
“Arya yatmıyorsun değil mi? Müsaitsen seninle bir şey konuşmak istiyorum.”
“tabiî ki Jun.”
Sıkıntıyla yüzümü Hyun a çevirdim. “iyi geceler”
Gayet ciddi bir yüz ifadesiyle kafasını hafifçe eğdikten sonra odasına girdi.
“evet Jun ne diyecektin bana?”
“aslında bir şey demiyeceğim, bir şey vereceğim.”
Anlamamış gözlerle ona bakarken cebinden bir şey çıkardı ve elime koydu.
“Kyu ve Young Saeng yemek yerken hava almak için dışarı çıkmıştım. Görünce sana çok yakışacağını düşündüm. Umarım beğenirsin.”
Elime baktığımda gümüş bir kolyeden bahsettiğini gördüm. Sol anahtarı şeklindeki bu kolye çok güzeldi.
“Jun bu gerçekten çok güzel. Ama ne gereği vardı durup dururken.”
“bunun yerine teşekkür ederim Jun u tercih ederdim ama başındaki çok güzel ifadesi seni kurtarabilir sanırım.”
O kadar sıcak gülümsüyordu ki onu geri çevirmek imkansızdı.
“teşekkür ederim Jun. Gerçekten çok güzel. Takmama yardım eder misin?”
Gülümsemesi daha da mükemmel bir hal alıp elimden kolyeyi alıp arkama geçti.
Ve tam o an da gördüm Hyun un odasının kapısının açık olduğunu. Benim kafamı oraya çevirmemle kapının hızlıca kapanması bir oldu.
Jun şaşkınca bakışlarını odaya çevirdi. Bense gözlerimi oradan alamıyordum zaten. Hyun un bizi görmüş olma ihtimali beni niye beni bu kadar rahatsız etti ki.
Gözlerimi hala kapıdan alamazken Jun dikkatini tekrar bana vermiş olmalı ki konuşmaya başladı.
“Arya umarım şu evinin anahtarı hiç gelmez. Şimdiden burada görmeye o kadar alıştım ki seni gerçekten özliycem.”
“abartma Jun evden gitsem de hala Kore deyim ve sizi bol bol rahatsız edeceğime sana garanti verebilirim.” Derken Jun un davranışlarında bir gariplik olmadığına kendimi inandırmaya çalışıyordum.
“şey eğer kusura bakmazsan bende yatsam iyi olucak. Bu gün benim içinde çok yorucuydu. Yarın da şirkete gideceğim için enerji toplamalıyım.”
“tabi haklısın. O zaman iyi geceler Arya” diyip bir eliyle kafasını kaşırken o kadar tatlı gözüküyordu ki ona çok sıcak bir gülümsemeyle karşılık verip iyi geceler dilerken tüm sıkıntımı unutmuştum. Bu çocuğun gülüşü bana huzur veriyordu sanki.
Ama ne yazık ki kafamı yastığa koyduğum anda tüm sıkıntılar geri gelmişti. Neyse ki bu gün yaşadıklarım beni gerçekten çok yormuştu. Birkaç dakika sonra uykuya dalmadan önce düşündüğüm son şey “yarın güzel bir gün olacak”tı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
my_angel



Mesaj Sayısı : 913
Points : 3449
Reputation : 126
Kayıt tarihi : 05/07/10
Yaş : 25
Nerden : SS501 in nefes aldığı heryerden...:))

MesajKonu: Geri: -Beklenmedik Çarpışma-   C.tesi Ağus. 14 2010, 15:25

Böyle daha iyi olmuş canım baya dağınıktı, tüm bölümler birarada
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: -Beklenmedik Çarpışma-   C.tesi Ağus. 14 2010, 15:47

evet evet bende öyle düşünerek topladım bir araya:D
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: -Beklenmedik Çarpışma-   C.tesi Ağus. 14 2010, 21:34

ARYA DEVAM

“Sanırım güzel oldu.” Beyaz kalın askılı bir elbise giymiştim. Göğüs tarafında oturtmalı aşağı doğru hafif genişleyen ve eteğinin sol tarafında kırmızı işlemeleri olan diz üstü bir elbise. Aynada kıyafetlerime bakarken bu gün bir farklılık yapıp biraz makyaj yapmaya karar verdim. Hafif kırmızı bir far, göz kalemi, rimel ve birazda kırmızı rujla hazırdım işte. Saçlarım… Sanırım bugün farklılık günü. Normalde kendi hallerine bıraktığım dalgalı saçlarımı bugün maşayla biraz daha hareket vermiştim. Elim boynuma dün gece Jun un verdiği kolyeye gitti. Elbisemle çok güzel uymuştu, bu yüzden çıkarmamaya karar verdim. Hem Jun da sevinirdi. Onu bilmem ama ben hediyelere biraz fazla anlam yüklüyordum sanırım. Neyse ben olsam hediyemin takıldığını görsem mutlu olurdum. Bu yüzden çantamı da alıp aceleyle odadan çıktım. Jung Min i bekletirsem başımın etini yer. Ben de onunkini tabi. Bunu düşünerek yüzümde bir gülümsemeyle odanın kapısını örterken karşı kapının da açıldığını duydum.
“günaydın” derken yüzümde canlı tutmayı başardığım gülümsememle resmen savaş veriyordum. Hyun un cevabını beklerken nefes almayı bile unutmuş olabilirdim.
Sesimi duyduğunda kayıtsızca yüzüme baktı. Aniden değişen yüz ifadesi benim için son derece tatmin ediciydi. Sanırım daha sık makyaj yapmalıydım. Beni baştan ayağa süzdükten sonra yüz ifadesini kontrol edip eski umursamaz haline dönmesi bir an sürdü.
“günaydın”
Tanrım bu sıcakta üşüyebilirdim. Bu ne soğukluk böyle.
“nasıl olmuşum Hyun? Fazla abartmamışımdır umarım ama üstümdeki ilk izlenimleri iyi olsun istedim.”
Anlamamış gözlerle yüzüme bakarken sıkıntıyla açıkladım. “bu gün şirkete gideceğim ya.”
Beni bir kez daha tekrar süzerken gözleri bir an kolyem üzerinde takıldı. “idare eder.”
Hah başka ne bekliyordum ki?
Elimden geldiğince yapmacık bir gülümsemeyle –buna gülümseme değil yüz buruşturma dense daha doğru olabilir sanırım- bir an suratına baktıktan sonra bilerek saçlarımı savurarak yanından geçtim. Umarım saçlarım yüzüne kırbaç gibi şaklamıştır diye düşünürken arkamı dönüp tekrar bakmamak benim için güç bir irade savaşı olmuştu. Fakat kazandım.
Merdivenlerden indiğimde gözlerim Jung Min i aradı ama ortalarda gözükmüyordu. Hah bir de bana geç kalma der beyefendi daha kendisi hazırlanamamıştı anlaşılan.
Kyu ve Young Saeng in sesleri mutfak tarafından geliyordu. Jun ise koltuğa uzanmış laptopuyla kendi âlemindeydi. Sessizce etrafından dolaşıp arkasına geçtim. Eğilip bende onla beraber açtığı sitelere bakmaya başladım. Fotoğrafçılık mı?
Yüzümde bir gülümsemeyle “Jun ne zamandır fotoğraf çekmekle ilgileniyorsun?” derken sesimden ve varlığımdan o kadar irkildi ki şaşkınca kafasını bana çevirdi. Ona o kadar yakın duruyordum ki beni fark etti sanmıştım.
Ona o kadar yakın duruyorum ki… Kahretsin.
Resmen kendimi felç inmiş gibi hissediyordum. Oysa kulağındaki kulaklıkların biri düşmüş şaşkınca bana bakıyordu. Gözleri yavaş yavaş kırmızı ruj sürdüğüm dudaklarıma indi. Daha sonra derin bir nefes alıp kendini geri itti.
“ö özür dilerim Jun beni fark ettin sanmıştım.”
Niye bu kadar telaşlanmıştım ki. Gerçi onunda benden kalır yanı yoktu hani. Hala tek laf etmeden gözleri kocaman bana bakıyordu. Daha sonra bakışları yavaş yavaş aşağı doğru indi.
“çok..çok güzel görünüyorsun.”
İçimi bir sıcaklık kaplamıştı. Beni beğenmesi niye bu kadar hoşuma gitmişti ki. Tanrım kafayı yiyorum sanırım.
“teşekkür ederim.” Diyip gülümsedim. Bakışları kolyeme odaklandığında o kadar güzel gülümsedi ki biraz önce hissettiğim sıcaklık tüm bedenime yayılmıştı şimdi.
Gözlerine tekrar baktığımda sanki bakışlarıyla o da bana teşekkür ediyordu. Kolyesini taktığım için. Bu yüzden sabah ki kolyeyi takma kararımdan dolayı kendimi tebrik ettim.
Jung Min son iki basamağı atlayıp aceleyle kapıya yöneldi. “hadi Arya geç kalmayalım”
“hıh şuna bak sabahtan beri seni bekliyorum burada. Sanki makyajını tamamlayıp gelemedin bir türlü.”
“bir lafın da altında kal yani.” Derken bize doğru yürüyordu.
“bugün sende bir değişiklik mi var ne? Ne yaptın gözlerine öyle?”
“biraz makyaj yaptım. Ünlü seksi karizma SS501 üyesi Jung Min in yanında dolaşacaksam dış görünüşüme dikkat etmeliyim diye düşündüm.”
“ne fark eder ki sonuçta senden bahsediyoruz. En fazla ne kadar güzel olabilirsin.”
Merdiven tarafından gelen sesle hepimiz o tarafa döndük. Hyun Joong sırtını duvara dayamış bize bakıyordu.
Bu her zamanki laf sokuşlarından değildi. Eskilerinde ki muziplik ve masumluk bu sözlerde yoktu. Belki de bu yüzden ilk defa azımı açıp ona cevap veremedim. Gözlerimin dolmasından korkuyordum.
“Hyun eminim öyle demek istemedi Arya. Sen her halinle güzelsin.”
Jun etkilendiğimi görmüş beni teselli etmeye çalışıyordu.
Bense dikkatle Hyun a bakıyordum. O kadar… sert bakıyordu ki. Sanki hiçbir lafım onun yumuşamasını sağlayamıycaktı.
“bence de büyüleyici görünüyorsun Arya. Kısmetimi kapatacaksın. Magazincilere falan yakalanmayız umarım seni kesin sevgilim sanırlar.”
Jung Min bile bana laf atmayı bırakmış iltifat ediyordu. Bu kadar üzüldüğümü görmeyen tek kişi Hyun muydu? Neden bahsediyorum umurunda bile değildim.
“hadi çıkalım kuzen. Söylediğin gibi geç kalmak istemem.”
Kapı ardımızdan kapanırken Jun un Hyun a çıkıştığını duyar gibi oldum. Umursamadan arabaya doğru yürürken çekeceğim güzel fotoğrafları düşünüp yüzümdeki gülümsemeyi yerine oturttum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
my_angel



Mesaj Sayısı : 913
Points : 3449
Reputation : 126
Kayıt tarihi : 05/07/10
Yaş : 25
Nerden : SS501 in nefes aldığı heryerden...:))

MesajKonu: Geri: -Beklenmedik Çarpışma-   C.tesi Ağus. 14 2010, 21:47

Canım harika olmuş...Jun adına çok sevindim Yeni bölüm için sabırsızlıkla bekliyorum
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: -Beklenmedik Çarpışma-   C.tesi Ağus. 14 2010, 21:53

ilerki bir kaç bölümü aklımda tasarladım gibi:D bir dahaki arya bölümümüzde süper bir atraksiyon yaşanacak sanki:d
flaş flaş flaş yoksa beklenen öpücük geliyor muuuuu???
pekii kimleee????
soruların cevabı için bizden ayrılmayın. beklenmedik çarpışma iyi akşamlar diler:D:D
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
my_angel



Mesaj Sayısı : 913
Points : 3449
Reputation : 126
Kayıt tarihi : 05/07/10
Yaş : 25
Nerden : SS501 in nefes aldığı heryerden...:))

MesajKonu: Geri: -Beklenmedik Çarpışma-   C.tesi Ağus. 14 2010, 22:30

Ha ha süpersin canım, dizi fragmanı gibi olmuş
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
hyun joong^^flower



Mesaj Sayısı : 576
Points : 3108
Reputation : 30
Kayıt tarihi : 01/04/10
Yaş : 29
Nerden : İSTANBUL

MesajKonu: Geri: -Beklenmedik Çarpışma-   C.tesi Ağus. 14 2010, 23:31

Toparlaman güzel olmuş aslıcım bende kendi hikayelerim için düşünüyoruö ayrı sayfada açmak baştan aklıma gelmedi çünki herkesin yazabileceği bi form vardı gerçi ben yazıp o gün içerisinde bitiriyorum sen bölümce yazdığından süper olmuş ve bu son bölümde çook güzeldi aa
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: -Beklenmedik Çarpışma-   C.tesi Ağus. 14 2010, 23:37

çok teşekür ederm cnm:D hikayeyi toplamak benm için de cok iyi oldu çünkü eski bmlümlerden kısımlar hatrlamam grekiyor bazen bulması zor oluyordu. neyse umarım bundan sonraki bölümleri de beğenirsiniz.:D:D
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: -Beklenmedik Çarpışma-   Bugün 22:25

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
-Beklenmedik Çarpışma-
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 14 sayfasıSayfaya git : 1, 2, 3 ... 7 ... 14  Sonraki

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
SS501 Triple S Turkey :: SOHBET VE EĞLENCE :: SS501 İLE İLGİLİ SENARYOLAR-
Buraya geçin: