SS501 Triple S Turkey

Ss501 hakkında her şey
 
KapıAnasayfaTakvimKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 MB 2011 - 8. Bölüm 1.Kısım

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : Önceki  1, 2
YazarMesaj
my_angel



Mesaj Sayısı : 913
Points : 3444
Reputation : 126
Kayıt tarihi : 05/07/10
Yaş : 25
Nerden : SS501 in nefes aldığı heryerden...:))

MesajKonu: Geri: MB 2011 - 8. Bölüm 1.Kısım   Paz Ara. 05 2010, 13:27

Betülcüm geç gelse de güzel bir bölümdü :D Okurken keyif aldım gerçekten:)
Devamını bekliyorum canım yaz yaz
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Bellalice



Mesaj Sayısı : 52
Points : 2339
Reputation : 0
Kayıt tarihi : 05/09/10
Yaş : 20

MesajKonu: Geri: MB 2011 - 8. Bölüm 1.Kısım   Ptsi Ara. 06 2010, 16:17

Teşekkürler unnim yorumun için 7. bölümü yazmaya başladım
İnşallah bu hafta içinede yetiştiririm
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Bellalice



Mesaj Sayısı : 52
Points : 2339
Reputation : 0
Kayıt tarihi : 05/09/10
Yaş : 20

MesajKonu: Geri: MB 2011 - 8. Bölüm 1.Kısım   Paz Ocak 02 2011, 18:45

7.Bölüm

-Yorulduysan burada bırakalım,dedi Hyung Joon.

-Hayır,yorulmadım.Devam edebilirim sanırım,dedim.

-Sesini bu kadar zorlama.Burada bırak.O ses sana lazım,dedi.

-İyi,tamam,dedim ve,Acıktın mı?Bir şeyler yiyebiliriz.

-Tamam.Bana uyar.Ne yiyelim?

-Hmm....Pizza olur mu?

-Tamam,dedi ve ayağa kalktı.Ben de kalktım ve çantamı aldım.Gittiğimiz yer çok kalabalık değildi ki bu iyi haberdi.Çünkü Hyung Joon'un tanınması neyse de ben de daha çok tanınmaya başlanmıştım ki bu da pek hoşuma gitmiyordu.Bir masaya oturduk ve siparişlerimiz verdik.



SS501'le protokolü imzaladıktan 3 hafta gibi bir geçmişti.Bu arada kolum iyileşmiş ve çalışmalara başlamıştık.Herkesin Love Ya'de nereyi söyleyeceği kararlaştırılmıştı.Söylemede ise SS501 üyeleriyle çalışıyorduk.Hani okullarda bire bir çalışma koçları olur ya aynen o şekilde çalışıyorduk.Dağılım ise kim nereyi söylüyorsa o onu çalıştırıyordu.Yani ben Hyung Joon'un söylediği yerleri söylediğim için o beni çalıştırıyordu.Ben Hyung Joon ile iyi anlaşıyordum.Ama Bum Shik ve Jung Min için öyle söylenemezdi.Araları pek iyi değildi.Ama kavgalılar anlmında değil.O ikisi gerçekten zıt kararkterlilerdi.İşin kötüsü Jung Min ve daha çok zıtlaşıyorduk ki o beni çalıştırsaydı çoktan saç saça kavga etmiştik.



Hyung Joon'la yemek boyunca sohbet ettik.Onunla sohbet etmek iyi geliyordu.Her konudan konuşabiliyorduk.SS501'de Hyun Joong'dan sonra en iyi anlaştığım kişiydi.Telefonum titrediği için hemen baktım.Mesaj gelmişti.Deniz'dendi.



''Serbest olduğunda beni ara.Çok güzel 2 haberim var. :)''



-Hyung Joon,dedim.Başını kaldırıp bana sorarcasına baktı,Dışarıda 5 dakikalık bir konuşma yapsam,sorun olur mu?



-Hayır,keyfine bak,dedi gülümseyerek ve yerimden kalkıp dışarı çıktım.Hemen Deniz'in numarasını çevirdim.Birkaç kez çaldıktan sonra açtı.



-Nasılsın tatlım,dedim.

-İyiyim canım,sen?

-İyi.Şu ''güzel'' haberleri duymak için aramıştım.

-Hmmm....O zaman önce ilk haberimi vereyim.3 gün sonra izne çıkacağımı söyleyecektim.Salı günü saat 10'da oradayım.

-Bu-bu süper!Ben senin için kalacak bir yer ayarlarım.Ayrıca seni almaya da geleceğim.Ah kim bilir neler yaparız burada!!

-Dur dur, daha ikinci haberi duymadan böyle davranırsan-

-Evet evet o vardı.Onu da alabilir miyim?

-Hani 10 günlük iznim vardı yaa....

-Eeee???

-O 14 güne çıktı.Yani fazladan 4 günümüz daha var.

-Bu daha da iyi bir haber.Seni gerçekten özlediğimi farkettim.Bu 3 gün nasıl geçecek ki?!!

-Sayılı gün çabuk geçer.Neyse tatlım benim telefonu kapatıp işe dönmem gerekiyor.Seni seviyorum.

-Ben de.

-Görüşürüz

-Görüşürüz,dedim ve telefon kapandı.



İçeri girip tekrar yerime oturdum.



-Sevgilin miydi?

-Evet de nereden anladın,dedim şaşkınca.Ona bahsetmemiştim ki!

-Yüzündeki ifadeyi gören anlar.Resmen saf aşk.Onunla tanışabilecek miyim?

-3 gün sonra ancak,dedim.

-Neden?Burada değil mi?Nerede?

-Türkiye'de kendileri.

-Hmm....Türk mü?

-Evet.

-Ya...Ne iyi.Adı ne?

-Deniz.

-Kısa değil mi biraz?

-Ama anlamı çok güzel.İngilizce ''Sea''.

-Sea?Yani Türkçe ''Deniz'' öyle mi?

-Tam üzerine bastın.Ayağını çekebilirsin,dedim gülümseyerek.

-O ne demek şimdi?

-Boşver.Çok da önemli değil.

-Hmm..Farklı ülkelerde olmak zor olmalı....

-Zor ama iyi bir yanı da var.Özlemek ikimizin birbirine olan sevgi bağını güçlendiriyor.

-Şimdi merak ettim ama sevgilini.Fotoğrafı falan yanında mı?



(Hyung Joon)



Gerçekten de merak ediyordum Deniz'i...Petra ondan bahsederken gözlerinde garip bir ışık oluyordu.Galiba bu...Bu aşktı.



-Bir saniye,dedi ve telefonunu çıkardı.Bir süre oyalandıktan sonra telefonu bana uzattı.



Fotoğrafta 2 kişi vardı.Biri Petra'ydı.Diğeri ise Deniz olmalıydı.Kumraldı,yakışıklıydı ve çikolata renginde gözleri vardı.İkisi gerçekten yakışıyorlardı.Arka planda ise ışıklaklarla bezeli bir şehir vardı.Fotoğrafın yüksek bir yerden çekildiği belliydi.



-Hmm...Yakışıklıymış ve çok yakışıyorsunuz....Nereden çekildi bu fotoğraf?

-Atakule'den.Ankara'da yani.Manzara çok güzel değil mi?Ankara'nın tüm güzelliği gecede saklı....

-Hmm...Belki beni bir gün oraya götürürsün,ha?

-Fırsatım olursa götürürüm merak etme.Bu arada kalksak benim için iyi olur.Mi Sook beni bekliyordur.

-Tamam,dedim ve,İstersen seni ben bırakayım.

-Gerek yok,kendim giderim.

-Hadi hadi....Seni bırakayım işte.

-İyi tamam,dedi gülümseyerek.



Pizzacıdan çıkıp arabamı parkettiğim yere doğru ilerledik.Arabayı çalıştırıp yola çıktığımızda sakince döneceğim yerleri söylüyordu.En sonunda 2 katlı beyaz bir evin önünde durduk.Ev kutu derler ya aynen öyleydi.Bahçesi oldukça bakımlı görünüyordu.



-İstersen bir kahve içip öyle git,dedi Petra.

-Gerek yok.Eve gidip uyuyacağım,dedim esneyerek.

-Ne?!!Bu saatte mi?

-Kaç gündür Jung Min yüzünden uyuyamıyorum.Uyku düzenimi bozuyor,dedim yalancı bir mağdurlukla.

-Ahah!Merak etme ben onu bir güzel azarlarım.Kıyamam ben Juny'ime(Yazrın notu:Ben bazen kendi kendime konuşurken Jun'u bu şekilde kullanırım.),dedi gülerek.Ben de güldüm.Arabadan indi ve eve girdi.



Eve gittiğimde benim dışımdaki herkesin salonda oturup konuştuklarını gördüm.Selam verdikten sonra odamam yöenldim.Üzerimi dahi değiştirmeden yatağa giridim.Gözlerim kapanamaya başladığında kapım sertçe açıldı ve Jung Min odaya girdi.



-Tembel şey,kalk hadi!Bu saatte uyunur muymuş?

-Sen yine niye geldin ya?!!Kaç gündür uyutmuyorsun zaten...Yine ne oldu?

-Hyun Joong grubu topladı.Koreografiyi hatırlasan biz hazırlayacaktık.Haydi,aşağıya gel.



Oflayarak yataktan kalktım ve onun peşinden aşağıya indim.O gece koreografi hakkında konuıştuk.Daha doğru ''ben'' değil ''onlar'' konuştular.Çünkü gerçekten uykum vardı ve beni gece yarısına kadar orada tuttular.Beni bırakmalarıyla uyumaya gidebildim.Yatağıma uzarnır uzanmaz ise kendimi uykunun kollarına bırakmıştım....





~3 Gün Sonra~



-Alo?

-Selam!Nasılsın Juny?

-Petra?İyiyim,sen nasılsın?

-Süper.Bu sabah Deniz geldi.

-Ooo!!Keyfine laf yok o zaman,dedim gülerek.

-Eh bir zahmet öyle olsun,değil mi?Her neyse yarın akşam yemek yiyelim diyorum.SS501,bizimkiler ve Deniz.Ne dersin?

-Sorarım bizimkilere.Gerçi ben gelirim onlar da kabul ederler.

-Tamam şimdi kapatayım.Sonra görüşürüz.

-Bir dakika,Deniz yanında mı?

-Otelde dinleniyor.11 saat uçaktaydı.Yorgundu bayağı.

-Tamam,yarın görüşürüz.

-Görüşürüz,dedi ve kapattı.



Okuduğum kitabı masanın üzerine koydum ve odamadan çıkıp aşağıya indim.Young Saeng Hyung mutfakta bir şeylerle uğraşıyordu.



-Neyapıyorsun?

-Domates soslu makarna,dedi başını kaldırmadan.

-Oooo!!!Sevindim.Neyse ban sana bir şey diyecektim,dedim.

-Neymiş?

-Petra'nın bir arkadaşı gelmiş ve yarın akşam yemek yemeyi düşünüyor.Bizi de davet etti,dedim.

Benim için farketmez,dedi,Ama diğerlerine de sor.





Hyun Joong ve Kyu Jong da buna benzer cevaplar vermişlerdi.Jung Min'i ise bilerek en sona bırakmıştım.



-Jung Min!Yarın gece bir işin var mı?diye sordum odasına girdiğimde.



Başını okuduğu dergiden kaldırdı ve bana baktı.



-Yok da , neden sordun?

-Petra'nın yurtdışından bir arkadaşı gelmiş.Yarın için yemeğe davet etti bizi.

-Hmm..Bu arkadaşı bay mı?Bayan mı?

-Kendisi Petra'nın erkek arkadaşıymış.

-Hmm...Diğerlerine sordun mu?

-Evet ve hepsi de geleceklerini söylediler.

-Ne yani beni en sona mı bıraktın?!!!

-En son seni buldum,diye cevap verdim,Sen onu bırak da cevabın ne?Gelcek misin?

-İyi yaa,geliyorum.



Ona cevap vermeden odasından çıktım.Odama gidip tekrar koltuğuma oturdum ve telefonumdan Petra'ya geleceğimize dair bir mesaj çektim.Gelen cevap sevincini belirtiyordu.Deniz'i seveceğimizi de mesajın sonuna eklemişti.



Yemeğe çıkacağımız gün Petra'yı görmeiştim.Çünkü çalışmamız yoktu.Zaten olsaydı da ertelerdim bir şekilde çünkü o gününü Deniz'le geçirmek istemişti.



Gitmemiz için saat geldiğinde herkes hazırdı.Petra, bana buluşacağımız restoranı tarif etmişti.Restoran deniz kıyısında küçük bir yerdi.Küçük olmasına karşın Seul'ün gece manzarası tüm muhteşemliğiyle karşımızdaydı.Bizim dışımızdaki herkes gelmişti.Petra, Mi Sook'la konuşuyordu.Düğerleri ise Petra'nın yanında oturan kumral bir adamla....Bizim geldiğimiz gören Petra ayağa kalktı ve bize doğru ilerledi.Üzerinde siyah straplez bir elbise vardı.Sade sayılırdı.(http://img688.imageshack.us/img688/5580/abiye37.jpg) Kahverengi saçları doğal bir düzlükle beline uzanıyordu.(Doğal dediğim şu:Şimdi düzleştiriciyle düzleştirilen saçları bilirsiniz,ucuna kadar dümdüz olur.Bir de kendiliğinden düz olan saçlar vardır.Dümdüz değildir,uçları hafif kıvrılmıştır.İşte doğal düzlük derken bunu kastettim.)Sade bir makyaj yapmıştı ve bu sade hali onu çok güzel gösteriyordu.Gülümseyerek:



-Hoş geldiniz,dedi ve bizi nazikçe masaya yönlendirdi.

-Deniz,dedi ve ona dönerek,SS501 üyeleri;Hyung Jun,Young Saeng,Kyu Jong,Jung Min ve Hyung Jun,diyerek bizi tanıttı.

-Merhaba,dedi gülümseyerek Deniz.Bunu Korece söylemişti ve düzgün bir aksanı vardı.Yemeklerimiz geldiğinde sohbet iyice koyulaşmıştı.Petra'ın konuşkan olan yapısı Deniz'in yanındayken kendini daha fazla açığa çıkarıyordu.Deniz ise en azından onun kadar konuşkandı ve mizahı gelişmiş biriydi.



-Mesleğin ne?diye sordum Deniz'e.

-Turizmle uğraşıyorum.Ankara'da bir acentede çalışıyorum.

-Hmm..İlginç.Peki zorlanıyor musun?diyerek lafa girdi Hyun Joong.

-Tabiki kendine göre zorlukları var ama zevkli yönleri olan bir iş.Ayrıca bazen turları ben yönetiyorum.Bazen de rehberliği üstleniyorum.

-Yaa...Çok güzel.Eğlenceli olmalı,dedi Hyun Joong.

-Eğer mesleğini seviyorsan sana her şeyi eğlenceli gelir,dedi Petra.

-E yani,dedim,Petra sen hangi bölümdne mezun oldun?

-İnşaat mühendisliği.

-Hmm...Müzik Köprüsü'nden ayrıldıktan sonra müzik kariyerine devam mı edeceksin?

-Hayır şişrketin başına geçeceğim.



Petra'nın bu cevabıyla beşimiz -yani SS501- bakakalmıştık.Masaya bomba düşse bu kadar olurdu.



-Nasıl yani?Ne şirketi?

-Gruop GC ailemindir.Beni de bir süre sonra yönetime katacaklar.



Artık nasıl bakıyorsak;



-Merak etmeyin bu gruba torpille gelmedim.Zaten imkansız çünkü ön elemeyi Müzik Köprüsü Teşkilatı yapıyor,dedi.



Deniz bu lafının üzerine gülmeye başladı.Petra ona dönüp:



-Ne gülüyorsun ya?Herkesin aynı şeyi sorduğunu biliyorsun,dedi.

-Sadece senin teleşın komikti,dedi ve bir kahkaha daha patlattı.Bunun üzerine ben de gülmeye başladım.

-Uff,sende mi ya?!! dedi bana ve alt dudağını sarkıttı.Bunun üzerine Deniz'le onun arasında yalancı bir gönül alma oyunu başladı.İkisi de çocukça şeyler söylüyordu.



İkisi Gerçekten de uymlu bir çift oluşturuyorlardı.Sembolik bir barışmadan sonra gece tüm eğlencesiyle devam etti.



_Şarkıdaki Dağılım_





[Petra] Yeah, huh

Here we go once again

Guess who's back, let's go

This one is all about you

I really hate you but I love you

So what can I do?

Now listen



[All] Neoreul bomyeon apa, sumi neomu gappa, ije nae sonjaba

[Petra] Geu sarameun neoreul saranghaji eanhneunde wae?

[Ji Yoon] Why don't you get it?

[All] Baby let me

Love ya, love ya, love ya



[All] Nae jeonbureul georeo, I jumuneun georeo, we can be so perfect

[Bum Shik] Sesangmodu jeokidwindahaedo naneun andwae

[Mi Sook] Neo animyeon andwae

[All] Baby let me

Love ya, love ya, love ya



[Jung Gil] Oneureun yeotaekkeot gidaryeosseo

Mianhae ganjeolhi baraewasseo

Nal bitgyeogattdeon ni uraen sarangi janinhage kkeulnagireul

[Mi Sook] Geusaram ijeo, ijen jiweobeoryeo

Eochapi neohaguneun eoolriji anhaneungeol

[Petra] So baby wont you come to me

I'll make you make you happy



[All] Neoreul bomyeon apa, sumi neomu gapen, ijen naesun japa

[Petra] Geu sarameun neoreul saranghajieanhneunde wae?

[Ji Yoon] Why don't you get it?

[All] Baby let me

Love ya, love ya, love ya



[All] Nae jeonbureul georeo, I jumuneun georeo, we can be so perfect

[Bum Shik] Sesangmodu jeokidwindahaedo naneun andwae

[Mi Sook] Neo animyeon andwae

[All] Baby let me

Love ya, love ya, love ya



[Bum Shik] Cheoeumen haengbokhagil baraesseo

Geude birok geusaram yeopeseorado

Mideosseoseo. Na eopsi haengbokhadamyeon, geugeolro chungbunhaesseo

[Ji Yoon] Hajiman, neoui nunmol ipuyeo. Neoui seulpeumi boryeo

Amuri chamabwado andwae ijen jichyeo michyeo

[Mi Sook] I cannot let it go, I gotta take you

Ije uri unmyeongingeol yeah



[All] Neoreul bomyeon apa, sumi neomu gapen, ijen naesun japa

[Petra] Geu sarameun neoreul saranghajieanhneunde wae?

[Ji Yoon] Why don't you get it?

[All] Baby let me

Love ya, love ya, love ya



[All] Nae jeonbureul georeo, I jumuneun georeo, we can be so perfect

[Bum Shik] Sesangmodu jeokidwindahaedo naneun andwae

[Mi Sook] Neo animyeon andwae

[All] Baby let me

Love ya, love ya, love ya



[Ji Yoon] Eotteohke neon moreuneunde? Hapil geu saraminde?

Neoui apeun sarangddawin nan bolsueoptneunde

[Jung Gil] Ijteo, ni kaseum myeondeulgehaneun geureon nappeunsarang

Ijen jipeochyeo please! Apeun neoreul guhagesseo

[Petra] Geoule bichin neoui nunmuli sorieopsi, euimodoeopsi heureulddae

Naegaseumeun wanjeonhi jjiteojineungeol, I can cross over the sea

[Gung Gil] Nareul mideojwi, haneule maengsehalge

Urin majimak sarangi dwiltenikka yeah



[Bum Shik] Neoreul bomyeon apa

[Gung Gil] Sumi neomu gapa

[All] I simjangi apa

[Petra] Geu sarameun neoreul saranghajianhaneunde wae?

[Ji Yoon] Why don't you get it?

[All] Baby let me

Love ya, love ya, love ya



[All] Nae jeonbureul georeo, I jumuneul georeo, we can be so perfect

[Bum Shik] Sesangmodu jeokidwindahaedo naneun andwae

[Mi Sook] Neo animyeon andwae

[All] Baby let me

Love ya, love ya, love ya

[Mi Sook] Let me love you baby!



[Petra] Andwae,

Andwae,

Neoeopsin... yeah yeah



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
my_angel



Mesaj Sayısı : 913
Points : 3444
Reputation : 126
Kayıt tarihi : 05/07/10
Yaş : 25
Nerden : SS501 in nefes aldığı heryerden...:))

MesajKonu: Geri: MB 2011 - 8. Bölüm 1.Kısım   Perş. Ocak 06 2011, 20:19

Betülcüm bölümü okuyalı birkaç gün oldu ama net bağlantısından dolayı yorum yapamamıştım... Çok güzel olmuş, emeğine sağlık:D Devamını merakla bekliyorum;)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Bellalice



Mesaj Sayısı : 52
Points : 2339
Reputation : 0
Kayıt tarihi : 05/09/10
Yaş : 20

MesajKonu: Geri: MB 2011 - 8. Bölüm 1.Kısım   Cuma Ocak 07 2011, 19:48

Teşekkürler unnim
Bi dahaki bölüm 2 kısımdan oluşcak
ilk kısım bitti ikinciyi yazıyorum
İlk kısmı 1-2 gün içinde veririm sanırım
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Bellalice



Mesaj Sayısı : 52
Points : 2339
Reputation : 0
Kayıt tarihi : 05/09/10
Yaş : 20

MesajKonu: Geri: MB 2011 - 8. Bölüm 1.Kısım   Paz Ocak 16 2011, 16:35

8.Bölüm-1.Kısım


Hepimiz yerimizi aldığımızda müziği başlattılar.Yarışma için test kayıtları başlatmışlardı.Kayıt gerçekten zordu.Çünkü Bir kelimeyi yanlış söylediğinizde ya da bir notayı bile kaçırdığınızda hemen başa dönüyorsunuz.Eh, bu da ses tellerinizin yorulması yani boğazınızın bir miktar daha ağrıması demek oluyor.Hal böyle olunca ve 5 kişi olduğumuzdan bu kayıt işi uzuyordu.Çünkü birimiz hata yapmazsak diğerimiz yapıyorduk.

Beni ayaktra tutan şeyse gece Deniz'le çıkacak olmamdı.Deniz geleli 4-5 gün olmuştu ama baş başa vakit geçirememiştik.Bu gece içinse kimsenin planlarını dinlememiştik.

Deniz,bu geceyi planlamıştı ve nereye gideceğimiz ya da ne yapacağımız hakkında tek kelime etmemişti.Bu yüzden ne giyeceğimi bilmiyordum ama Mi Sook biliyordu.Bu da yandığımın resmiydi.Çünkü Mi Sook bu konuda her ne kladar iyi olsa da zevklerimiz örtüşmüyordu.Asıl sorun da seçtiği giysiyi bir kere bile görmemiştim.

Akşama doğru stüdyodan çıktığımızda Mi Sook'u hızlıca arabaya yönlendirdim.Şaşırmamıştı ama yine de tepki verdi.

-Ahh!!Yavaş olsana biraz....
-Aaa!...Oldu mu şimdi bu?!!Sen daha eve gidince benim kıyafetimi verecektin unuttun mu?Nereye gidecemizi bildiğine göre sen seçmek istemiştin,bunu unutmuş olmazsın?!!!
-Sırf söylemediğim için değil mi bu tavrın?İnan bana söylemek isterdim ; çünkü yüzünün halini merak ediyorum.Ama şansına küs söyleyemiyorum; çünkü yemin ettim.

Bunun üzerine suratımı buruşturdum.Arabanın kapısını kapattığında kemerini takmasını beklemeden arabayı çalıştırdım.Şaşırmıştı ama sesini çıkarmadı.Ana yol şansıma boştu ki bu yüzden hızlı gidiyordum.Daha doğrusu her zamankine göre hızlıydım.En sonunda dayanamayıp:

-Bu kadar hızlı gitmek zorunda mısın?diye sordu Mi Sook.

-Sence bu Audi r8'i neden aldım?diyerek karşılık verdim.

-Anlaşılmaz bir vakasın!

-İltifatın için teşekkürler Unni'ciğim,dedim.

-Bu gıcıklık sana kimden bulaştı,Tanrı aşkına?!

-Hmm....Ji Yoon?Jin Ho?Jung Min?

-Bence doğuştan da geliyor olabilir.

-Doğru, olabilir.Niye öyle bakıyorsun?En azından ben kendimi tanıyorum.

-Gerçekten anlaşılmaz birisin Petra.Bakalım bu gece giyeceğin kıyafeti beğenecek misin?

-Nasıl bir şey?

-Yok ya...Eve gidene kadar bilemezsin.

-Yaaa....N'olur ya?!

-Çocuklaşma.Dudağına yazık bu arada,o kadar büzme dudağını...Tamam tamam; en azından straplez olduğunu söyleyeyim.

-Eee??

-Sonrasını evde öğreneceksin.Çatlak,yavaş sür biraz.

-Kendin kaşındın,dedim gülerek.

-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-_-

-Daha ne kadar kaldı?

-Birazcık daha kaldı,dedi Deniz.

Elimden tutarak bana karanlık sahilde yol gösteriyordu.Arabayı sahilin girişinde bırakmıştık.Deniz çok sakindi.Gecenin etkisiyle simsiyah görünüyordu.Zaten simsiyah gecede tek bir yıldız bile yoktu.Sadece ay vardı...Karanlık gecenin tek ışığıydı...

Bir süre sonra Deniz durdu ve ben de durdum.Sola doğru döndük ve ay ışığıyla hafifçe seçilen iskeleye tırmandı.İskele tahtadandı.Ayaklarımın altında gıcırdıyordu.Bazen topuklarım tahtalar arasındaki çıkıntılara denk geliyordu ve dengemi kaybedecek gibi oluyordum.

En sonunda iskelenin en ucuna vardık.Oraya konmuş 2 tane büyük yer minderi vardı.Deniz oturmama yardım ettikten sonra kendisi de diğer mindere oturdu.

-Gece çok güzel,dedim büyülenerek.Çünkü karşımdaki manzara gerçekten de büyüleyiciydi.

-Bence sen daha güzelsin,diyerek karşılık verdi.Bunun üzerine gülümseyerek ona döndüm.O da bana bakıyordu.Ayın ışığı beyaz teninden yansıyor gibiydi.Ay'ın Prensi'ydi.

-Aslında sana göstermek istediğim bir şey var,dedi ve yana doğru eğildi.Ne yaptığını göremiyordum.Sonra elinde silindir bir cisimle bana döndü ve ayağa kalktı.

"Klik"

Bu sesten sonra gözümü parlak bir ışık aldı.Elindeki bir fenerdi.Gözlerimi kırpıştırınca feneri gülerek başka bir yöne doğrulttu.Daha sonra da gülümseyerek elini uzattı.Elini tuttum ve ayağa kalktım.

İskelenin en uç noktasına kadar yürüdük.Daha sonra elimi bıraktı ve elindeki feneri suya tuttu.Sanki bir şey arıyordu.En sonunda aradığını bulmuşçasına yüzünde zafer ifadesi vardı.Bana dönüp:

-Suya bakar mısın?

-Suda bir şey yok ki,diyecek oldum ama vazgeçtim.Gözüme bir şey çarpmıştı.Bir levha gibi bir şeydi.Üzerine küçük çakıl taşlarıyla bir şeyler yazılmıştı ancak fazla okunmuyordu.En dibe,kumlara gömülü bir şekilde yerleştirilmişti.Bir süre sonra yazanı okuyabildim.

"Benimle evlenir misin?"

Şaşkınca suya bakakalmıştım.Bu şaka mıydı?Bakışlarımı ona çevirince yüzünde zaferle karışık bir gülümseme vardı.Ve bakışlarımı gördüğünde elindeki feneri yere bıraktı.Tek ışığımız tekrar ay ışığı oldu.

Elini cebine sokup bir kutu çıkardı ve önümde diz çöktü.Aslında olduğumuz konumda tehlikeliydi bu çünkü iskelenin tam ucunda duruyorduk.Gözlerimin içine bakarak:

-Benimle evlenir misin? diye sordu bir kez daha.

Ne diyecektim?Vereceğim karar tüm hayatımı etkileyecekti.Ama kararım zaten belliydi.

-Evet,diye fısıldadım.Cevabımı duyduğunda ayağa kalktı ve bana sıkıca sarıldı.Kokusunu derin bir nefesle içime çektim.Bir süre öyle kaldıktan sonra kutudan alyansları çıkardı ve parmağıma taktı.Yüzüğümü parmağıma taktıktan sonra kalbimde garip bir çarpıntı hissettim.

Yüzüklerimizi taktığımızda birbirimize tekrar sarıldık ve ayrıldığımızda:

-Bu gece,senin için bir hediyem vardı,dedi.

-Zaten bu teklif bir hediyeydi,dedim.

Bu sözüm üzerine gülümsedi ve cebinden deri bir kese çıkarıp elime verdi.Keseyi elime alıp açtığımda avucuma bir kolye düştü.

Kolyenin ucunda siyah bir taştan yapılma kalp vardı.Siyah kalp bakır çerçeveyle çevrelenmişti.Siyah kalp siyah deriden bir kayışa geçirilmişti.

-Oltu Taşı,dedi Deniz ve devam etti,Diğer bir deyişle Erzurum Taşı.

-Hmm...Çok güzel ve çok teşekkürler.

-Sana yakışacağını düşündüm.Ver de takayım,dedi ve kolyeyi ona verdim.

Kolyeyi takarken sıcak elleri boynuma değerken ürperdim.Kolyeyi boynuma taktıktan sonra geri çekildi ve nasıl durduğuna baktı.

-Tahnimde yanılmamışım;gerçekten güzel durdu,dedi.

Gözlerinin içine baktı.Niyeti gözlerinden yansıyordu ve bu niyetini tanıyordum.Gözlerimi kapatmadan önce gördüğüm son şey ayın parlak ışığı oldu...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
my_angel



Mesaj Sayısı : 913
Points : 3444
Reputation : 126
Kayıt tarihi : 05/07/10
Yaş : 25
Nerden : SS501 in nefes aldığı heryerden...:))

MesajKonu: Geri: MB 2011 - 8. Bölüm 1.Kısım   Paz Ocak 16 2011, 21:38

Betülcüm çok güzel olmuş:) Gidişattan hiçbirşeyi tahmin edemiyorum sanırım yavaş yavaş hepsi oturacak. Devamını bekliyorum canım:)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Bellalice



Mesaj Sayısı : 52
Points : 2339
Reputation : 0
Kayıt tarihi : 05/09/10
Yaş : 20

MesajKonu: Geri: MB 2011 - 8. Bölüm 1.Kısım   Ptsi Ocak 17 2011, 17:47

Zaten amacım tahmin edilememesi
Evet yavaş yavaş oturacak her şey ve mutlu son olacak inşallah
Yorumun için teşekkürler :)
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Reiißend Haqel



Mesaj Sayısı : 13
Points : 2162
Reputation : 0
Kayıt tarihi : 19/01/11
Yaş : 19
Nerden : Jung Minin odasında(uyuyuşunu izliyorum +.+ )

MesajKonu: Geri: MB 2011 - 8. Bölüm 1.Kısım   Ptsi Ocak 24 2011, 13:43

Uww bu hikayeye bayıldım ^.^ love

devamını istemessem arkamızdan ağlar (=
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Bellalice



Mesaj Sayısı : 52
Points : 2339
Reputation : 0
Kayıt tarihi : 05/09/10
Yaş : 20

MesajKonu: Geri: MB 2011 - 8. Bölüm 1.Kısım   Çarş. Ocak 26 2011, 10:35

Teşekkürler canım
2. kısmı yazmaktayım çoğunu yazdım bitirdiğimde vericem inş
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Reiißend Haqel



Mesaj Sayısı : 13
Points : 2162
Reputation : 0
Kayıt tarihi : 19/01/11
Yaş : 19
Nerden : Jung Minin odasında(uyuyuşunu izliyorum +.+ )

MesajKonu: Geri: MB 2011 - 8. Bölüm 1.Kısım   Çarş. Şub. 02 2011, 10:29

Yeni bölüm Yeni bölüm Yeni bölüm :D
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
mary.my.4d



Mesaj Sayısı : 22
Points : 2167
Reputation : 5
Kayıt tarihi : 28/01/11
Yaş : 18
Nerden : 4d'mi ilk gördüğüm andan...

MesajKonu: Geri: MB 2011 - 8. Bölüm 1.Kısım   Çarş. Şub. 02 2011, 23:12

gerçekten çok güzel yazmışsın. Her şey planlanmış ve güzelce anlatılmış yeni bölümü bekliyorum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
mary.my.4d



Mesaj Sayısı : 22
Points : 2167
Reputation : 5
Kayıt tarihi : 28/01/11
Yaş : 18
Nerden : 4d'mi ilk gördüğüm andan...

MesajKonu: Geri: MB 2011 - 8. Bölüm 1.Kısım   Çarş. Şub. 02 2011, 23:13

gerçekten çok güzel yazmışsın. Her şey planlanmış ve güzelce anlatılmış yeni bölümü bekliyorum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: MB 2011 - 8. Bölüm 1.Kısım   Bugün 14:27

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
MB 2011 - 8. Bölüm 1.Kısım
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
2 sayfadaki 2 sayfasıSayfaya git : Önceki  1, 2

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
SS501 Triple S Turkey :: SOHBET VE EĞLENCE :: SS501 İLE İLGİLİ SENARYOLAR-
Buraya geçin: