SS501 Triple S Turkey

Ss501 hakkında her şey
 
KapıAnasayfaTakvimKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 5 Yıldızımıza

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : 1, 2, 3, 4, 5  Sonraki
YazarMesaj
shin_neul



Mesaj Sayısı : 553
Points : 3275
Reputation : 246
Kayıt tarihi : 03/02/10
Yaş : 23
Nerden : Young Saengin kalbinden ^_^

MesajKonu: 5 Yıldızımıza   Perş. Mart 25 2010, 20:31

Merhaba arkadaşlar
Ben (Shin Neul) ve üyemiz MinNie birlikte bir karar verdik.
Hepiniz gibi bizde SS501'i çok seviyoruz ve bu sevgimizi yazıya döktük.
Onlar için hikayeler yazıyoruz ve bu hikayelerimizi bir kitapta toplayıp yayımlamak istiyoruz.
Bunun için de sizinle yazdığımı hikayelerden birini paylaşıp yorumlarınızı bekliyoruz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
shin_neul



Mesaj Sayısı : 553
Points : 3275
Reputation : 246
Kayıt tarihi : 03/02/10
Yaş : 23
Nerden : Young Saengin kalbinden ^_^

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Perş. Mart 25 2010, 21:08

5 Melek Yıldız ^^

Gece soğuktu.Boşluktaydım.İçim, kalbim,ruhum bomboştu.Duvarlar,etrafımdaki herşey beni boğmak,öldürmek için anlaşmıştı.Nefes almaya çalışıyordum.Ama oksijen bana gelmemek için ant içmişti sanki.
Eyvah!Gene krizim geliyordu.Gözlerim yaşlardan flulaşmıştı.Hiçbir şeyi net göremiyordum.Ama nefes almak zorundaydım.Temiz havaya ihtiyacım vardı. Hızla balkona koştum.Birkaç kez bacağımı ve kolumu bir yerlere vurdum.Kalbim sıkışıyordu.Çığlık atıyordum.Aslında tam alarak çığlık denemezdi.Ciğerlerimin nefes almak için çıkardığı savaşın sesleriydi.Çaresiz,umutsuz,acınası ve ölüme yakın...
Kendime gelmek için çığlıkla hıçkırık arasında çıkardığım seslerle alabildiğim kadar derin nefes almaya çalıştım.Kalan bütün gücümle balkonun kapısını açıp kendimi dışarı attım.Trabzanlara tutundum. Hıçkırıklarla boğulmuş gözyaşlarımla göğsüm inip kalkıyordu. Üzerimdeki kıyafetler benim için ağırlıktan başka bir şey değildi. Hızla hırkamı çıkardım.Üstümde sadece siyah t-shirtüm ve siyah eşorfman altım vardı.Rüzgar insanın iliklerine kadar işliyordu. Ama bana teshir etmiyordu. Hiçbir rüzgarın içimdeki yangını,acıyı dindirebileceğini düşünmüyordum.Sakinleşir gibi oluyordum. En azından nefes almaya çalışırken attığım çığlıkların sayısı azalıyordu. Soğuğu hissetmeye başlamıştım. Çok güzeldi. Beni üşütüyordu.İçimdeki acı yerine, vücudumun gecenin ayazında hissizleşmeye başlamasını düşünmemi sağlıyordu. Balkonun zeminine uzandım. Gözlerimi gökyüzüne diktim. Hiç yıldız yoktu 5 Parlak Yıldız dışında...
17 yıllık yaşantımda hiç bunlar kadar parlak,güzel,göz kamaştırıcı ve insanın içini ısıtan yıldız görmemiştim.Balkona çıktığımdan beri hiç fark etmemiştim onları. Sanki birdenbire ortaya çıkmışlardı. Gittikçe büyüyorlardı ve yaklaşıyorlardı. Ya da bana öyle geliyordu. Uzandığım yerden doğrulup oturdum. Benim oturmamla yıldızlar durdu,birbirlerine yaklaştılar.Sanki toplantı yapıyorlardı. Baştan ikincisi diğerlerini arkasında bırakıp bana doğru süzüldü. Ben ise gördüğüm şeyleri rüya ya da kendimi sakinleştirmek için kurduğum hayallerden birini gördüğümü sanıyordum. Sadece hızla bana yaklaşan parlak yıldıza bakıyordum. Gözümü kısmadan onun parlaklığına karşı koyuyordum. Gözümü kapamaya ya da kırpmaya hatta kısmaya bile korkuyordum.Gözlerimi açtığımda onların yok olmasından korkuyordum. Yıldız trabzanın üzerine kadar yaklaştı ve orada durdu. Bana bakıyordu. Bende ona bakıyordum. Ama hareket edemiyordum. Geçirdiğim şoktan beynim sinirlerime uyarı gönderemiyordu. Tek yapabildiğim şey gözyaşlarımın akmasına izin vermekti. Karşımdaki yıldız sanki boynunu bükmüştü. Biraz daha yaklaştı. Trabzanı geçip balkona girdi. Aniden bir ışık patladı. Yıldızımı içine alan kutsal bir ışık. Normal şartlarda gözlerimi korumam için ellerimi onların üzerine siper etmeliydim. Ama yapmadım.Aksine gözlerim şoktan daha çok açılmıştı. Işığın ortasında bir şekil beliriyordu. İnsan şekline benzeyen bir şekil. Şekil ışığı emiyordu sanki. O netleştikçe ışık azalıyordu. Artık hiç ışık kalmamıştı. Geriye bana gülümseyen ama gözleri yaşlı bir melek bıraktı...
Ah! Bu da neydi?Bir yıldız olarak gökyüzünden inmiş bir melek. Çok güzeldi.Çok güzeldi. Masumdu,topluca yanaklarının arasında küçük dudakları vardı.Parlak siyah çekik gözleri ıslaktı.Bana doğru bir adım attı.Siyah saçları ahenkle dans ediyordu.Bana doğru iyice yaklaştı.Önümde durdu ve eğildi.Pürüzsüz yumuşak ellerini omzuma koydu.Ona baktım. Yüzündeki ıslak gülümsemeyle içim ısındı. Mükemmel bir gamzesi vardı.Gözlerim o gülüşün yanında oluşan küçük güzel çukura kaydı. Gülümsedim.Ama gözyaşlarım durmaksızın akmaya devam ediyordu. Beni kendine çekti ve başımı göğsüne kalbinin üstüne yerleştirdi.Başımı tuttu.Saçımı okşamaya başladı.Heyecandan kalbim boğazımda atıyordu.Hayatımda duyduğum en güzel en tatlı sesle konuştu.
-Ağla! İşte buradayım.Senin için.O incinmiş kalbin ve ruhun için.
Bir cevap vermeli miydim? Bilmiyorum. O an sadece o ne dediyse onu yaptım.Kendimi sıkmadan bütün çığlıklarımla ve haykırışlarımla ağladım.Ben her çığlık attığımda kollarını daha da sıkı sardı.
-Her şey geçecek, diyordu. Ruhunu ve kalbini rahatlatmaya geldim.Seninleyim ve sen istediğin sürecede hep olacağım.
Ona sadece "Gitme." diyebildim.ve gözyaşlarımla göğsünü ıslatmaya devam ettim.Başımın üzerinde bir ıslaklık hissettim. O da başını benimkinin üzerine koymuş, benim acımla acı çekiyor ve ağlıyordu.Saçlarıma bir öpücük kondurdu ve yanağını başıma dayayıp kollarıyla beni daha sıkı sardı.Diğer yıldızlardan ortada olan daha fazla dayanamadı.O da hızla yaklaştı ve aynı kutsal ışıkla meleğe dönüştü.Kısa siyah saçları vardı.Çekik gözleriyle bana ve kolları arasında olduğum meleğe baktı.Yanımıza yaklaştı, gelincede yanıma oturdu.Kendi tarafında olan sağ elimi tuttu.Hafiften başımı dikleştirip ona baktım.Çok yakışıklıydı. Mükemmel beş yıldızın ortasından, merkezinden yanıma gelmişti.Sarılan meleğe baktı.İnsanın ömrü boyunca dinleyip sıkılmayacağı harika sesiyle konuştu.
-Prens?
Prens mi?Meleğimin adı Prens miydi?İsmini sonuna kadar hak ediyor diye düşündüm.Prens başını benimkinden ayırmadan diğer meleğe baktı.
-Merkez?
Hmm! Demek Merkezdi. Yıldızlarımın tam merkezinde durmasından anlamalıydım.Adını iyi taşıyordu.
-Prens bu yaptığın ...
-Merkez biliyorum. Ama ...
Orada neler olduğunu anlamak için kafamı kaldırıp Prens'e ve Merkez'e baktım.Her ikiside bana gülümsedi.Merkez boşta duran elini kaldırdı ve yüzümdeki yaşları sildi.Elleri çok sıcaktı.Yüzüme dokunuşu içime işlemişti.Yanağıma dokunmasıyla dokunduğu yerlerin yanması bir olmuştu.Bu sıcaklık hoşuma gitmişti.Gülümsedim.
-İşte bu!, dedi Merkez. Gülmek sana ağlamaktan daha çok yakışıyor.
-Teşekkür ederim.
Aynı anda hepimiz gökyüzüne baktık.Işık hızıyla en sondan bir önceki yıldız bize doğru gelip diğer ikisini arkada bıraktı.Merkez mükemmel bir kahkaha attı.
-Seksi karizma duramadı yerinde.
Seksi karizma mı? Tuhaf bir isim. Acaba o da yanımdaki melekler gibi adı gibi biri miydi?Merak ettim ve onun meleğe dönüşmesini gözümü kırpmadan izledim.Işığın içinden uzun boylu,zayıf, kızıl saçlı,küçük burunlu bir melek doğdu.Gözlerim açık ona bakakaldım. Gerçektende seksi ve karizmatikti.Ona neden bu ismin verildiğine şaşırmamak lazımdı. Yüzünde kocaman bir gülümsemeyle bize doğru geldi, hemen sol yanıma oturdu.Prens'i ve Merkez'i benden uzaklaştırmaya çalıştı.Prens hala bana sarılıyordu.Merkez ise elimi tutuyordu.Seksi karizma Merkez'i tuttu ve onu geriye doğru çekti. İnsanlara neşe kaynağı olan sesiyle
-Off Merkez, dedi. Az geri çekil.
Prens'e doğru yöneldi ama o beni bırakmamakta inat ediyordu.
-Prens az bırak kızı. Nefes alsın.
-Hayır. Yapamam.
Seksi karizma kolumdan tuttu ve beni onların arasından çıkarmaya çalıştı.Gözleri büyüdü.Kolumu sıktı ve diğer meleklere baktı, sonrada bana gözlerindeki şokla gözlerimin içine baktı.Sesi yumuşamıştı.
-Buz gibisin, dedi.
Prens ellerini kollarıma koydu.Bende aynı hareketi yaptım.Gerçektende buz gibiydim.Ama neden hissetmiyordum? Üşüdüğümü hiç fark etmemiştim ki belkide hiç üşümemiştim.Prens'inde gözleri büyümüştü. Beni kendine doğru çekti,sıkıca sarıldı.Kollarımı ovuşturdu.Beni ısıtmaya çalışıyordu. Merkez bir elimi, Seksi karizma diğerini tuttu. Nefesleriyle ellerimi ısıtmaya uğraşıyorlardı.Üç melek yıldıza baktım. Arkadan parlayan ışık dikkatimi çekmişti.En sondaki yıldızda balkonuma indi. Küçük masum bir çocuk gibi bir yüzü vardı.Gözleri ıslaktı, ağlıyordu. Ona doğru baktım, gülümsedim. Benim için ağladığını biliyordum. Ona güç vermek istercesine kocaman bir gülümsemeyi yüzüme yerleştirdim. Bu ona güç vermiş olacak ki o da gülümsedi.Bebeklerin sesine benzeyen bir sesi vardı. İsmini tahmin etmeye çalıştım.Bebek ya da Çocuk olmalıydı.
-Doğru, dedi bebeksi sesiyle. Doğru tahmin zeki kız.Adım Bebek.
Ha? Zihnimi mi okumuştu.?Yoksa bana mı öyle gelmişti? Hayır, bana öyle gelmemişti.Aklımdan geçenleri doğrulamıştı.Diğer melekler bana baktı.Prens, Bebek'e olan şokumu fark etmişti. Gamzesini çıkaran gülümsemesiyle
-Hayır, dedi.Zihnini okumuyor. Sadece tahmin ediyor.Hem de çok isabetli tahminler.
Bebek oluşturduğumuz küçük gruba katıldı.Bana baktı.Tam karşımda ayakta dikiliyordu.
-Neden? , diye sordu. Neden yaptın bunu?
Şaşırdım. Diğer meleklere değil doğruca bana bakıyordu.Bana hitap etmişti.O soruları bana sormuştu.
-Neden derken? Bir şey mi yaptım? , dedim.
Kızgınlıkla acı çeken bir tavır karışımı bir kahkaha attı.Başını salladı.
-Ha? Ne mi yaptın? Sence ne yapmış olabilirsin küçük hanım?
-Sakin ol. , dedi sakin, huzur dolu ama bir o kadar da hükmedici bir ses ." Kendisi de böyle olmasını istemezdi."
Sesin geldiği yöne baktım. Gökyüzünde kalan son yıldızda balkonuma inmişti. Ensesine kadar uzanan kahve rengi saçları vardı. Dolgun dudakları açılıp kapandı.Müthiş bir yüze sahipti. Bana baktı ve göz kırptı. Bebek 'te ona baktı.
-Ama Lider. Kendini bu hale getiren o.
-Tekrar söylüyorum Bebek isteyerek yapmadı.
Bebek sustu. Lider'in sözü üzerine söz söylemiyordu.Gerçekten de tam bir liderdi. 5 Melek Yıldız'ın Lideri. O da bize doğru yaklaştı. Prens'le benim arkama geçip dizleri üzerinde eğildi. Diğer meleklere seslendi.
-Prens, Merkez, Seksi karizma uğraşmayın.
Prens ,Lider'e yalvarır gözlerle baktı.
-Hayır,olamaz. Lider, lütfen doğru değil, değil mi? O iyi, değil mi?
Lider elini Prens'in omzuna koydu.
-O iyi. Ama bu doğru Prens. O yüzden uğraşmayın.
Üç melekte beni ısıtmayı bıraktılar. Aslında hiç ısıtmamışlardı. Onların ellerinden ve nefeslerinden başka hiçbir şey hissetmemiştim.Hiç sıcaklık yoktu.Aksine hızla soğuyordum.Bebek bana doğru eğildi.
-Neden yaptın bunu kendine?
-Neyi? Bebek Melek neyi yaptım kendime?
-Neden kendini bu kadar üzdün? Neydi seni bu kadar kıran,seni bu hale getiren?
-Ah! Şey ben aslında pek hatırlamıyorum.
-Ah! Hayır hatırlıyorsun.Anlat. Hadi!
-Bebek üsteleme , dedi Prens.
-Ama ...
Seksi karizma her ikisini de susturdu.Elimi tuttu.Gözlerimin içine baktı. Yumuşak ipeksi sesiyle konuştu.
-Lütfen anlat. Neye kırıldın? Tabi eğer istersen.
Merkez devam etti.
-İçinin rahatlamasını istiyoruz.
-Siz buradayken benim içim rahat , dedim. herbirine tek tek bakarak.
-Hepte bizimle olacaksın, dedi Prens kollarını boynuma dolayarak.
Yüzüne baktım.Nasıl bir varlık ya da hangi varlık bu kadar güzel olabilirdi. Bana bakıp gülümsedi. Kulağıma eğilip hafif ama tatlı sesiyle
-Hep gülümse, dedi.
O an gülümsediğimi fark ettim.Aslında benim yerimde kim olsa gülümserdi. 5 Melek Yıldız'ın tam ortasındaydım.Hepsi de mükemmeldi.Bu dünyaya ait olamayacak kadar mükemmel. Lider Melek elini omzuma koydu.Bir ağabeyden farksızdı. Sakin ve güven verici sesiyle konuştu.
-Hadi küçük hanım seni dinliyorum.Anlat, içini dök.
Hepsine teker teker ama uzun uzun baktım. Ne yapmalıydım? Onlara anlatmalı mıydım? Aslında ne anlatacaktım? Onu da bilmiyordum.Tereddütle ağzımı açtım. Kelimeleri bulmaya çalışıyordum. Derin bir nefes aldım ve anlatmaya başladım.
-Aslında neden bu hale geldiğimi tam olarak bende bilmiyorum. Ama daha fazla dayanamadım.
-Neye? , diye sordu Seksi karizma.
-Çevremde bulunan ikiyüzlülere. Birilerini güldürürken, başkalarını ağlatanlara. Senin yüzüne zehirli yanını gösterip, başkalarına panzehir yanını gösterenlere ve insanların bu ikiyüzlülüğü görememesine dayanamıyorum.
Merkez'in gözleri açıldı. Nedenim onu şaşırtmıştı.
-Ha? Yani böyle basit bir konu için mi yaptın bunu kendine?
-Kendime ne yaptım bilmiyorum ama sanırım neden bu. Yalandan nefret ediyorum ve dayanamıyorum. En yakınlarımdan biri yaptı bunu bana.Bütün soğukluğunu, tavrını bana gösterdi.Ama insanlar onu iyi ve sıcak olarak biliyorlar.Kimse gerçeği bilmiyor benim dışımda. Bu ikiyüzlülükten ve yalancılıktan başka birşey değil. İğrenç, korkunç ...
Lider omzumu sıvazladı.
-Dürüst biri için zor bir durum ama ... Böyle olmasını gerektirmezdi.
Lider'e merak dolu ama yaşlı gözlerle bir bakış attım. Ne olduğunu merak ediyordum.Yanıma geldiklerinden beri bana birşey olduğundan bahsediyorlardı. Ne olmuştu bana? Ne yapmıştım kendime? Bebek yine düşüncelerimi tahmin etmişti.
-Ruhun ve kalbin huzura kavuşunca her şeyi anlatacağız ama önce sen.
-Kim seni bu kadar üzdü?, diye sordu Merkez.
-Bunun bir önemi var mı?, diye diklendi Prens sinirli bir tavırla. Onu üzdü.Ruhunu ve kalbini kırdı.Hiçbir zaman tamir olmayacak bir halde.
Çevremdeki Meleklerin hepsi mükemmeldi.Sıcaktılar.Mutluluk ve huzur veriyorlardı.
-Hayır, bu doğru değil, diye düşündüm Prens'e bakarken. Sen benim iyileştiricimsin. Kalbimdeki ve ruhumdaki parçaları sadece sen birleştirebilirsin.Onları tamir edebilirsin.
Prens düşüncelerimi okumuş gibi sevgi ve şevkat dolu bakışlarını içime doldurdu. Beynimin içinde Prens'imin tatlı sesini duydum
-Hep seninleyim, ses bir fısıltıya dönüştü. Seni Seviyorum.
Ha? Ne dedi? Beni sevdiğini söyledi değil mi? Böyle ulaşılması imkansız bir Melek Yıldız beni sevdiğini söyledi. Ah! Yanılıyor olamazdım.O sözleri sadece beynimin içinde değil, kalbimde de duydum. Doğruydu. Prens Melek beni seviyordu.Kalbimin heyecandan boğazımda atması gerekmiyor muydu? Neden onun sesini duyamıyordum? Bunu neden düşünüyordum ki? Şu an yaşadığım hiçbir şey normal değildi.Kalbimin sesini duyamamam da bu anormalliklerden sadece biriydi. O yüzden fazla üstünde durmadım.Prens'e olan aşkımı bütün kalbimde ve beynimde topladım.Bütün hislerimle
-Bende Seni Seviyorum, dedim.
Başarmıştım.Prens'im zihninde sözlerimi duymuştu. Bana sıkıca sarıldı ve alnıma bir öpücük koydu. Başımı onun omzuna yasladım. Güvendeydim. Kimse beni inciltemezdi. Etrafımda 5 Melek Yıldız'ım vardı. Benim koruyucu, huzur veren Yıldızlarım. Lider ,Prens'in kulağına eğildi.
-Az konuşmamız gerekiyor.
Prens bana baktı.Beni bırakmak istemiyordu.
-Ama eğer bırakırsam ... , devamını getiremedi.
-Biz burdayız Prens, diye araya girdi Merkez.
-Onu tutacağız. diye de cümleyi tamamladı Seksi karizma
Seksi karizma ve Merkez bana doğru yaklaştılar. Prens yavaşça bana doladığı kollarını gevşetti. O kolunu geri çekerken Seksi karizma omzuma sarıldı. Merkez de yavaşça belimi tuttu. Belimi mi tuttu? Ve ben hiç tepki vermedim öyle mi? Burada birşeyler oluyordu. Neden her zaman verdiğim tepkileri vermiyordum? Kalbimin atışını duyamıyordum. Belime dokunulduğunda yerimden sıçramıyordum. Neler oluyordu böyle? Neden beni bırakmıyorlardı? (Hoş bundan hiç şikayetçi değildim) Niye Prens daha ellerini üzerimden çekmeden diğerleri bana sarılmıştı?Bebek eliyle çenemi tutup gözlerine bakmam için başımı kaldırdı.
-Her şeyi öğreneceksin ama bizimde öğrenmemiz gerekiyor. Lütfen anlatmaya devam et.
-Anlatabileceğim her şeyi anlattım.
-Ama hala rahat değilsin. Hala huzura kavuşmadın, dedi Merkez.
Zihnimi zorladım. Daha neyi anlatmamıştım? Kendimi kötü hissetmemin nedeni o kişinin ikiyüzlülüğüydü. Daha fazla bu konudan konuşup acı çekmek istemiyordum. Ama Seksi karizma araya girdi.
-Biliyorum. Acı çekeceksin. Ama sonunda rahatlayacaksın.
Beynimde Prens'in sesini duydum.
-Acı çekmene izin vermeyeceğim.
Bu ses bana ihtiyacım olan gücü verdi ve konuşmaya başladım.
-Biliyorum. Aslında çok önemli bir neden değil. Ama sanırım biriktirdim. Zamanında vermem gereken tepkileri vermedim, içime attım. Ve sonunda patladım.
-Fazla hassassın, dedi Seksi karizma.
Gülümsedim.
-Sanırım evet.
-Prens'in işi zor, dedi Merkez.
Prens? Gerçekten o neredeydi? Lider onu nereye götürmüştü? Ne konuşuyorlardı? Offf !!! Çok meraklı bir olmuştum.
-İyisin, daha huzurlusun, dedi Bebek mutlulukla.
Daha çok gülümsedim. Gerçekten de daha iyi hissediyordum.
-Evet daha mutluyum. Hepinize teşekkür ederim Melek Yıldızlarım.
-Melek Yıldız? dedi Seksi karizma. Güzel isimmiş bunu sevdim.
İnsanı güldürmek için müthiş bir yeteneği vardı.Ona gülümsedim.
-Gerçektende gülmek daha çok yakışıyor, dedi.
Başımı eğip teşekkür ettim. Prens'in sesi yine beynimde yankılandı.
-Lider onu seviyorum ve onu mutlu etmek istiyorum.
-Onunla kalamayacağını biliyorsun, dedi Lider.
-Evet, ben onunla kalmayacağım o benimle gelecek.
-Peki o bunu isteyecek mi?
-O da beni seviyor.
-Eğer seninle gelirse hiçbir şey aynı kalmayacak biliyorsun değil mi?
-Lider bana bunları neden soruyorsun?Buraya bu yüzden indim. Onu almak için.Kuralları hepimizden iyi biliyorsun. Biz sadece insanlara 5 Parlak Yıldız olarak görünmek zorundayız. Eğer insanlar bizim Melek halimizi görürlerse ruhları onlarda daha fazla kalamaz. Bende bunun için ona göründüm. Onun ruhunu benimle götürmek istiyorum.
-Prens aramıza daha önce kimseyi almadık.
-Bu almayacağımız anlamına gelmez Lider. Onu seviyorsun, küçük bir kız kardeş gibi. Diğerlerine bak onlarda onu aynı şekilde görüyorlar. Onun ruhunu tutmak için uğraşıyorlar. Onun bizimle gelmesini isteyeceklerdir. Tıpkı senin gibi.
-Peki sen kazandın. Hadi o zaman küçük kızımızı alalım. Ama eğer onu üzersen ...
-Beni yok et.
-Onu gerçekten seviyorsun.
-Bütün varlığımla. Gidip şu acıya bir son verelim artık.

-Hey ,hey, kendine gel, diye bağırdı endişe içinde Bebek beni sarsarak.
-Ha? Ah! Özür dilerim. Prens ve Lider geliyor.
-Sen bunu nerden biliyorsun? dedi Merkez.
-Prensi zihnimde hissedebiliyorum.
-Ha?, Seksi karizma şok olmuştu.
-Birbirinize saf bir aşkla bağlandınız, dedi Merkez.
-Bu her şeyi açıklıyor , dedi Seksi karizma.
-Neyi açıklıyor, diye sordum.
Merkez açıklamaya başladı.
-Bu şu demek oluyor. Eğer biz birilerine aşık olursak onu hissedebiliriz ve aşık olduğumuz insanda bizi. Eminim o da şuan seni hissediyor.
-Evet hissediyorum, dedi Prens'in sesi arkamızdan.
-Artık gitme vakti geldi, dedi Lider güzel gülümsemesiyle.
-Onu burada mı bırakacağız? diye sordu Bebek yüzü düşmüştü.
-Hayır, dedim onu mutlu etmek istercesine daha güçlü bir sesle. Beni burada bırakmayacaksınız. Sizinle geleceğim.
Hepsi şok içinde , ağızları açık bana baktılar. Prens konuşacaktı ki Merkez araya girdi.
-Seni hissediyor.Orada ne konuştuysanız çoğunu biliyor. Zihninin içinde Prens.
-Hayır, ziihnimde değil, varlığımın içinde.
-Eee, bu kadar romantizmin arasında işimizi yapsak, diye araya girdi Seksi karizma
-Evet, hadi başlayalım dedi Lider Prens sen onu tutacaksın. Biz dört bir tarafı çevireceğiz ve sen onu bıraktığında ruhun içinde yok olmasını önleyeceğiz. Onu orada tutmayı başardığımızda ruhu alacaksın. Prens kızı tut ve sıkıca sarıl.
Prens yanıma geldi, eğildi ve beni kucağına aldı. Gözleri yaşlarla doluydu. Kollarım aşağı doğru sarkıyordu. Başımı doğrultamıyordum. Bedenim hareket etmiyordu. Prens cansız bedenimi taşıyarak balkonun ortasına gittik. Beni yere bıraktı. Yanıma diz çöktü.Elimi tuttu.Diğer Melekler dört bir yanımızı çevirmişlerdi.Merkez baş ucumdaydı.Bebek sağıma, Seksi karizma soluma geçmişti. Lider ise ayak ucumda duruyordu. Hepsi gözlerini kapatmıştı. Yüz ifadeleri ciddiydi. Konsantre olmaya çalışıyorlardı.Birkaç saniye sonra Lider
-Tamam, dedi.
Prens elimi tuttu ve beni yavaşça kaldırdı. Kendimi çok hafif, raha ve huzurlu hissediyordum. Ayaklarım üzerinde durduğumda Prens beni kendine çekti ve kolları arasına aldı. Diğer Meleklerde bize yaklaştı. Bebek ve Lider ellerini benim omuzlarıma; Merkez'le Seksi karizma da Prens'in omuzlarına koydular. Seksi karizma neşeli sesiyle
-Hadi gidelim, dedi.
Herkes onaylar gibi sesler çıkardılar. İleri doğru yürüdük.Lider trabzanları geçip kendini boşluğa bırakırken geldiklerindekine benzeyen bir ışık patladı. Ama bu sefer ışık erimiyordu. Toplanıyordu. Bir araya geliyordu. Işıktan parlak bir Yıldız oluştu ve gökyüzüne yükseldi. Aynı işlemi ard arda Bebek ve Seksi karizmada yaptılar. Merkez trabzanın üstüne çıktı ve elini bana uzattı. Merkez'in elini tutup trabzana çıktım. Diğer elimle de Prens'in elini tutuyordum. O da yanıma çıktı. Prens'le Merkez aynı anda
-Hazır mısın? diye sordular.
Geriye dönüp baktım. O an küçük bir şok geçirdim. Yerde cansız bedenim yatıyordu. Buz gibi kaskatıydı. Trabzana çıkana kadar hiç geriye bakmamıştım. Bedenimin yerde olduğunu ve benim ise artık sadece bir ruhtan ibaret olduğumu o ana kadar hiç fark etmemiştim. Trabzandan inip cansız bedenimin yanına gittim. Prens peşimden gelmek için bir adım attı ama Merkez onu durdurdu. Cesedimin başına gidip yüzüme dokundum. Pürüzsüz ama buz gibi soğuk. Acaba kaç saattir bir ölüydüm? Ya da bunun bir önemi var mıydı? Önemli olan ölmüş olmam değil miydi? Kollarıma dokundum soğuktan morarmışlardı. Bedenimden birkaç adım ilerdeki hırkamı alıp ölü halimin üzerine örttüm. Tekrar yüzüme baktım. Mutluydum. Çektiğim acıları bıraktıktan sonra ölmüştüm. Yüzümde huzurlu bir tebessüm vardı. Bedenime sırtımı dönüp Meleklerime doğru yürüdüm. Ben onların yanına gelirken ikiside ellerini bana uzattılar. Onları tutup trabzana çıktım.
-Hazırım, dedim.
Ve birlikte kendimizi boşluğa bıraktık .


En son shin_neul tarafından Ptsi Nis. 05 2010, 18:11 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
MinNie



Mesaj Sayısı : 9
Points : 2473
Reputation : 15
Kayıt tarihi : 25/03/10
Yaş : 24

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Perş. Mart 25 2010, 21:19

Yorumlarınızı bekliyoruz ...


Birden Double s... 501 sesiyle irkildim.Sesin telefondan geldiğini duyunca rahatladım.Alarmım çalıyordu( a song calling for you :D )Yüzümde kocaman bir gülücük belirdi ve gerinip başımı yatağın ucuna dayadım.Her sabah onların sesiyle uyanmak bana müthiş bir rahatlık ve enerji veriyordu.Yataktan kalktım ve Kahvaltımı edip evden çıktım.Yolda müzik dinleyerek gidiyordum.Kendimi şarkıya kaptırmıştım .Dikkatimi birden yerde duran kağıt parçası çekti.İçimden bi ses o kağıda mutlaka bakmamı söylüyordu.Eğildim ve kağıdı yerden aldım.Kağıdı alınca ''OLAMAZ!!!'' diye bir çığlık attım.Bu gerçek miydi ? Onlar gerçekten buraya mı geliyordu ? Uzun zamandır bunu hayalini kuruyordum ...Belkide onlarla tanışacaktım ... tanışmasam bile onları yakından izleyecektim ve bu herşeye değerdi ...
Kendimi anlatılmaz bi şekilde mutlu hissediyordum.Hızlı adımlarla biletin satıldığı yeri aramaya koyuldum uzun aramalar sonucu biletin satıldığı yeri bulmuştum.Gişede bileti alırken bir çekiliş yapılacağını ve çekilişi kazanan 50 kişinin SS501 ile tanışma toplantısına katılacağını öğrendim.Eveett ...Şimdi dahada mutluydum.Belkide o 50 kişiden biri ben olurdum.SS501 ile tanışma fikri beni heycanlandırmaya yetiyordu.
Ahh... JungMin ...Aklıma o büyük ve karşılıksız aşkım geldi ...Acaba varlığımdan haberi olacak mıydı ? ben onunla yüzyüze gelip onu ne kadar seviğimi söyleyebilecek miydim?
Kafamda tüm bu sorular uçuşurken birden bi karaltı oldu ve kendimi büyük bir salonda buldum.En önde oturuyordum.Salon ağzına kadar doluydu.Herkes çok heycanlıydı.Zaten bunu anlamak için o kadar zeki olmayada gerek yoktu çünkü herkesin yüz ifadesi ve hareketleri herşeyi belli ediyordu.Ben etraftakileri izlerken bianda bir çığlık koptu ve herkes ayağa fırladı.Herkes deli gibi alkışlıyordu alkış sesinden salon yıkılmak üzereydi.Kafamı insanların baktığı tarafa çevirdim ve gözümü açtığımda kendimi kimsenin olmadığı bir odada buldum.Kendimi çok yorgun hissediyordum.Hafifçe doğruldum ve nerede olduğumu anlamak için etrafıma bakınmaya başladım.Burada bir sürü kıyafet ve eşya vardı.5 tane birbirinin aynısı kıyafet ...Bir dakika ... Hayır ... Bu düşündüğüm şey olamazdı ... Şimdi uyandığım koltuğa tekrar yatıp gözlerimi kapatacaktım ve tekrar açtığımda kendi yatağımda olacaktım.Düşündüğüm gibide yaptım.uyandığım koltuğa tekrar yattım ve gözlerimi kapattım ..tekrar açtım ... O anda bir gürültü oldu ve kapıdan içeri muhteşem sesiyle seslenerek Lider girdi ...
-Hey uyandın mı ?
o anda sesim çıkmadı rüyada gibiydim sanki ...Ona sadece şaşırmış bir şekilde bakıyordum.Ardından Kyu göründü.Muhteşem ve bir o kadarda yumuşak elleriyle saçlarımı gözümün önünden çekti.ve endişeli bir sesle...
-iyisin değil mi? diye sordu.
Ben hala tepkisiz onları izliyordum.Birkaç saniye içinde prenste kapıda belirdi.O yumuşacık sesiyle elinde duran şişeyi göstererek ...
-Biraz su ister misin? Rahatlamanı sağlar ... dedi
Ama ben hala tepki veremiyordum.İçeri gülerek Baby Jun girdi.Ama beni görünce o gülümseyen yüzü yerini endişeye bıraktı ve benim önümde diz çöküp ..
-Kendini nasıl hissediyorsun? Bizi çok korkuttun dedi.Junun sesi ağlamaklıydı ama onun bu şaşkın hali beni gülümsetti.Benim gülümsediğimi görünce oda biraz önceki şirin haline geri döndü.İçimden onun yanaklarını sıkmak geliyordu ama bu hissime çok tanıdık gelen bir gülüş engel oldu.
Daha o güLüşü duyar duymaz gözlerimi kapıya diktim.Evet ...Doğru tahmin düşündüğüm kişiydi.Bu güLüşü unutmam mümkün değildi ki ... İçimde sanki fırtınalar kopuyordu.Evet evet şuan içimde olanları anlatmaya yeteceken uygun cümle buydu.Onu gördüğüm anda kalbim deli gibi atmaya başladı sanki yerinden çıkacak gibiydi.Beynim uyuştu yine tepkisizleştim titrememe karşı koyamıyordum.Aslında içimden deli gibi çığlık atıp Jung Minin boynuna atlamak geliyordu ...en bunları düşünürken işte o gülüşü tekrar duydum ve kendime geldim.
Jung min konuşmaya başladı.''kendime boşuna sexi karizma demiyorum''dedi.Ahh ... kendini nasılda güzel ifade ediyordu.Zaten onun karizması beni böyle kendimden geçirmemiş miydi? O anda iç geçirdiğimi düşünüyordum ama Jung Min bi anda öne doğru eğildi ve gözlerini gözlerime dikti.(ooof bu çocuk beni öldürmeye mi niyetliydi acaba ) ''heeyy iyi misin senin gibi ayakta baygın olanıda ilk defa görüyorum '' dedi ve o kahkahası tekrar kulaklarımda yankılandı.Onunla birlikte diğer üyelerde gülmeye başladılar.
Bense ani bir hareketle 1-2 adım geri çekildim ama hala gözlerimi jungminin gözlerinden alamıyordum.Sanki ondan inanılmaz bir güç almış gibiydim.Toparlandım ve ... Şeyy adım ... sizi telaşlandırdığım için çok üzgünüm.Ben gerçekten nasıl olduğunu bilmiyorum ... Bana ne oldu?
Bu sorunun cevabını gerçekten merak ediyor muydum? Hayır ...
SS501'in yanındaydım, Hayalim gerçek olmuştu, başka bir şey umrumda mıydı? Hayır ...
Burçin 박정민 Engin 26 Mart, 20:56
Birden Double s... 501 sesiyle irkildim.Sesin telefondan geldiğini duyunca rahatladım.Alarmım çalıyordu( a song calling for you :D )Yüzümde kocaman bir gülücük belirdi ve gerinip başımı yatağın ucuna dayadım.Her sabah onların sesiyle uyanmak bana müthiş bir rahatlık ve enerji veriyordu.Yataktan kalktım ve Kahvaltımı edip evden çıktım.Yolda müzik dinleyerek gidiyordum.Kendimi şarkıya kaptırmıştım .Dikkatimi birden yerde duran kağıt parçası çekti.İçimden bi ses o kağıda mutlaka bakmamı söylüyordu.Eğildim ve kağıdı yerden aldım.Kağıdı alınca ''OLAMAZ!!!'' diye bir çığlık attım.Bu gerçek miydi ? Onlar gerçekten buraya mı geliyordu ? Uzun zamandır bunu hayalini kuruyordum ...Belkide onlarla tanışacaktım ... tanışmasam bile onları yakından izleyecektim ve bu herşeye değerdi ...
Kendimi anlatılmaz bi şekilde mutlu hissediyordum.Hızlı adımlarla biletin satıldığı yeri aramaya koyuldum uzun aramalar sonucu biletin satıldığı yeri bulmuştum.Gişede bileti alırken bir çekiliş yapılacağını ve çekilişi kazanan 50 kişinin SS501 ile tanışma toplantısına katılacağını öğrendim.Eveett ...Şimdi dahada mutluydum.Belkide o 50 kişiden biri ben olurdum.SS501 ile tanışma fikri beni heycanlandırmaya yetiyordu.
Ahh... JungMin ...Aklıma o büyük ve karşılıksız aşkım geldi ...Acaba varlığımdan haberi olacak mıydı ? ben onunla yüzyüze gelip onu ne kadar seviğimi söyleyebilecek miydim?
Kafamda tüm bu sorular uçuşurken birden bi karaltı oldu ve kendimi büyük bir salonda buldum.En önde oturuyordum.Salon ağzına kadar doluydu.Herkes çok heycanlıydı.Zaten bunu anlamak için o kadar zeki olmayada gerek yoktu çünkü herkesin yüz ifadesi ve hareketleri herşeyi belli ediyordu.Ben etraftakileri izlerken bianda bir çığlık koptu ve herkes ayağa fırladı.Herkes deli gibi alkışlıyordu alkış sesinden salon yıkılmak üzereydi.Kafamı insanların baktığı tarafa çevirdim ve gözümü açtığımda kendimi kimsenin olmadığı bir odada buldum.Kendimi çok yorgun hissediyordum.Hafifçe doğruldum ve nerede olduğumu anlamak için etrafıma bakınmaya başladım.Burada bir sürü kıyafet ve eşya vardı.5 tane birbirinin aynısı kıyafet ...Bir dakika ... Hayır ... Bu düşündüğüm şey olamazdı ... Şimdi uyandığım koltuğa tekrar yatıp gözlerimi kapatacaktım ve tekrar açtığımda kendi yatağımda olacaktım.Düşündüğüm gibide yaptım.uyandığım koltuğa tekrar yattım ve gözlerimi kapattım ..tekrar açtım ... O anda bir gürültü oldu ve kapıdan içeri muhteşem sesiyle seslenerek Lider girdi ...
-Hey uyandın mı ?
o anda sesim çıkmadı rüyada gibiydim sanki ...Ona sadece şaşırmış bir şekilde bakıyordum.Ardından Kyu göründü.Muhteşem ve bir o kadarda yumuşak elleriyle saçlarımı gözümün önünden çekti.ve endişeli bir sesle...
-iyisin değil mi? diye sordu.
Ben hala tepkisiz onları izliyordum.Birkaç saniye içinde prenste kapıda belirdi.O yumuşacık sesiyle elinde duran şişeyi göstererek ...
-Biraz su ister misin? Rahatlamanı sağlar ... dedi
Ama ben hala tepki veremiyordum.İçeri gülerek Baby Jun girdi.Ama beni görünce o gülümseyen yüzü yerini endişeye bıraktı ve benim önümde diz çöküp ..
-Kendini nasıl hissediyorsun? Bizi çok korkuttun dedi.Junun sesi ağlamaklıydı ama onun bu şaşkın hali beni gülümsetti.Benim gülümsediğimi görünce oda biraz önceki şirin haline geri döndü.İçimden onun yanaklarını sıkmak geliyordu ama bu hissime çok tanıdık gelen bir gülüş engel oldu.
Daha o güLüşü duyar duymaz gözlerimi kapıya diktim.Evet ...Doğru tahmin düşündüğüm kişiydi.Bu güLüşü unutmam mümkün değildi ki ... İçimde sanki fırtınalar kopuyordu.Evet evet şuan içimde olanları anlatmaya yeteceken uygun cümle buydu.Onu gördüğüm anda kalbim deli gibi atmaya başladı sanki yerinden çıkacak gibiydi.Beynim uyuştu yine tepkisizleştim titrememe karşı koyamıyordum.Aslında içimden deli gibi çığlık atıp Jung Minin boynuna atlamak geliyordu ...en bunları düşünürken işte o gülüşü tekrar duydum ve kendime geldim.
Jung min konuşmaya başladı.''kendime boşuna sexi karizma demiyorum''dedi.Ahh ... kendini nasılda güzel ifade ediyordu.Zaten onun karizması beni böyle kendimden geçirmemiş miydi? O anda iç geçirdiğimi düşünüyordum ama Jung Min bi anda öne doğru (bana dooru yani xD) eğildi ve gözlerini gözlerime dikti.(ooof bu çocuk beni öldürmeye mi niyetliydi acaba ) ''heeyy iyi misin senin gibi ayakta baygın olanıda ilk defa görüyorum '' dedi ve o kahkahası tekrar kulaklarımda yankılandı.Onunla birlikte diğer üyelerde gülmeye başladılar.
Bense ani bir hareketle 1-2 geri çekildim ama hala gözlerimi jungminin gözlerinden alamıyordum.Sanki ondan inanılmaz bir güç almış gibiydim.Toparlandım ve ... Şeyy adım ... sizi telaşlandırdığım için çok üzgünüm.Ben gerçekten nasıl olduğunu bilmiyorum ... Bana ne oldu?
Bu sorunun cevabını gerçekten merak ediyor muydum? Hayır ...
SS501'in yanındaydım, Hayalim gerçek olmuştu, başka bir şey umrumda mıydı? Hayır ...
Peki ozaman neden saçmalıyordum .. Off Allahım ölmek istiyorum ...
Bu Düşünceli Halime Kyu oğlu verdi.O peltek''S''deyişleriyle içimi gıdıklıyordu.Bizi endişelendirdiğin doğru, tam biz Salona girdiğimizde bayıldın ... ve bizde senin iyi olduğunu görmek ve içimizi rahatlatmak için seni odamıza aldık.Şimdi kendini iyi hissediyorsun değil mi bir sorun yok?
İlginiz için çok teşekkür ederim ben gerçekten iyiyim ama ben buraya nasıl ...daha cümlemi bitirmeden parmağını dudağıma bastırdı ve kendini yorma biz herşeyi biliyoruz dedi.Dudaklarım yanıyordu sanki onu içimde o kadar çok hissetmiştim ki ... ama yine sesimi çıkaramamıştım.Utandığım herhalimden belli oluyordu çünkü Lider ''Heeyyy JungMin kızı öldüren cazibenle tekrar mı bayıltmak istiyorsun?'' dedi ve gülümsedi.Jun kolumdan tuttu ve beni kendine doğru çekti.Jung'un seni esir etmesine izin vermiycem zaten sen iyi gözüküyorsun dedi ve oda gülmeye başladı.
Jun yine beni kendime getirmişti.Bende dayanamayıp gülümsedim ve sanırım eski kavuştum Jun haklı dedim.Young enerjime o güzel gamzesiyle bana gülümsedi ve enerjine kavuştuğun iyi oldu çünkü seni upuzuun bir konser bekliyor dedi Lidere göz kırptı.Liderde Young haklı bizimle çıkman gereken bir konser var dedi .
-ne konseri dedim sanırım çok bağırmıştım: D Kyu tamam sakin ol demeye başladı ve onun lafını Jung tamamladı''günün şanslısı olmak kolay değil''dedi
-ne şansıymış o hiç birşey anlamadım.Acaba biriniz açıklayabilir mi? dedim
Bunu açıklamak lidere düşmüştü vede açıkladı.
Liderin anlattığı düşündüğüm şey değildi.Sadece hayranların arasında değil bana özel bir yerde onlara daha yakın bir alanda konseri izleyecektim ve onlarda bu yüzden bana Günün şanslısı demişlerdi.Acaba onları görüp heycandan bayılmam benim için bir şans mıydı? Kesinlikle evettt ..
Birden kapı vuruldu ve içeri biraz şişmanca bir adam girdi ve hadi konsere az kaldı herkes yerlerini alsın dedi ve odadan çıkıp gitti.SS501 beni konseri izleyeceğim yere yerleştirdi ve bize şans dile dedikten sonra hepsi yanağıma bir öpücük kondurarak yerlerini aldı.Allahım rüya mıydı bu? İşte o 5 muhteşem adam ... Onların yanındaydım ... Çok mutluydum ve bu anın tadı iliklerime kadar işlemişti.Konser başladı.Herşey muhteşemdi gidiyordu.Onlardan gözlerimi alamıyordum.Nolurdu onlarla Sonsuza kadar bir arada kalsam ... 5yıldız zaten Sonsuza kadar bir arada olacaktı acaba benide aralarına alırlar mıydı? Beni koruyan, eğlendiren, bana tüm güzel duyguları bir arada yaşatan 5 muhteşem yıldızım olurlar mıydı?Yine düşüncelere dalmıştım derin bir iç çektim ve herkesin bana baktığını farkettim,neler oluyordu ?
SS501 üyeleri neden bana bakarak gel diye işaret ediyordu?
Hayııırrr!!Bu gerçekten olamazdı.Tüm cesaretimi toplayarakgülümsedim ve ayağa kalktım...Aslında oraya çıkamayacağımı söyleyecektim ama bir kız beni elimden tutup içeri soktu.Uzun beyaz bir elbide giydirdi bu beyaz elbisenin kanatları vardı.Beni ne hale sokmuştu gerçekten çok merak ediyordum.Gittim aynaya baktım.Gözlerime inanamadım.Bir meleğe benzemiştim.Ben aynada kendimi izlerken beni giydiren kız bana birşeyler anlatıyordu.Beni bir kapının önüne getirdi kapıyı açtı ve tüllerle örtülmüş bir alana giridiğimi farkettim.Ben alana girince müzik başladı.Bu şarkıyı biliyorum.ŞArkının adı''Wings of the world'dü.''
Jun muhteşem sesiyle şarkıya başladı.Onun şarkıya başlamasıyla tül yere düştü.Artık önümü rahatlıkla görebiliyordum.Tam karşımda binlerce green peas vardı.Benim içinde bulunduğum alanın yanında Hyun,Kyu,Young ve Jun tam karşımda ise JngMin vardı.Büyülenmiştim sanki ...Onlarda beyazlar içinde şarkıyı söylüyorlardı.Söyleme sırası JungMine gelince merdivenleri çıkarak yanıma ulaştı.Onun ardından Kyu,hyun,jun ve young hepsi sırasıyla yanıma ulaşmıştı.Şarkıyı o kadar içten söylüyorlardı ki Kyu'nun gözlerinin dolduğunu farkettim,yanına gittim ve sadece içimden geldiği gibi dawranıp elini tuttum.Gözlerime baktı.Şarkıya devam ediyordum ve dayanamadı gözlerindeki yaşlar yanaklarından aşağıya süzüldü.Bu sefer ben dayanamadım ve ona sarıldım.Benimde gözlerim dolmuştu.Kyunun ağlaması beni çok etkilmişti.Aslında kyu bu şarkıyı her söylediğinde duygulanırdı bende onları bilgisayar başında dinlerken duygulanırdım ama yanında olmak bambaşka bi duyguydu.Şarkı boyunca ağlamamak için kendini zor tutan young şarkının bitmesiyle kendini saldı ve gözyaşlarına boğuldu.Lider benim ve kyunun JungMin ise young ve junun kolundan tuttu.Tam ortada birleşmiştik.Birbirimize sarıldık.Onlar gerçekten çok iyi ve birbirlerine inanaılmaz derecede bağlı birer arkadaştı.Aralarındaki güçlü bağı hissettimBende bu sevginin arasındaydım.Kendilerini hayranlarının moral çığlıkları sayesinde toparladılar ve konserin bitiş şarkısını söylemek için sahnenin hayranlara daha yakın olan bir yerine geçtiler.Ben içeri gireceğimi düşünüyordum ama öyle olmadı.JungMin elimi tuttu ve sahnedeki yerimizi aldık.Green Peası söyleyecektik.Bu şarkı o kadar çok rahatlatıcıydı ki ... Herkes diğer şarkılarda olduğu gibi bu şarkıyada eşlik ediyordu.SS501 mutluydu,hayranları mutluydu ve ben mutluydum ...Bu anın bitmemesi için herşeyi vermeye hazırdım.SS501'i neden bu kadar çok sevdiğimi düşündüm.Tüm bu yaşadıklarım,onların bu samimiyeti,sıcaklığı herşeyi açıklıyordu zaten ...Gülümsedim ve onlara birdaha tek tek baktım onların parlayan gözleri ve gülen yüzleri benim ve diğer hayranlarının sevgisini ne kadar hakettiklerinin bir göstergesiydi.O anın büyüsüne kapılarak JungMinin kulağına ''5 yıldız sonsuza dek birarada'' dedim.Gülümsedi yüzünde sevecen bir ifade vardı ''sizin desteğiniz olduğu sürece 5 yıldız hiç ayrılmayacak,iyi ki varsınız bizim kıymetli binlerce yıldızımız'' dedi.Elleriyle yüzümü tuttu.Eğildi dudaklarımda dudaklarının sıcaklığını hissettim.Beni büyülemiş kendine birkez daha hayran bırakmıştı ... ama o da ne!! Bu büyülü an yine o şarkıyla bozuldu.Ellerim dudaklarımda yataktan fırladım.Etrafıma bakındım.OLAMAZ! hepsi bir rüyaydı ...Ben yine kendi odamdaydım tam karşımda duran SS501 posterine baktım ve rüyanın etkisiyle kendimi gülümsemekten alamadım ve

İYİ Kİ VARSINIZ ...
5 Yıldız Sonsuza Dek Bir arada,Siz Bir arada Oldukça Bizde Sizinle Birlikte Sonsuzluğa ...
diye fısıldadım :D
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Salı Haz. 15 2010, 17:15

[b][i] ben yeni kayt oldum arkadaslar ve sunu söylemek isterim ki bu site girdigim ss501 sitelerinin en iyisi.bunun için herkesi tebrik ederim ve bu güzel yazlari ve videolari paylastklari için tesekür ederim.ben de bir hikaye yaziyorm onu burda paylasmak istiyorum umarim begenirsiniz.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Salı Haz. 15 2010, 17:16

PARK JUNG MİN

Hadi Jun biraz acele et havaalanına geç kalacağız Arya onu bekletirsem küplere biner.
Jun: tamam geldim Jung Min. İşte hazırım gidelim.
Kuzeninin adı ne demiştin Jung?
Jung Min: Arya. Teyzem ve ailesi çok uzun zamandır İngiltere de yaşıyorlar. Arya Kore yi nerdeyse hiç bilmez. İşte bu yüzden gevezeliği bırakalım ve bir an önce havaalanına gidelim.
10 yıl sonra yegane kuzenimi göreceğim için gerçekten heyecanlıyım. En son gördüğümde ben 13 oysa 11 yaşındaydı. Arya benim kız kardeşim gibiydi. Çocukluk yıllarımızı hatırladıkça yüzümde oluşan gülümsemeye engel olamıyorum. Arya kelimenin tam anlamıyla deli dolu bir kızdı hani şu erkek gibi giyinip ağaçlara tırmanan türünden. Acaba hala öyle mi merak ediyorum. Kimi kandırıyorum artık ağaçlara tırmanmasa da hala o eski Arya olduğunu adım gibi biliyorum ama yinede onu çok merak ediyorum o kadar uzun zaman oldu ki. Hiçbir zaman iletişimi koparmadık ama ikimiz de öyle yoğunuz ki bir türlü karşı karşıya gelemedik. Aslında bunun sebebi benim işimden ziyade Arya nın işi. Bir keresinde bana her şeyi bırakıp dünyayı dolaşmak, sevdiği her anı fotoğraflamak istediğini söylemişti. Bu onun düşüydü, bunun için yaratıldığını söylüyordu. 3 yıl önce dünyaca ünlü bir fotoğrafçının peşine takılıp ülke ülke gezmeye başlaması da bu yüzden çok sürpriz olmamıştı. Ben ise şarkı söylemeliydim o zamanlar daha ben bile kendimi çözememiş, ne istediğimi bilmezken Arya bana çocuk aklıyla bunları söylemişti. Arya nın benim için farklı bir öneminin olmasının sebeplerinden biri de bu belkide. O beni gerçekten tanıyordu.
2 gün önce ben dans provasındayken telesekreterime “hey kuzen al sana bomba gibi bir haber Cuma günü Kore ye geliyorum şu çok ünlü SS501 üyesi meşgul insan Park Jung Min kalıbından çıkıp havaalanına gelir beni karşılarsan sana minnettar olurum. Kapatmam gerek seni seviyorum dikkat et hop hop zıplarken bir yerini kırma ben gelene kadar hoşçakaaall” diyip kıkırdamalar eşliğinde bir mesaj bıraktı. O günden sonra da ona ulaşamadım. Eğer bu bir şakaysa gerçekten başı dertteydi ama değilse geldiğinde havaalanında olmama durumumda benim başımın girdiği dertle baş edemezdim kısaca bu yüzden gaza biraz daha basıp Jun un endişeli bir şekilde kemere uzanışını gülerek izledim. Havaalanına girdiğimizde uçağın inmesine 15 dakika kalmıştı. Sonunda rahat bir nefes alıp Jun la beklemeye başladık.
Hey Jung Min kuzenin ne kadar kalacak Kore de. Bana sürekli seyahat ettiğini söylemiştin.
Daha gerçekten gelip gelmeyeceğini bile bilmiyorum inan kaç gün kalacak nerde kalacak en ufak bir fikrim bile yok Jun. Ama gerçekten 10 dakika sonra burada olursa ve kendine bir ev ayarlayamadıysa onu bize götürmekten başka çarem yok. Arya otelde kalamaz. Otelde kalmak onun en büyük korkusu. Küçükken ailesiyle kaldığı bir otelde yangın çıktı ve Arya son anda kurtuldu. Ailesi dumandan bayılmıştı. Görevliler onları dışarı çıkardıkları sırada Arya yı fark etmemişler annesi açık havaya çıkarılıp ayıldığında Arya yı sorunca görevliler onun için bir daha otele girdiler ve bina çökmeden birkaç dakika önce onu kurtarabildiler. Bu onda gerçekten kalıcı bir korku oluşturmuş olmalı çünkü bildiğim kadarıyla seyahatleri sırasında da gitmeden önce kalacağı evi hep önceden ayarlar.
Bizde kalması benim ve diğerleri için hiçbir sorun oluşturmaz biliyorsun dostum ama Hyun Joong buna ne der bilmiyorum biricik liderimizin yabancılar konusunda ne düşündüğünü biliyorsun ama eminim onu susturmanın bir yolunu buluruz. Sonuçta bu kız senin kuzenin bu yüzden bir şey diyeceğinden bile şüpheliyim.
Sağol Jun ben de öyle düşünüyorum.
İşte yolcular geliyor. Bizimki henüz ortalarda yok gibi.
Ben yolculara bakıp Arya yı ayırt etmeye çalışırken Jun da olası ihtimallerle bana Arya olabileceğini düşündüğü kişileri gösteriyordu. Gösterdiği kişilerden anladığım kadarıyla Jun idare eder güzellikte sessiz sedasız yürüyen bir Arya bekliyordu. Arya hatırladığım kadarıyla çirkin bir kız değildi. Sonradan gezdiği yerlerden attığı fotoğraflarda da büyüdükçe daha da güzelleştiğini fark ettim. Son attığı fotoğraf 1 yıl öncesine aitti umarım daha da değişmemiştir ve onu kolaylıkla tanıyabilirim diye düşünürken yolcuların giderek daha da azaldığını fark ettim.
Jun: gelmeme ihtimali var demiştin değil mi diyerek saatini kontrol etti.
5 dakika geçmişti ve Arya hala ortalarda yoktu.
Tam Jun a cevap vermek için dönmüştüm ki Jun un gözlerinin iri iri açıldığını ve bakışlarının bir yere sabitlendiğini fark ettim. Ben de o yöne baktım ve Jun un niye öyle donup kaldığını anladım. Arya yarı koşar şekilde arkasında bir bavul sürükleyerek kocaman bir gülüşle bize doğru geliyordu. Ve gerçekten itiraf etmeliyim ki müthiş görünüyordu. Vücuduna tam oturmuş gri bir pantolon üstüne koyu mavi bir bluz onun üzerine ise kısa düğmeli bir yelek giymişti. Gözlüklerini taç olarak kullanıp uzun ve dalgalı saçlarını açık bırakmıştı.
Ona doğru bir adım attım ama o çoktan yanımıza varmıştı ve bavulunu bırakıp kucağıma atıldı. Jung Min seni okadar özledim ki derken ben de ona sıkıca sarılıyordum.
Hadi canım. Bu gerçek olamaz bir rüyada falan mıyım?
Arkamızdan Jun un sesini duyduğumda gerçekten duygulanmış bir şekilde Arya yı serbest bırakıyordum.
Arya: arkadaşından şimdiden hoşlandım kuzen derken Jun a elini uzattı ve yine o güzel gülümsemesiyle ben Arya beni Jung Min le beklediğiniz için teşekkür ederim dedi.
Bu normal olan kısmıydı. Benim için beklenmedik olan Jun un tepkisi oldu. Aslında tepkisizliği desek daha doğru olur. Yüzünde boş bir sırıtışla hala Arya ya bakıyordu. Ona uzattığı elini fark etmemişti bile. Sonra Arya nın havadaki eline anlam veremiyormuş gibi gözleri kısıldı. Ve o anda kafasında çalan zili duymasakta hissettik.
Aaah evet şey ben ben de Hyung Joon yani Jun. Benim için zevkti yani beklemek. Yani zevk derken sıkılmadım her zaman beklerim.
Daha fazla saçmalamamak için sıkıntıyla iç geçirdi ve memnun oldum diyip Arya nın elini sıktı.
“Ee kuzen bu kadar yıl sonra buradayım ve bana söyleyecek bir sözün yok mu?” Arya elini belime dolarken ben de bavulunu yerden almış ona sarılmıştım. Jun yanımda yüzü kızarmış bir şekilde yürüyordu.
Jung Min: Hoş geldin en sevdiğim kuzenim seni buralara hangi rüzgâr attı gerçekten çok merak ediyorum.
Tek kuzen olmak böyle bir şey olsa gerek. En sevilen kuzen ünvanı otomatikman senin oluyor. Arya gülerken bir yandan da “ayrıca buraya gelmemin sebebi de özlemine daha fazla dayanamamış olmam kuzen.”diye ekledi.
Üçümüz de gülerek havaalanından çıktık.
Jung Min: Arya kalacağın evi ayarladın mı?
Tabiî ki kuzen artık alışkanlık oldu. Şu otel korkum bazen gerçekten beni çok zor duruma düşürüyor. Gündüz özellikle de insanlar etrafımda olduğunda sorun olmuyor ama gece bir türlü rahatlamayı ve uyumayı beceremiyorum. Her neyse önce internetten ayarladığım şu eve gidelim eşyalarımı koyayım sonra bu kadar yılın dedikodusunu yapalım beraber derken bir yandan da çantasından adresin yazılı olduğu kâğıdı çıkarıyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Salı Haz. 15 2010, 22:46

KİM HYUNG JOON

Kahretsin kendimi nasıl bu kadar aptal durumuna düşürebildim hala inanamıyorum. Jong Ming in kuzenini beklerken gayet normaldim. Ama bir anda bize doğru koşan o kızı gördüğümde resmen kendimi kaybettim. Tanrım o kadar güzeldi ki.. O mükemmel gülüş evet beni büyüleyen o gülüş olmalıydı. İşin garibi kız hayla bize doğru yürüyordu. Ve bir anda Jung Min in kucağına atıldı. O an saçlarının yarattığı rüzgârı yüzümde hissettim. Ve kendinden geçmiş sesimi duydum.
Hadi canım. Bu gerçek olamaz bir rüyada falan mıyım?
Arya olduğunu anladığım kız bana dönüp bir şeyler söyledi ama sözcükler o an çok anlamsızdı. Niye bana elini uzatıyordu kesinlikle rüya görüyordum.
Kahretsin benle el sıkışmak istiyordu normal insanlar böyle tanışırdı. O an öyle panikledim ki ağzımdan çıkan kelimeleri artık ben yönetmiyordum. Daha fazla batmadan pes etmeliydim tabiî ki daha fazla batmam gibi bir olasılık kaldıysa.
Beraber havaalanından çıktığımızda hala utancımdan yüzümü yerden kaldıramıyordum.
Hey Jun Arya nın bavulunu bıraktıktan sonra bizimle takılmak ister misin yoksa seni bırakmamı istediğin bir yer var mı?
Jung Min in sesini duyduğumda düşüncelerimden sıyrılıp ona cevap vermem gerektiğini anladım.
“Sizin konuşacak şeyleriniz vardır beni eve bırak en iyisi hem bende dinlenip kendime gelsem iyi olacak bugün çok yorucu oldu benim için” dedim.
Daha sonra yine onun sesini duydum. Bu kız esinlikle çok konuşuyordu arabaya bindiğimizden beri sustuğu anlar sayılıydı. Hayır, bu kız değil Arya dedim kendi kendime.
Efendim Jun?
İsmini sesli mi söylemiştim? Benim kesinlikle dinlenmeye ihtiyacım vardı.
“Imm ne garip bir ismin var anlamı ne?”
“Opera sanatçısının orkestra eşliğinde söylediği uzun şarkı demek. Annem tam bir opera hastasıdır. Uzun zaman benimde müzikle uğraşmamı umut etti ama ben kendi müziğimi fotoğraflarla yapmayı seçtim. Hem ailemize bir tane pop star yeter değil mi Jung bir de benle rekabete girip zorluk çekmeni istemezdim.” Bu kız sürekli gülmeliydi.
“Arya nın sesi gerçekten güzeldir Jun böyle dalga geçtiğine bakma teyzemin umudu bu yüzden çok uzun zaman sürdü ama o müziğe hiçbir zaman ilgi duymadı.”
“Bizim için bir şarkı söylersin değil mi Arya gerçekten merak ettim şu güzel sesi.”
“Şarkı söylemek değil de seve seve fotoğraflarınızı çekebilirim. Uzmanlık alanım doğa fotoğrafları ama başaramayacağım bir şey olduğunu düşünmüyorum.”
“İşte geldik” Jun un sesiyle sohbetimiz sonlanmış oldu.
Ev gerçekten güzeldi. Büyük değil ama küçükte olmayan bahçeli tek katlı bir evdi. Teras bahçeye açılıyordu ve dört sandalyesi olan bir masa görüntüyü tamamlıyordu. Arya ya döndüğümde eve gülümseyerek baktığını ve “hoş bulduk” dediğini duydum. Bu gülümseme bulaşıcı olmalı çünkü onla tanıştığımdan beri yüz kaslarımın elimde olmadan gülümsemekten ağrıdığını fark ettim.
“Anahtarı kimden alacaksın Arya?”
Jun elinde bavulla kapıdan girmişti.
Arya: ev sahibinin burada olması gerekiyordu ama.. diyip çantasından telefonunu çıkardı.
“Neden telefonunu açmıyor bu adam” Arya kapatıp başka bir numara çevirdi.
Bir kaç saniyelik bir bekleyişten sonra Arya: “meraba Eric, iyiyim evet biraz önce vardım ama eve giremiyorum çünkü ev sahibine ulaşamıyorum. Evet, internetten ayarlamıştım. Tamam, acele edersen sevinirim.”
“Eric adama başka yollardan ulaşmanın yolunu bulup beni haberdar edecek.”
Masaya doğru yürüyüp oturduk.
Eric kim sevgilin mi?
Nedense Jung Min in bu sorusu ilgimi bir hayli çekmişti.
“Ahh hayır. Eric benim yardımcım gibi bir şey. Faydalı yanları saymakla bitmez o bulunmaz bir arkadaş ama zararları da dokunmuyor değil senin gibi düşünen o kadar çok kız var ki. Onun sayesinde bir sürü düşman edindim.”dedikten sonra bana dönüp sizin seksi karizma kadar olmasa da Eric bir hayli yakışıklıdır diyip bana göz kırptı.
Hepimiz gülerken Arya nın telefonu çaldı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
choon hee



Mesaj Sayısı : 69
Points : 2515
Reputation : 15
Kayıt tarihi : 05/04/10
Yaş : 23
Nerden : hiiç batmayan güneşim'in kalbinden

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Çarş. Haz. 16 2010, 17:59

hepside çok güzel hikayeler emeğinize sağlık teprik ederim. ya ne bu ss501 bizi öldürecek hasretten artık içimizden gelenlere bakın onlar için valla ben sülalemden çok seviyom onları onlar biliyo o başka kızgınn abo
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://ss501turkishfans.yetkinforum.com/
hyun joong^^flower



Mesaj Sayısı : 576
Points : 3108
Reputation : 30
Kayıt tarihi : 01/04/10
Yaş : 29
Nerden : İSTANBUL

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Çarş. Haz. 23 2010, 15:12

Asl1han Hikayen güzedi devamı yokmu
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
ciwciw



Mesaj Sayısı : 12
Points : 2512
Reputation : 46
Kayıt tarihi : 02/02/10
Yaş : 32
Nerden : ANKARA

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Perş. Haz. 24 2010, 23:45

Asl1han hikayenin devamını merakla bekliyorum Benim gibi bekleyen de birçok kişi var sanırım
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://ss501turkishfans.yetkinforum.com/
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   C.tesi Haz. 26 2010, 00:11

begenildigini bilmiyordm bu yuzden yeni bölüm eklemedim birde yanlis bir sayfaya ekledigimi dusunmstm ama en ksa zamanda yeni bölüm ekleyecegim o halde:D:D
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
shin_neul



Mesaj Sayısı : 553
Points : 3275
Reputation : 246
Kayıt tarihi : 03/02/10
Yaş : 23
Nerden : Young Saengin kalbinden ^_^

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   C.tesi Haz. 26 2010, 13:04

Evet çok beğendik devamını bekliyoruz heyy

_________________

Senin İçin Olan Aşkımı Hissedemiyor Musun?
Bu Aşk Değil Mi?
Seni Özledim...
Fısıltılarımla Bağırdım...
Ama Neredesin?

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   C.tesi Haz. 26 2010, 14:15

ARYA


Bunca yıldan sonra yeniden burada olmak.. Nedenini bilmeden bu dönüşü sürekli ertelemiştim. Ama şimdi anlıyorum ki bahanelerimin tek sebebi korkmammış. Buradan yeniden vazgeçememekten korkmam. Adımımı atar atmaz o bir türlü bir yerlere ait olamama duygusu kaybolmuştu. Biricik kuzenim Jung Min i yeniden görme heyecanı ve buraya olan özlemim tüm bedenimi kaplamıştı.
Seyahatlerim sırasında kuzenimin Kore de ve tüm dünyada çok sevilen grubu SS501 i pek yakından takip edememiştim ama başarıları iki gün yerinde durmayan bana kadar ulaşmıştı. Onu yeniden göreceğim için gerçekten içim içime sığmıyordu. Bavulumu almak için beklerken zaman geçmek bilmedi. Biraz geç kalmıştım, umarım Jung Min beklemekten sıkılıp gitmez diye düşünürken birden içimi bir korku kapladı, ya hiç gelmediyse. Beni ciddiye almamışta olabilirdi çünkü bıraktığım mesaj pekte “ciddi” değildi. Gelmediyse işim zor Kore yi nerdeyse hiç hatırlamıyorum. Gelmediyse evi yalnız bulmam gerekecek. Gelmediyse kafasını kırarım.
Oh evet sonunda bavulumda geldi. Havaalanında yarı koşar vaziyette çıkışa doğru yürümeye başladım. İçimden burada olması için dua ederken yüzümde kocaman bir gülümseme oluştu. Ordaydı bir arkadaşına dönmüş bir şeyler diyordu. Ben onlara yaklaşırken Jung Min de bana doğru dönmüştü. Kuzenim gerçekten lakabını hak ediyordu. Karşımda tam bir karizma abidesi duruyordu. Onun bana doğru yürümesine fırsat vermeden bavulumu yere bırakıp boynuna atıldım. Ve sulu göz olmamamın yararları diye düşündüm. Kolay kolay ağlamazdım hatta hiç kolay ağlamazdım. Ağlamak bana göre zayıflık göstergesidir illa ağlamam gerekiyorsa da bu yalnız başıma olmalı. Ama itiraf ediyorum duygulanmıştım.
Sesi duyana kadar Jung Min le yalnız olmadığımızı unutmuştum.
Jung Min in arkadaşına döndüğümde yakışıklı ve çok tatlı bir yüz gördüm. Sanırım biraz utangaç bir yapısı vardı dediklerine gülmemeye uğraşırken ve acaba kekeme mi diye düşünürken gözlerini kapayıp derin bir nefes aldı ve “memnun oldum” diyip sonunda havada bekleyen elimi sıktı. Bu duruma Jung Min de şaşırmıştı. Çok tatlı olduğunu düşünürken onu daha fazla utandırmamak için konuyu değiştirmem gerektiğini hissettim. Ve elimi Jung Min in beline dolayıp çıkışa doğru yürürken beni özleyip özlemediğini sordum.
Arabada kendimi çok mutlu hissediyordum ama biraz yorulmuştum sanırım. Daha sonra yorgunluğumun konuşmaktan olduğunu fark ettim. Normalde de çok konuşkan biriydim ama biraz abartmıştım sanırım Jung Min araba kullanırken sıkılmadan beni dinliyordu ya da sıkılmıştı da fark ettirmiyordu. Arkadansa hiç ses gelmiyordu. Sonra bir an da ismimi söylediğini duydum.
“Efendim Jun” derken acaba yanlış mı duydum diye tereddütteydim çünkü çok kısık sesle söylemişti.
Bir an afalladı sanki sonra bana ismimin anlamını sordu. Bu genellikle karşılaştığım bir soruydu pek bilindik bir ismim yoktu. Hele ki Kore de.
“Opera sanatçısının orkestra eşliğinde söylediği uzun şarkı demek. Annem tam bir opera hastasıdır. Uzun zaman benimde müzikle uğraşmamı umut etti ama ben kendi müziğimi fotoğraflarla yapmayı seçtim. Hem ailemize bir tane pop star yeter değil mi Jung bir de benle rekabete girip zorluk çekmeni istemezdim.” Diyip güldüm.





Jung Min Jun a sesimin güzelliğinden bahsederken ona dil çıkarmamak için kendimi zor tuttum. Bence kesinlikle abartıyordu yani sesimin çirkin olmadığını biliyordum ama yapmayın yanımda dünyaca ünlü starlar oturuyordu.
Müzik dinlemek içindir diyen kısımdandım ben sanırım. Benim tutkum fotoğraflardı. Güzel olan her şey o an en güzel açıyla kaydedilmeliydi bana göre.
Ben bunları düşünürken,
Jun meraklanıp bir gün onlara şarkı söyleyip söylemeyeceğimi sorduğunda “Şarkı söylemek değil de seve seve fotoğraflarınızı çekebilirim. Uzmanlık alanım doğa fotoğrafları ama başaramayacağım bir şey olduğunu düşünmüyorum.” Diye cevap verdim.
Vardığımızda evi gerçekten çok beğenmiştim. Normalde kaldığımdan daha uzun süre bu ülkede kalacağımı düşündüğüm için evin durumu daha bir önemliydi benim için.
Ama bir terslik vardı ev sahibinin burada olup anahtarı bana teslim etmesi gerekiyordu öyle konuşmuştuk. Jung Min in anahtarı nerden alacağımı soran sesi de tam bu sırada duyulmuştu.
Çantamdan telefonu çıkarıp adamı aradım ama açmadı. Oofff bir terslik vardı, bu gece bu eve girmem lazım otelde kalamam umarım bir an önce olay çözülür umuduyla Erik i aradım.
Erik hemen ilgileneceğini söyledi ve içim rahatladı o bu işi çözerdi, ne zaman çözmemişti ki.
Bu sırada masaya oturduk ve Erik ten bahsettik. Tam o sırada telefonum çaldı ve arayanın Erik olduğunu görünce sevindim ne çabuk halletmişti.
“kurtarıcım ne zaman geliyormuş adam” diyerek telefonu açtım.
Ama Erik konuştukça benim suratımda ki gülümseme de silindi.
“Üzgünüm Arya bu sefer seni kurtaramadım ev sahibinin bir akrabası kaza geçirmiş bu yüzden acilen yurt dışına çıkmış seni de tamamen unuttuğunu düşünüyorum. Adama ulaşamıyorum şu an ama en kısa zamanda ulaşıp anahtarı bir şekilde sana ulaştırıcam. “
“Nasıl olur ben şimdi napıcam Erik otel durumumu biliyorsun.” Derken gerçekten endişelenmiştim.
“şu an için yapabileceğim bir şey yok Arya gerçekten üzgünüm.” Dediğinde sesi gerçekten üzgün geliyordu.
“Peki, tamam ben bir yolunu bulucam artık ama lütfen en kısa sürede hallet şu işi, hoşça kal” diyip telefonu kapattım.
“Bir sorun var galiba”dedi Jun. Ben daha ona cevap veremeden “eve giremiyorsun anlaşıldı. O halde hadi bize.” Diyip ayaklandı Jung Min.
“Jung Min gerçekten rahatsızlık vermek istemem ne sana ne de arkadaşlarına” dedim ama Jung Min in yüzündeki ifadeden kararın çoktan verilmiş olduğunu anladım.
Jun “ne rahatsızlığı asıl umarım biz sana rahatsızlık vermeyiz sen misafirsin” diyip gülümsedi. Ona bakarken içimin sıcacık olduğunu hissettim. Tartışmanın anlamı yoktu bu yüzden bende gülümseyerek “Jung Min in tüm arkadaşları senin gibiyse harika birkaç gün geçireceğim desene” dedim. Jun biraz mahcup bir şekilde “şey aslında Young Saeng ve Kyu yu seveceğinden eminim ama Hyun Joong biraz asabidir, yani tanımadıklarına karşı. Umarım seni üzmesine izin vermezsin.”
“merak etme Jun üstesinden gelirim, savaşçı bir ruhum vardır benim.” Diyip hep beraber gülerek evden çıkıp tekrar arabaya bindik.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
shin_neul



Mesaj Sayısı : 553
Points : 3275
Reputation : 246
Kayıt tarihi : 03/02/10
Yaş : 23
Nerden : Young Saengin kalbinden ^_^

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   C.tesi Haz. 26 2010, 14:26

Vay süper olmuş.
Kızın yerinde olmayı çok isterdim.
Boru mu Jung Min gibi kuzenin var

_________________

Senin İçin Olan Aşkımı Hissedemiyor Musun?
Bu Aşk Değil Mi?
Seni Özledim...
Fısıltılarımla Bağırdım...
Ama Neredesin?

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   C.tesi Haz. 26 2010, 17:47

ilerleyen bölümlerde hyun joong un ortaligi baya bi karistracagini sanyorm..
önce bi eve yerlessin arya ozaman sicak savas baslycak.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   C.tesi Haz. 26 2010, 21:56

ARYA DEVAM

“Vay canına gerçekten burada mı yaşıyorsunuz” bu gerçek bir soru değildi tabi ama Jung Min fırsatı hiç kaçırmadı. “aslında arkada bir kulübe var orda yaşıyoruz bu bina sadece süs için.” Onun sırıtan yüzüne ters ters bakıp yüzümü tekrar eve döndüm. Gerçekten çok büyüktü. Aslında 5 kişi yaşadıklarını düşününce 3 katlı bu ev okadar da büyük sayılmazdı. Büyük bir bahçesi ve kocaman bir havuzu vardı.
Jung Min e dönüp “ sanırım burada kaç gün kalacağım konusunu tekrar düşünmem gerekicek aslında diyorum da şu anahtar hiç gelmez belkide.”ben gülerken Jung Min ellerini kaldırmış teslim olma hareketi yapıyordu.
Kapı açıldığında gördüğüm manzara karşısında bir an donup kaldım. Ardından gelen hapşurukla üçümüzde nerdeyse aynı anda kahkahalara boğulduk. Kapıyı açan çocuk yüzü gözü un içinde saçında yumurta kabukları ve üzerinde de temel reisle safinaz ın bulunduğu bir önlükle hapşurmaya devam ediyordu.
Jun: Young Saeng bu halin ne derken gülmeye devam ediyordu.
Ben “kek mi yapmaya çalışıyordun “ derken öyle üzgün bakıyordu ki Jung Min in “Sanırım evet ama kek kalıbını kullanmak yerine kendini onun yerine koymuş sanırım” demesine güleyim mi kızayım mı karar veremedim.
Biz içeri girerken “size iyilik yapanda suç zaten” diyerek başka bir odaya geçti. Birazdan yüzünü yıkamış önlüğü çıkarmış vaziyette yeniden yanımıza geldiğinde Jung Min e ters ters bakıp Jun a bizi tanıştırması için anlamlı anlamlı bakmaya başladı. Jun dan önce davranıp “ben Arya, Jung Min in kuzeni olduğum iddia ediliyor ama şüpelerim var”derken Jung Min bana dil çıkarıyordu. “bazı sorunlardan dolayı birkaç gün sizi rahatsız edicem” diyip bir sır verir gibi eğilip kulağına “kek yapmayı biliyorum” diye fısıldadım.
Young Saeng “Jung Min in kuzeni olman iddiaları kanıtlansa da bunu bir şekilde aşacağımızdan eminim diyip bana sarıldı. “Tanıştığımıza memnun oldum Arya bizde istediğin kadar kalabilirsin.”
Gerçekten Jung Min in tüm arkadaşları şeker gibiydi. Ve asıl inanılmaz olan bunlar ünlü insanlardı. Tamam, onlarda dünyalı ama lütfen birazda burnu havada tipler beklemem maruz görülsün. Young Saeng : “gel Arya odanı göstereyim, bavulunu da koyalım” diyip beni merdivenlere doğru itti.
Koridorun başındaki ilk kapıyı gösterip “burası benim odam yanındaki Kyu nun karşıdaki Jung Min in onun yanındaki Jun un şu en dipteki Hyun Joong un onun karşısındaki de senin canım.”diyip beni odama sürükledi. Oda gayet sadeydi. Çift kişilik bir yatak, yatağın iki başında çekmeceler bir dolap bir masa ve sandalyeler.. Balkona çıktığımda manzaranın havuza baktığını görünce sevindim. Young Saeng arkamdan gelip “hadi aşağı inelim senin hakkında merak ettiğim çok şey var sormak için sabırsızlanıyorum”dedi. Gamzeleri çok tatlıydı ona gülümsememek imkânsızdı resmen. “tamam, canım biryere kaçtığım yok hadi inelim” diyip odadan çıktık.
Biz iner inmez Jun un gözleri bize çevrildi. Bana gülümseyip otursun diye Young Saeng e yer açtı. Jung Min “Kyu yla Hyun Joong nerde Young Saeng” diye sordu.
“Kyu, Chin Sun la buluşmaya gitti, sonra bana dönüp kız arkadaşı diyip devam etti Hyun Joong stüdyoda. Saat 4 gibi bizimde gitmemiz gerek Kyu direk geçicek.”
“O zaman hazırlanmamız lazım anca yetişiriz” diyip ayaklandılar. Beni unutmuşlardı bile.
Arkasından seslenip “hey kuzen beni merak etme ben de buralarda yaşar giderim zaten” dedim gülerek. Jun la ikisi aynı anda arkasına dönüp “aa pardon ya” diyip Jung Min “kuzen bizimle mi gelmek istersin yoksa evde kalıp dinlenmek mi istersin” diye sorduğunda ben daha ağzımı açmadan “evet gelmek istersin” diye cevap verdi. Gülerek “kaçırırmıyım dinlencek çok vakit var nasıl olsa” dedim.
Üstümü değiştirmeye odama çıktım. Bavuldan bir kot pantolon ve kolunda fırfırları olan sade beyaz bir bluz seçip üstüme geçirdim. Aynada saçlarıma bakıp toplamaya karar verdim. İşte hazırdım. Günlük hayatta makyaj yapmadığım için hazırlanmam bitmişti bile. Aşağı indiğimde Young Saeng hazır diğerlerini bekliyordu.
“çok güzel görünüyorsun Arya” diyip kolunu bana uzattı. Ben “ah yanında sönük kalıyorum Young Saeng” derken arabaya doğru yürüyorduk.
Young Saeng :“konuşamadıkta, bari burada biraz sohbet edelim. Jung Min bize kuzeninin geleceğinden hiç bahsetmemişti ziyaret için mi buradasın ne kadar kalıcaksın” diye soruları sıralarken bizimkiler kapıda gözükmüştü. “Geleceğimden tam emin olamadı heralhalde o yüzden söylememiştir, iş için buradayım ve yaklaşık bir ay kalıcam sanırım” derken biraz düşünüp tüm sorularını cevapladığımdan emin oldum. “ne iş yapıyorsun? Dur tahmin edeyim mankenlik?”
Gülerek “ beni manken sanmam ne kadar gururumu okşasada hayır fotoğrafçıyım Young Saeng cim” dedim.
“Hımm Kyu bu konuda baya bilgili bildiğim kadarıyla hem o da seviyor fotoğraf çekmeyi, iyi anlaşacağınıza eminim ama Hyun Joong konusunda garanti veremem umarım alıngan biri değilsindir” dedi.
Nasıl biriydi bu çocuk böyle herkes ona karşı uyarıyordu beni gerçekten çok merak etmiştim.
“hayır değilim canım ama hazır cevap olduğum söylenir umarım o alıngan biri değildir” dedim gülerek.
“Neye gülüyorsunuz öyle bakiyim?” sonunda gelebilmişlerdi. “Young Saeng e çocukluk hikayelerimizi anlatıyorum hani şu kedi görünce arkama saklandıklarından”
“kedi mi Jung Min kedi gördüğünde bir kızın arkasına mı saklanıyordun” diyip kahkayı bastı Jun. “gerçekten ne kadar cesurmuşsun Jung” derken Young Saeng de gülmeye başlamıştı. Jung Min hariç hepimiz gülüyorduk o ise bana pis pis bakmakla meşguldü.
Bana “görürsünüz siz küçük hanım benimde hatırladığım birkaç hikâye olmalı” dedikten sonra Junla Young a dönüp “sadece 12 yaşındaydım ve kedilerinde pençeleri vardı” diyip arabaya bindi. Young Saeng le Jung Min arkaya otururken ben öne oturdum. Jun arabayı çalıştırırken Young Saeng hala gülüyordu. Sonunda gülmesi bittiğinde “Arya lütfen biryere gideyim deme her an seni biraz daha seviyorum” derken benim de daha tanışalı birkaç saat olmasına rağmen bu ortama giderek daha fazla alıştığımı ve sevdiğimi farkettim. Korktuğum başıma mı geliyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Paz Haz. 27 2010, 18:06

KİM HYUNG JOON


Young Saeng in sözleriyle birden sarsıldım.
“Arya lütfen biryere gideyim deme her an seni biraz daha seviyorum”
Arya gidicekti. Ne kadar daha buradaydı, iki hafta bir ay.. Bu süre azdı. Kimi kandırıyorum bu süre çOk azdı. Peki neden? Onu tanıyalı daha birkaç saat oldu gitmesi veya kalması neden benim için bu kadar önemli olsun ki. Cevabım hazırdı. O çok eğlenceliydi, komikti, güzeldi, çOk güzeldi. Bunları düşünürken gözlerim kendiliğinden ona doğru kaydı. O da bana bakıp gülümsedi.
“Jun kaza yapmak gibi sevdiğin bir hobin yoksa önüne baksan iyi olucak. Kazayı dert ettiğimden değil sadece Young Saeng in saçlarının bozulmasını istemem.”
“haklısın bunu hiç birimiz istemeyiz” diyip utanarak önümü döndüm.
O iyi ve eğlenceli bir kızdı ve Jung Min in kuzeniydi normal olarak onla vakit geçirmek hoşuna gidebilir bundan daha doğal bir şey olamaz Jun sorun yok gördün mü tamam. İçimden kendi kendime konuşurken stüdyoya vardığımızı fark ettim. Bu yollardan o kadar çok geçmiştik ki artık otomatiğe bağlamıştım sanırım.

Stüdyoya girişte Kyu yla karşılaştık o da arabasını park ediyordu. “Hey çocuklar geç kalmadık değil mi Hyun Joong un azabına uğramak istemem.”
“Yok, daha 5 dakikamız var hadi acele edelim” diyip önden binaya girdim.
Ardımdan konuşmaları duyabiliyordum. “Vay canına kuzen siz hiç normal boyutta binalarda zaman geçirmez misiniz?” Jung Min, Arya ya daha cevap veremeden “kuzen mi? “ diye Kyu lafa atlamıştı.
Jung Min fazla bir incelikle“tanıştırayım Arya bu Kyu, Kyu bu da Arya, Arya benim kuzenim işi sebebiyle bir süreliğine Kore de bulunmakta, çok konuşur, çok güler buna katlanamadığında ortadan kaybolman yeterli.” Diyip kıkırdadı.
Merdivenleri çıkarken ardından Young Saeng in sesi duyuldu: “şu ana kadar gördüğüm Jung Min i alt edebilen tek şahıs kendisi. Ve benim gerçekten kuzen olduklarından büyük şüphelerim var.”
“merak etme Young Saeng bunu bir gün ispatlayacağım.” Arya nın cevabıyla çalışma odasına varmıştık.
Kyu ya baktığımda çok eğlendiği anlaşılıyordu. “ne işle meşgulsün Arya mankenlik mi?”
Arya ve Young Saeng bakışıp kıkırdadılar. Bence gayet yerinde bir tahmindi gülüşmelerinin sebebini anlamadım.
“hayır, fotoğrafçıyım. İngiltere de birkaç sergim var.”
“süper ben de fotoğraf çekmekle amatör olarak ilgileniyorum. Ortak çalıştığın fotoğrafçılar oldu mu?”
“Buraya gelmeden önce Michael Yamashita ile Londra da ortak birkaç çalışmamız oldu. Ama genel olarak Bruno Barbey in peşinden ayrılmıyorum. 3 yıldır onunla ülke ülke geziyoruz.”
“vay canına Bruno Barbey mi ben o adamın çalışmalarını düzenli takip ediyorum çok ünlü bir fotoğrafçı. Çok seçici olduğu söyleniyor seni yanına aldığına göre gerçekten çok başarılı olmalısın.”
Onlar konuşurken ben de bu konuda ne kadar cahil olduğumu fark edip bir an önce bu açığımı kapatmayı düşünüyordum.







Hyun Joong un seslenmesiyle hepimiz o yöne döndük. “hadi beyler bırakın oyalanmayı da bir an önce başlayalım artık.”
Bugün dans çalışması vardı. Koreograflarla A Song Calling For You nun hareketlerini oluşturmuş sonunda tekrarlarına başlamıştık. Biz de hemen Hyun un yanına gidip şarkının başlamasını beklemeye başladık. Biz dans ederken Arya gülümseyerek bizi izliyordu. Gözlerim farkında olmadan ona dönüyordu bu yüzden birkaç hareketi kaçırdım ve Hyun dan daha dikkatli olmam için uyarı aldım.
Sonunda bittiğinde saat 6.30 olmuştu. Gözlerim hemen etrafı taradı ama Arya ortalarda yoktu. Son bir saattir kendimi dansa vermiştim gittiğini fark etmedim. Sanırım bizim işimiz bitene kadar stüdyoyu gezmek istedi diye düşünüyordum ki Jung Min de “Arya yerinde duramadı ve stüdyoyu keşfe çıktı heralde” dedi. Hyun havluyla yüzünü silerek yanımıza geldi. “laptopumu kayıt odasında unutmuşum onu alıp inerim aşağı siz inin yoruldunuz beklemeyin.”
Hepimiz onaylayıp merdivenlere doğru yürüdük. Jung da telefonunu çıkarmış Arya yı arıyordu.
“Arya işimiz bitti dönüyoruz bizimle kapıda buluşursun oldu mu?”
Karşıdan onay aldı ki gülerek “tamam acele edip kaybolayım deme biz bekleriz.” Dedi.
Arya nın dediği şeye gözlerini kıstıktan sonra sanki Arya onu görebilecekmiş gibi dil çıkarıp telefonu kapattı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Paz Haz. 27 2010, 18:09

millet yorumlarnzi merakla bekliyorm bana göre iyi gidiyor ama siz ne düsünüyorsunz lütfen beni düsüncelerinzdn mahrum brakmayin
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
shin_neul



Mesaj Sayısı : 553
Points : 3275
Reputation : 246
Kayıt tarihi : 03/02/10
Yaş : 23
Nerden : Young Saengin kalbinden ^_^

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Paz Haz. 27 2010, 18:13

Elbette bırakmayız.
Yorum beklemenin nasıl bir şey olduğunu iyi bilirim.
Ben bayıldım devamını bekliyorum. b1

_________________

Senin İçin Olan Aşkımı Hissedemiyor Musun?
Bu Aşk Değil Mi?
Seni Özledim...
Fısıltılarımla Bağırdım...
Ama Neredesin?

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Paz Haz. 27 2010, 21:20

tesekur ederm bu arada senin hikayende cok güzeldi bitirdikten sonra keske daha yavas okusaydm dedm:D benmki biraz yavas ilerliyor sanrm ama cok fazla uzatmycam tanisma yerleri gectigi icin isim daha kolay olucak.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
shin_neul



Mesaj Sayısı : 553
Points : 3275
Reputation : 246
Kayıt tarihi : 03/02/10
Yaş : 23
Nerden : Young Saengin kalbinden ^_^

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Paz Haz. 27 2010, 21:26

Evet tanışma kısmı uzun sürüyor. Ama kızı sevdim tam benim kafadan çatlak birşey

_________________

Senin İçin Olan Aşkımı Hissedemiyor Musun?
Bu Aşk Değil Mi?
Seni Özledim...
Fısıltılarımla Bağırdım...
Ama Neredesin?

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Paz Haz. 27 2010, 21:34

hyun la atismalari komik olur diye bekliyorm suan aklmda hiç birsey yok ama yazmaya baslaynca geliyor buna güvenyorm birazda. sacma buldugun yer falan olursa söyle lütfen.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
shin_neul



Mesaj Sayısı : 553
Points : 3275
Reputation : 246
Kayıt tarihi : 03/02/10
Yaş : 23
Nerden : Young Saengin kalbinden ^_^

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Paz Haz. 27 2010, 21:36

Yok canım ya ne saçması süper gidiyor.

_________________

Senin İçin Olan Aşkımı Hissedemiyor Musun?
Bu Aşk Değil Mi?
Seni Özledim...
Fısıltılarımla Bağırdım...
Ama Neredesin?

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Ptsi Haz. 28 2010, 14:39

ARYA


Telefonu kapatıp aceleyle çıkışı bulmaya çalışırken bir yandan da elimdeki cipsi ve jelibonları dökmemeye uğraşıyordum. Abur cuburlara bayılıyordum. Ona rağmen kilo problemim olmadığı için çok şanslıyım. Tam yarı koşturur şekilde merdivenlere ulaşan köşeyi dönmüştüm ki sert bir şeye çarpmamla kendimi yerde buldum. Tanrım bütün cipslerim dökülmüştü. Ben onlara üzgün üzgün bakarken çarptığım herneyse konuşmaya başladı. “küçük çocuklar gibi cips yemek yerine önünüze bakıp biraz daha dikkatli olamaz mısınız?”
Sinirle yüzümü konuşan kişiye çevirip “kim demiş benim size çarptığımı siz bana çarptınız hem tüm yiyeceklerimi de yerle bir ettiniz üstüne hala yerde oturmama rağmen yardım etme zahmetinde bile bulunmuyorsunuz.”
Bu adamı bir yerden gözüm ısırıyordu ama.. daha önce görmüştüm sanki..
Bir anda aklım başıma geldi. Bu Hyun Joong du. Ben diğerlerinin dedikleri kadar varmış ne kadar kaba biri diye düşünürken sıkıntıyla elini uzattı. Hah daha çok bekler, elini tutmadan kendim kalktım.
“sizi daha önce burada görmemiştim yoksa kaçak mı girdiniz?” derken gözleri kısılmıştı.
“hıhı evet kapıdaki görevlilere de rüşvet olarak cips ve jelibon verdim zaten” diyip göz devirdim.
Dediğim şeyin mantığını kavramıştı ki uzatmadı. Beni şöyle bi baştan ayağa süzdükten sonra “herneyse sizinle çarpışmak ve laf dalışına girmek ne kadar eğlenceli olsa da benim gitmem gerek. Bazılarındansa benim cips yiyip boş boş dolaşmaktan daha önemli işlerim var.”
ıııgghh bu çocuk sinir krizi geçirtir insana. Tam cevap vermek için ağzımı açmıştım ki “görüşmemek üzere” diyip yere dökülen cipslerimin üstünden atlayıp kıkırdayarak uzaklaştı.
Arkasından bakarken ağzım hala açık yaşadığım şeyin gerçekliğini düşünüyordum. Ama bu haksızlık son sözü söyleyen oydu resmen gol yemiştim.
Telefonumun çaldığını duyunca etrafa bakındım. Cipslerimle beraber o da yere düşmüştü. Zavallı cipslerim.
“nerde kaldın Arya kök saldık burada.” Jung Min e cevap verirken bir yandan da etraftaki pisliği temizlemeye uğraşıyordum.
“meyve vermeden gelirim kuzen yoldayım.” Diyip aceleyle merdivenleri inmeye başladım.
Yanlarına indiğimde Jun ve Jung Min arabanın yanında beni beklerken sohbet ediyordu. Kyu ve Young Saeng Kyu nun arabasıyla gitmişlerdi sanırım. Beni gördüklerinde Jung Min “gerçekten binada bu kadar gezilecek yer var mıydı merak ettim.” Derken Jun da gülerek bana arabanın kapısını açmıştı. Ona gülümseyerek teşekkür ettikten sonra “hayat ayrıntılarda gizlidir kuzen bunu bildiğim için iyi bir fotoğrafçıyım.”diyip koltuğa yaslandım.
Gerçekten çok yorulmuştum. Yolda kestirme fikri hiç de itici gelmiyordu. Arkadan Jung Min in bir şeyler dediğini duyuyordum ama kendimi uykuya bırakmama engel olamadı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
hyun joong^^flower



Mesaj Sayısı : 576
Points : 3108
Reputation : 30
Kayıt tarihi : 01/04/10
Yaş : 29
Nerden : İSTANBUL

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Ptsi Haz. 28 2010, 18:10

Aslıhan çok ama çok güzel hyun joong la neler olacak çok merak ediyorum umarım cumaya kadar biter cumadan sonra 15gün filan yokum
Nurum aynı şehre geşiyorum sana geliyorum salı günü
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
shin_neul



Mesaj Sayısı : 553
Points : 3275
Reputation : 246
Kayıt tarihi : 03/02/10
Yaş : 23
Nerden : Young Saengin kalbinden ^_^

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Ptsi Haz. 28 2010, 18:42

Bu salı bu salı mı unnim

_________________

Senin İçin Olan Aşkımı Hissedemiyor Musun?
Bu Aşk Değil Mi?
Seni Özledim...
Fısıltılarımla Bağırdım...
Ama Neredesin?

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Bugün 22:24

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
5 Yıldızımıza
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 5 sayfasıSayfaya git : 1, 2, 3, 4, 5  Sonraki

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
SS501 Triple S Turkey :: SOHBET VE EĞLENCE :: SS501 İLE İLGİLİ SENARYOLAR-
Buraya geçin: