SS501 Triple S Turkey

Ss501 hakkında her şey
 
KapıAnasayfaTakvimKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 5 Yıldızımıza

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
Sayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4, 5  Sonraki
YazarMesaj
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Ptsi Haz. 28 2010, 22:37

siz begenince cok seviniyorm nezamana biter bilmiyorm ama yarn 2-3 bölüm kesin eklerm
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Salı Haz. 29 2010, 16:55

KİM HUYNG JOON

“bu kadar kendini beğenmişlik iyi bir şey değil Arya.”
Jung Min in lafı karşılıksız kalmıştı. İşte bu şaşırtıcı bir şeydi. Kafamı Arya ya çevirdiğimde mışıl mışıl uyuduğunu görünce sessizliğin sebebi açıklığa kavuşmuştu.
“hey kuzen sana diyorum.” Jung Min uyumuş dememe fırsat vermeden arka koltuktan öne eğilip Arya ya baktı. “uyumuş.” Sonra o da Arya yı şöyle bir süzüp gülümsedi. “kim derki bu uyuyan kız uyandığında tam bir canavar kesiliyor.” Dedikten sonra yerine oturdu.
“yorulmuş olmalı, bugün onun için fazlasıyla yoğun geçti.” Derken ona bakıyordum.
Uyurken bir melekten farksızdı. Tanrım o kadar güzelki..
Gözlerimi ondan zorla alarak araba kullanmaya konsantre olmaya çalıştım. Bu kadarı fazlaydı. Ne yaptığımı sanıyordum ki. Biraz fazla misafirperver davranıyordum hepsi bu diye düşündüm. Yoksa ondan.. Ahh yok canım abartıyorum.
Sonunda eve vardığımızda Jung Min Arya yı kucağına alıp odasına taşıdı. Biz de kendimizi koltuklara atmıştık. Oturduğumda anladım ki bugün yorulan sadece Arya değildi.
10 dakika sonra Hyun Joong da gelmişti. Kyu yla Jung Min akşam yemeğini hazırlamaya girişti. Bende Arya yı uyandırmak için yukarı çıktım.
Kapısının önüne geldiğimde bir an afalladım. Odasına girmemden hoşlanmaya bilirmiydi. Jung Min çağırsa daha mı iyi olurdu. Tam arkamı dönüyordum ki son anda vazgeçip kapıyı tıklattım. Tahmin ettiğim gibi içerden ses gelmedi. Kapıyı yavaşça açıp içeri girdim.
Onu görür görmez yüzümdeki gülümseme yerini aldı. Yastık kafasının altında olacağı yerine kucağında bacağını ve kollarını ona dolamış şekilde garip bir açıyla duruyordu. Orijinal bir yatış şekli diye düşünüp yanına yaklaştım.
Bir süre öyle kaldım. Sonra uykusunda iç geçirince kendime geldim ve onu yemeğe kaldırmak için burada olduğumu hatırladım. “Arya..” duyduğuna dair bir işaret alamayınca omzuna dokundum ve tekrar seslendim. “yemek yiyeceğiz uyan lütfen” bu sefer gözlerini yarı açtı ve “hayır aç değilim lütfen bırak uyuyayım lüütfeen.” Bir çocuk gibi karşımda yüzünü buruşturmuş tamam demem için bana yalvarıyordu. Buna nasıl karşı çıkabilirdim ki. “peki, daha sonra acıkırsan yersin o zaman.” Diyip gitmek için arkamı dönmüştüm ki elimi tutup “teşekkür ederim teşekkür…” yeniden uykuya dalmıştı. Elimde olmadan gidip yanağına dokundum. Yumuşacıktı. Biranda kendime gelip elimi çektim ve ardıma bakmadan odadan çıktım. Bu kadarı gerçekten fazlaydı ama. Artık kendime gelmenin zamanı gelmişti.
Mutfağa indiğimde Jung Min “Arya yı kaldırabildin mi?” diye sorunca bir an yanağına dokunuşum aklıma geldi ve aceleyle “hayır uyandıramadım, isterse daha sonra yer diye düşündüm.” Diye cevap verdim.
Yemek sessiz geçmişti. Anlaşılan bugün herkes yorgundu. Young Saeng le sofrayı topladıktan sonra bilgisayarın başına geçtim. Hyun ve Jung Min odalarına çıkmıştı.
Arama motoruna “fotoğrafçılık” yazıp çıkan dosyaları kaydettim. Tanrım ne kadar öğrenilecek şey vardı böyle.
“Acaba Arya kaç gün kalıcak bizimle.” Young Saeng in sorusunu duyduğumda kendimi yazanlara baya kaptırmıştım.
“umarım uzun bir süre kalır. Çok eğlenceli bir kız.” Kyu bir yandan kanal değiştirirken bir yandan da Young Saeng le sohbete başlamıştı.
Sohbetlerinin Arya hakkında olduğunu duyunca ben de dinlemeye başladım.
“tanıştığım anda çok sevdim onu. Öyle bir enerjisi var ki yanında üzgün olmak mümkün değil sanki. Sürekli didişiyorlar ama Jung Min de çok seviyor kuzenini bakışlarından belli.”
Kyu: “ben bir kuzeni olduğunu bile bilmiyordum. Haklısın kız capcanlı. Ayrıca didişmeleri de çok eğlenceli bence. Fotoğrafçı olması da süper. Beraber çalıştığı kişiler gerçekten profesyonel adamlar. Acaba istesek bizim de fotoğraflarımızı çeker mi?”
“bana çekebileceğini söyledi bence ondan istersen çok sevinir ve kabul eder.” Sesimi duyduklarında onları dinlediğimden habersiz oldukları için şaşırdılar.
Kyu tamam dedikten sonra dikkatini tekrar televizyona verdi.
“Hyun Joong, Arya yla tanıştı mı? Hyun dan onun hakkında bir şey duymadım da.”
Young Saeng merakla bana bakıyordu. “bildiğim kadarıyla hayır. Yarın kahvaltıda tanışırlar nasıl olsa.”
“umarım sorun çıkarmaz” derken Young un sesi endişeliydi.
“ne diyebilir ki en fazla ters davranır kıza. Evden göndermez ya. Böyle bir şeye izin vermem.”
Young “haklısın biz de gitmesini istemeyiz zaten.” Dedikten sonra ayağa kalkıp esnedi.
“ben yatıyorum beyler. hepinize iyi geceler.”
“sanırım benimde uyumam gerek gözlerim acımaya başladı” diyip bilgisayarı kapattım.
“ikinize de iyi geceler ben biraz daha televizyon izliycem.” Kyu ya tamam dedikten sonra ikimizde odalarımıza çıktık. Kafamı yastığa koyduğumda Arya nın uyuyuşu geldi aklıma. Uykuya dalmadan önceki son düşündüğüm şey “Yarın, güzel bir gün olacaktı.”
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Salı Haz. 29 2010, 16:58

yazardan not: evet Jun yarin gerçekten mükemmel ve sıra dısı bir gün olucak:D
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Çarş. Haz. 30 2010, 12:52

KİM HYUN JOONG


Uyku.. Tek istediğim bu çok mu şey istiyorum.. İstediğim çok şey olsa gerek çalar saat inatla çalmaya devam ediyordu. Pes edip yatakta doğruldum. Gözlerim yarı kapalı kapımı açıp eşikte kollarımı açmış esniyordum ki tam karşımdaki kapının da açılıp bir kızın aynı benim gibi kollarını açmış esnediğini gördüm. Bu kızı bir yerden gözüm ısırıyordu ama.. Ahhaa bu stüdyoda çarpıştığım cadıydı. Ben bunları düşünürken bana gülümseyerek “günaydın” dedi. Bu bir rüyaydı. O kızın benim evimde işi ne bu kesinlikle bir rüyaydı. Kafam karışmış bir şekilde banyoya yürürken hala rüyada olup olmadığımı düşünüyordum. Bir dakika asıl soru o kızın benim rüyamda işi ne. O cadıyı neden rüyamda görüyorum ki! Tamam güzel kızdı ama ondan bırak etkilenmiş olmayı, yüzünü bile zor tanımıştım biraz önce.
Bu işte bir terslik var. Aceleyle arkamı dönüp yarı koşturur şekilde odanın oraya giderken bir şeye çarptım. Tanrım neydi bu deja vu mu!
Kız yine yere devrilmiş kolunu tutarak bana sinirli sinirli bakıyordu. “bana çarpmak sende hobi haline geldi heralde. Biraz dikkat etsene kolumu incittin!”
İnanamayan gözlerle ona bakarken “nesin sen rüya mı?” diyen sesimi duydum.
Kafası karışmış bir şekilde bana bakarken “rüya mı?” diyip yüzünü buruşturdu.
“haklısın bu rüya olamaz, eğer sen rüyama girdiysen bu rüya çoktan kabus boyutuna geçmiştir.”
“ya evet bu bir kâbus. Sabahları en sevdiğim uğraş senin kâbuslarına girip biyerlerimi incitmek.”
Kız karşımda kolunu tutarak doğruldu umursamadan omuzlarından tutup onu sarsarken “kâbus değilsen evimde ne işin var?” dedim.
Kız artık bu kadarı da fazla dermiş gibi bakıp “nerden geldin sen dağdan mı bırak beni!” derken gözlerinden ateş saçıyordu.
Tam o sırada yandaki odanın kapısı açıldı ve Jun uykulu gözlerle bize baktı. “hey Arya günaydın. Hyun bu kadar ses çıkarmak zorunda mısın?”
“ben mi ses çıkarıyorum bu kız o cırtlak sesiyle tüm Kore yi uyandırır.”
“su pençelerini üstümden çeksende bende bağırmayı kessem ozaman.”
“pençe mi?” yüzüm allak bullak ona bakarken bir anda aklım başıma geldi. Jun a dönüp “Sen bu kızı görebiliyorsun değil mi?” dedim. Jun “evet. Tabiî ki de Arya yı görüyorum.” Derken aklı karışmış gibi duruyordu. “ozaman bu bir kâbus değil. Peki bu kızın evimizde işi ne?”
“siz dün tanışmadınız değil mi?” Jun sıkıntılı bir yüz ifadesiyle yanıma gelip “Arya Jung Min in kuzeni Hyun. Ve bir süre bizde kalıcak.”
Bir an bu cümlelerin anlamsızlığını düşünüp tam saçmaladığını söyleyecektim ki bir an da taşlar yerine oturdu. Jun ve Jung Min dün havaalanına gitmişlerdi ama telaştan nedenini sormayı unutmuştum. Ve bu kızı stüdyo ya getiren de bizimkilerdi.
Sıkıntıyla “neden bizim evde kalıyor” dedim.
“hey ben buradayım. Benimle ilgili bir sorun varsa bana sor. Ve artık şu pençelerini üstümden çeksen diyorum. “ kız sinirle yüzüme bakıyordu.
Yine pençe demişti. Bu sözcüğün anlamını öğrenmeliydim. Bir anda ellerimin hala omuzlarında olduğunu görüp hemen çektim.
“ozaman neden evimde kaldığını sorabilir miyim cadı”
“burası kuzenimin de evi egoistler kralı ve sadece evimle ilgili sorun çözülünceye kadar bir iki gün burada kalmak zorundayım.” Diye cevap verdi.
Egoistler kralı mı?
“kuzeninin olduğu kadar benim de evim ya burada kalmanı istemediğimi söylersem” diyip sırıttım.
Tamam onu evden kovmak gibi bir niyetim yoktu ama sırf yüzündeki ifadeyi görmek için buna değerdi.
Jun un sesini duyduğumda orda olduğunu bile unutmuştum. “Hyun Joong saçmalamayı kes lütfen. O Jung Min in kuzeni böyle bir şey istemeye hakkın yok. Ayrıca Jung Min bunu duyarsa kötü olur.”
Haklıydı. Ama Jun konuşurken kimse onun suratına bakmıyordu. Kız direk gözümün içine beni öldürmek istermiş gibi bakıyordu. Benim bakışlarımın da farklı olduğu eminim söylenemezdi ama onu öldürmek istediğim falan yoktu. Hatta bana böyle bakması ve bana verdiği cevaplar beni eğlendiriyordu. Şu ana kadar söylediğim ters laflara karşı hala böyle dimdik ayakta durup bana böyle bakabilmesi şaşılacak işti. Tamam arkadaşlarıma ve aileme karşı her zaman düzgün davranırdım ama yabancılar ilgi alanım değildi. Bu yüzden insanlar verdiğim ters cevaplara hemen darılır gönüllerini almaya çalışmayınca da grubun sıcakkanlı diğer üyelerine yönelirlerdi. Ama bu kız farklıydı ve içimden bir ses önümüzdeki birkaç günün eğlenceli geçeceğini söylüyordu.
Umursamaz olduğunu tahmin ettiğim bir tavırla “peki, ayakaltında dolaşmasan iyi edersin.” Dedikten sonra gitmek için arkamı dönmüştüm ki kızın sesini duydum. “kalmam için izin verdiğiniz için teşekkür ederim ama bir daha bana çarpıp özür dilemezsen sadece geceleri değil, tüm gün kâbus görürsün egoistler kralı.” Arkamı dönüp baktığımda Jun un gülmesini saklamaya çalıştığını Arya nın ise direk bir meydan okumayla gözlerime baktığını gördüm. Ben diyecek bir şey bulamadan aşağı inmek için merdivenlere doğru yürüdüler. Onlar giderken yüzümde bir gülümsemeyle arkalarından bakıp kızın saçlarının güzel olduğunu fark ettim.
Hemen odama girip aceleyle üstümü giyindim ve aşağı inmek için sabırsızlandığımı fark ettim. Koridorun sonunda son bir kez nefes alıp kendi kendime “eğlence başlasın” diye fısıldayıp merdivenlerden aşağı indim.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
choon hee



Mesaj Sayısı : 69
Points : 2515
Reputation : 15
Kayıt tarihi : 05/04/10
Yaş : 23
Nerden : hiiç batmayan güneşim'in kalbinden

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Perş. Tem. 01 2010, 11:07

çok güzel di teprik ederim canım.inşallah günün birinde ss501 5 melek bunları görürve bizlerle gurur duyarlar üzülmış
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://ss501turkishfans.yetkinforum.com/
hyun joong^^flower



Mesaj Sayısı : 576
Points : 3108
Reputation : 30
Kayıt tarihi : 01/04/10
Yaş : 29
Nerden : İSTANBUL

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Perş. Tem. 01 2010, 20:34

ASlıhan çok güzel gerçekten bu hikayen ilhan veriyor bana ama pazara kadar bitermi bu ben merak tan çatlarım ya pazardan sonra nete girebileceğimi sanmıyorum.
Nurum kusura bakma pek giremedim bu ara hazırlık peşindeydim bu salı yola çıkıyoruz canım hafta sonu bi akrabanın düğününü bekliyorduk ona katılıp gidecekmiş bizimkiler öle işte
Hikayeye bayıldığımı tekrar sölemeden gidemicem
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
shin_neul



Mesaj Sayısı : 553
Points : 3275
Reputation : 246
Kayıt tarihi : 03/02/10
Yaş : 23
Nerden : Young Saengin kalbinden ^_^

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Cuma Tem. 02 2010, 00:02

Aslıhan hikaye süper olmuş.
Anam lider sen az değilsin he
Unnim çabuk gelin fazla bekletme beni

_________________

Senin İçin Olan Aşkımı Hissedemiyor Musun?
Bu Aşk Değil Mi?
Seni Özledim...
Fısıltılarımla Bağırdım...
Ama Neredesin?

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Cuma Tem. 02 2010, 21:08

çok tesekur ederm.pazara kadar bıtmesı imkansız ben suan sehır dışındayım bi yolunu buılup girdim siteye:) pazartesı dönüyorum ozaman anca bölüm ekleyebılırım. insallah bir yolunu bulursn girmenın.:(
tekrar yorumlarınız için coooooook tesekur ederm.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
hyun joong^^flower



Mesaj Sayısı : 576
Points : 3108
Reputation : 30
Kayıt tarihi : 01/04/10
Yaş : 29
Nerden : İSTANBUL

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Paz Tem. 04 2010, 16:24

Ay bi heves girdim ama yeni bölüm yok artık gelince baştan başlarım okumaya o kadar aradan sora tazelemek isterim unutacağımı sanmıyorum .
İtiraf edeyimki Nur'unkini halen unutamadım üstünden o kadar zaman geçmesine rağmen hala gözümün önünde canlanıyor.
Nur'um yarın çıkıcaz yolada yanına gelebileceğimi sanmıyorum ama aynı şehirde olmak bile güzel olacak.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Ptsi Tem. 05 2010, 14:23

evdeyimmm. en ksa zamanda yeni bölm eklicem arkadaslar:D
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
shin_neul



Mesaj Sayısı : 553
Points : 3275
Reputation : 246
Kayıt tarihi : 03/02/10
Yaş : 23
Nerden : Young Saengin kalbinden ^_^

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Ptsi Tem. 05 2010, 15:45

Unnim benim Samsun'a gelebilme ihtimalim var orda buluşuruk belkim

_________________

Senin İçin Olan Aşkımı Hissedemiyor Musun?
Bu Aşk Değil Mi?
Seni Özledim...
Fısıltılarımla Bağırdım...
Ama Neredesin?

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
my_angel



Mesaj Sayısı : 913
Points : 3449
Reputation : 126
Kayıt tarihi : 05/07/10
Yaş : 25
Nerden : SS501 in nefes aldığı heryerden...:))

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Ptsi Tem. 05 2010, 21:58

Hikayelerin hepsi çok güzel tatlı Paylaşımlarınız için teşekkürler... işte
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Salı Tem. 06 2010, 21:53

ARYA

Jun la merdivenlerden inerken hala olanların etkisindeydim. Hayatımda bu çocuktan daha sinir daha kendini beğenmiş birini tanımadığıma eminim.
“Hyun Joong u takma Arya o biz dışında herkese karşı böyledir. Davranışlarının seni üzmesine izin verme.” Jun endişeli bir sesle beni sakinleştirmeye çalışıyordu. Sesinde korkmuş gibi bir hal vardı.
Bende bir değişiklik olmadığını görünce bir anda durdu ve elimi tuttu. Ben şaşkınca ona bakarken “istediğin kadar bizimle kalabilirsin. Kyu, Jung Min, Young Saeng ve ben bizimle olmandan çok mutluyuz. Hyun un söylediklerinin hiçbir önemi yok. Lütfen bana seni kızdırmayı başaramadığını ve bizimle kalmaya devam ediceğini söyle. Gerekirse senden özür dilemesini sağlarım. Yeter ki gitme. Bu beni çok üzer yani hepimizi üzer.”
Bir ona bir elimi tutan eline bakarken bu ani çıkışın getirdiği şaşkınlıkla” merak etme Jun bir yere gitmek gibi bir niyetim yok, o egoistler kralının kazandığını düşünmesine izin vereceğime hayatım boyunca Jung Min in tüm laflarına cevapsız kalırım daha iyi.” Diyip gülümsedim. “Yani en azından şimdilik gitmem gibi bir olasılık yok.”
Kocaman bir gülümsemeyle bana bakarken hala tuttuğu elimi fark edip aniden irkilip bir anda beni serbest bıraktı. “bunu da hallettiğimize göre şimdi kahvaltı zamanı. Açlıktan ölüyorum.” Diyip aceleyle aşağı indi.
Mutfağa geçip ben de Young Saeng ve Jung Min in masayı hazırlamalarına yardım ettim. Lider bozuntusu hariç hepimiz yerlerimize oturmuştuk. Kyu çayları koyarken ben de çoktan yemeye başlamış olan Jung Min i izliyordum.”annen bu halini görse seni aç bırakıyorlar falan sanıp çocuklara kızıcak.”
Jung Min azı dolu bir şekilde konuşmaya çalışarak “saatlerdir güzellik uykundan uyanmanı bekliyoruz öldüm açlıktan.” Dedikten sonra merdiven tarafından gelen sesle hepimiz o tarafa döndük. “o halde bu güzellik uykusu kuzeninde işe yaramıyor desene Jung.” Hyun gülerek yanımıza gelirken ben “ sen ise göz kamaştırıyorsun. Bu yüzden ne dersin şöyle uzun yıllar boyunca ne bileyim biri seni yanlışlıkla uyandırana kadar falan o mükemmel uykundan kalkmasan.” Diye cevap verirken diğerlerinin kafası tenis topu gibi bir bana bir Hyun a dönüyordu.
Hyun kedi gibi gözlerini kısmış bir şekilde bana bakarken Kyu “gelsene Hyun Joong sanırım Arya yla tanışmışsın bile.” dedi.
Hyun masaya doğru gelirken “evet o şerefe nail oldum.” Diyip karşımdaki sandalyeye oturdu.
“bu gün dans çalışmaları yine stüdyoda mı olucak yoksa evde mi Hyun?” Young Saeng in sorusuyla herkes kendi arasındaki sohbeti kesip Hyun Joong a döndü.
“Bu gün diğer dansçılarla çalışacağız. dans çalışma odası o kadar büyük değil. Tüm gün stüdyoda olacağa benziyoruz.” Hyun gayet ciddi ve otoriter bir sesle bunları söylerken diğerleri de kafa sallıyorlardı. Nasıl biri olursa olsun bu çocuk grupta gerçekten lider vasfına sahip gibi gözüküyordu.
“evde dans çalışma odası mı var?” diye sorarken Kyu “evet, 3. katta. Çoğu zaman çalışmalar için stüdyoya gitmemize gerek kalmıyor evde çalışabiliyoruz.”diye cevap verdi.
Ben “süper, görmek için sabırsızlanıyorum” derken Hyun Joong yüzünde bir sırıtışla “dikkat et de odadaki aynaları şu sürekli bir şeylere çarpma huyun yüzünden kırıp dökme.”dedi.
Ben daha cevap veremeden Jun “Arya, sen bizimle gelicek misin?” diye aceleyle sordu.
“Hayır Jun artık bizim şirketin buradaki koluyla iletişime geçmem ve benden istedikleri fotoğrafları çekmeye yavaş yavaş başlamam gerekiyor. Daha sonrada şu ev işini halletmeye çalışacağım.” Dedim.
Hyun “işte bu iyi haber cadı.” Derken çayını son bir yudumla bitirip gülerek masadan kalktı.
“Bencede. Çünkü bu daha az Hyun anlamına geliyor.” Diyip sahte olduğu her halinden belli olduğunu tahmin ettiğim bir gülümsemeyle ona baktım.
O da aynı sahte gülümsemeyle “ve daha az sakarlık.”dedi.
Sabır.. İşte tek ihtiyacım olan şey. Umursamaz kalmayı başarmalıyım ama bu her geçen saniye daha da zorlaşıyor.
“Arya bu işleri tek başına halledebileceğine emin misin istersen yarın beraber çıkabiliriz bizim boş günümüz.” Jung Min in sorusuyla bakışlarımı zorla yumuşatıp ona döndüm. “sorun değil kuzen eminim tek başıma halledebilirim.” Bir kendini beğenmişlik abidesiyle kendimi aynı evde bulmaktan daha kötü ne gelebilir ki başıma diye içimden tamamlarken diğerleri ayaklanmıştı.
“bence de bizden biriyle çıksan daha iyi olurdu Arya ama madem halledebileceğini söylüyorsun..” Jun sıkıntıyla iç geçirdi.
“hadi millet geç kalıyoruz.” Hyun Joong aralarından geçip kapıyı açtı. Hepsi dışarı çıktığında Hyun bir an düşünüp geri geldi. Bir şeyini unuttu sanırım diye düşünürken geçmesi için yana çekildim ama o daha çok yakınıma geldi. Şimdi yüzlerimizin arasında üç dört santim kalmıştı “ sen onlara bakma cadı istediğin kadar kaybolma hakkına sahipsin.” Diyip öylece kaldı. Ben ona gözlerimi kısmış bakarken yüz ifadesi değişti ve gözleri bir an gözlerimden aşağı dudaklarıma kaydı. Tekrar gözlerime baktığında yüzünde sanki bir şeylere şaşırmış gibi bir ifade vardı. Bir an sonra hepsi gitmişti. Geri çekilip yüzüne o sinir olduğum yapmacık gülümsemesini takıp arkasına bakmadan gitti. Hepsini hayal mi etmiştim?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
my_angel



Mesaj Sayısı : 913
Points : 3449
Reputation : 126
Kayıt tarihi : 05/07/10
Yaş : 25
Nerden : SS501 in nefes aldığı heryerden...:))

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Çarş. Tem. 07 2010, 15:37

asl1han yeni bölümü çok beğendim ve hikaye güzel ilerliyor... Özellikle anlatımından olsa gerek çok akıcı gidiyor...Yeni bölümler için çok bekletme bizi lütfen aa işte
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Çarş. Tem. 07 2010, 16:24

basladm bile en ksa zamanda hyun joong un azndan hikayeye devaaaaam:D
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
my_angel



Mesaj Sayısı : 913
Points : 3449
Reputation : 126
Kayıt tarihi : 05/07/10
Yaş : 25
Nerden : SS501 in nefes aldığı heryerden...:))

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Çarş. Tem. 07 2010, 17:03

En çok da onu merak ediyorum SS501 e kafayı takmış durumdayım ama şikayetçi de değilim Hikaye gerçekten heyecanlı olmaya başladı Merakla bekliyorum. b1
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   C.tesi Tem. 10 2010, 21:46

KİM HYUN JOONG

Jun konuşurken grubun diğer üyeleri de endişeli gözlerle Arya ya bakıyordu. Dışarı yalnız çıkmasını istemiyorlardı. Bu kız bir günde nasıl bu kadar sevdirmişti kendini. Hepsi onun büyüsüne kapılmıştı. Evde herkesin yüzünde sürekli bir gülümseme hakimdi. Özellikle de Jun diye düşünmeden edemedim. Kıza bakışlarında farklı bir şey vardı. Bunu daha kendisi bile fark etmemiş olabilirdi ama yukarda onu bana karşı koruyuşu bile.. Yok canım o Jun un tipi bile değil. Değil mi.. belkide ben abartıyorumdur. Kızı hepsi seviyor bu gözlerinden okunuyor. Bu kadar yeter artık işimize koyulmalıyız ve işimiz bebek bakıcılığı değil. Hepsini dışarı çıkardıktan sonra tam gidiyordum ki son bir kez onu kızdırma isteğine karşı koyamadım. Bu gerçekten… eğlenceliydi. Kimi kandırıyorum onu kızdırmak bu aralar yaptığım en eğlenceli şeydi. Ona ters bir şey söylediğimde istisnasız verdiği cevaplar ve cevap verecek zamanı bırakmadığımda yüzündeki o ifade. Benim için görülmeye değer bir şeydi.
Yana çekilmesine fırsat vermeden ona iyice yaklaştım. Kızlar genelde beni yakışıklı buluyorlar. Tamam yakışıklı olduğumun ben de farkındayım. Ve ona bu kadar yaklaşmam sonucunda neler olacağını görmek istiyorum.
“ sen onlara bakma cadı istediğin kadar kaybolma hakkına sahipsin.” derken sinirden gözlerinin kısılmasını büyük bir zevkle izledim. Ben farkına varmadan gözlerim onun yüzünü taramaya başladı. Dudakları.. çok dolgun ve güzeldi.
Hey ben ne yapıyorum böyle! Anlık bir şaşkınlıkla tekrar gözlerine baktığımda onun da beni izlediğini fark ettim. Gözlerindeki şaşırmış ifadeyi görmek beni kendime getiren şey olmuştu. Aceleyle geri çekildim. Yeniden umursamaz tavrıma kavuşmak için çaba sarf etmem gerekti. Kapı ardımdan kapandığında tam bir şaşkınlık içindeydim.
Onu kızdırmayı planlarken kendimi düşürdüğüm duruma bak.
“hey Hyun Joong bize acele etmemizi söyleyen sen değil miydin ağaç olduk burada.” Jung Min in sesiyle kendime gelirken hızlı bir tempoyla onlara doğru yürüdüm.



Saat dört gibi çalışmalara ara verdiğimizde Jung Min in aceleyle telefonuna koştuğunu gördüm. Kesin Arya yı arayacaktı. Eve gittiğimde onla dalga geçebilecek komik bir şeyler duyma umuduyla yanına gittim.
“nerdeyim dedin. Arya orda ne işin var. Kore nin arka mahallelerinde nasıl bir şirket bulmayı planlıyorsun. Adreste ne yazıyordu bana tam olarak okur musun……
Ah hayır kahretsin kavşaktan sola sapmalıydın sağa değil. Tabiî ki de endişelenirim orada nasıl insanlar yaşıyor en ufak bir fikrin bile yok küçük hanım.”
Jun endişeyle yanımıza gelmişti. “neler oluyor Jung? Arya kayıp mı olmuş?”
Jung Min bir yandan Arya yı dinlerken Jun a da kafa salladı.
“tam olarak nerdeymiş şuan öğren ben almaya giderim. Yani sen çok terlisin ondan.”
Jung tekrar kafa sallayıp “Arya sen olduğun yerden kıpırdama Jun seni almaya gelecek. İşlerini artık yarın halletmek zorundasın. Benle beraber tabi.” Karşıdan olumsuz bir cevap alsa gerek “Arya lütfen sorun çıkarma. Evdeyken de halledebileceğini söylemiştin. Ama gördüğün gibi kendini Kore nin arka sokaklarında buldun. Şimdi bana tam olarak bulunduğun yeri tarif et.”
Jung Min telefonu kapattığında Jun da adresi not almayı bitirmişti.
Bir anlık bir dürtüyle Jun un elinden kâğıdı aldım. Onunla biran önce dalga geçme fırsatını kaçırmak istemiyordum.
“siz dansa devam edin. Bugün bu koreografinin bitmesi gerekiyor. Ben dün siz gelmeden önce de çalışmıştım. Benim yerime dansçılardan birini koyun.” Derken Jun bana şaşırmış bir şekilde bakıyordu.
“iyi anlaşamadığınızı düşünüyordum. Ben daha sonra eksiklerimi tamamlarım bunu yapmana gerek yok Hyun.”
“o cadıya bakıcılık yapmaya tabiî ki bayılmıyorum ama dedim ya bu gün bu koreografinin bitmesi gerekiyor. Buraya tekrar gelmeme gerek yok cadıyı da alır eve geçerim. Hadi evde görüşürüz.” Diyerek aceleyle yanlarından ayrıldım.
Yanına gittiğimde Jun u değil de beni görünce cadının yüzünün alacağı ifadeyi merak ediyorum doğrusu diye düşünürken gülerek stüdyodan çıkıp arabaya doğru koştum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
my_angel



Mesaj Sayısı : 913
Points : 3449
Reputation : 126
Kayıt tarihi : 05/07/10
Yaş : 25
Nerden : SS501 in nefes aldığı heryerden...:))

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   C.tesi Tem. 10 2010, 22:15

asl1han sonunda eklemişsin gülü gülü Kaç gündür heyecanla bekliyordum ve beklediğime değdi işte Hikaye çok güzel ilerliyor love
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Paz Tem. 11 2010, 12:09

cok tesekür ederm cnm. işte en ksa zamanda yeni bölüm eklicem:D
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
my_angel



Mesaj Sayısı : 913
Points : 3449
Reputation : 126
Kayıt tarihi : 05/07/10
Yaş : 25
Nerden : SS501 in nefes aldığı heryerden...:))

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Paz Tem. 11 2010, 12:17

Uzun sürmesin lütfen... Olayların herkesin bakış açısıyla ilerlemesi de güzel olmuş. Karakterlerden beklenilecek şekilde tepkileri, düşüncelerini anlamak güzel oluyor
Yeni bölümü beklediğimizi zaten biliyorsun gülü aa
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Paz Tem. 11 2010, 18:45

arayi açmayalm dedim:D
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Paz Tem. 11 2010, 18:45

KİM HYUN JOONG DEVAM

Tanrım bu kızın burada ne işi var. Arabayla zorlukla bir ara sokaktan geçerken umarım bana verilen adresten ayrılmamıştır diye düşünüyordum. Burada gerçekten başına kötü bir şey gelebilir. Tam da cadıdan beklenebilecek bir dikkatsizlik. Ama hayır cadılığı sadece bana işe yarıyor. Buradaki serserilere göre o kolay lokmadan başka bir şey değil. Binaların yüksekliğinden ışık bile girmiyor bu lanet yere. Lütfen başına bir şey gelmemiş olsun.
Jun gibi konuşmaya başladım. Ne oluyor bana böyle. Hem aradığından beri daha yarım saat bile olmadı. Keşke telefon numarasını alsaydım diye düşünürken onu gördüm. Ve daha fazlasını.
Kahretsin o iki serserinin arasında yumruklarını sıkmış gitmelerini söylerken ne kadar da korunmasız durduğunun farkında bile değil.
Arabayı ani bir frenle yanlarında durdururken üçü de irkilip bana baktı.
“beyler bir derdiniz mi var?” derken iki serseri de istediğim gibi Arya dan uzaklaşmış bana yaklaşıyorlardı. “Arya arabaya bin.”
Ama o hala şaşkın bir şekilde bana bakıyordu. Dediğimi yapacağını sanıyorsam tabiî ki de yanılıyordum.
“hey derdimizi çözmeye mi geldim demiştin yakışıklı çocuk. Eğer öyleyse o yakışıklı yüzünle vedalaşabilirsin.” Diyerek serserilerden biri üstüme atıldı. Aptallar beni fazla hafife alıyorlar. Arkadaşı bana yumruklarını sallarken diğeri gülerek onu izliyordu.
Gelen yumruğu kolumla engelledikten sonra bir hamleyle adamın tökezlemesini sağladım. Ağzından kan akıyordu, sanırım dişi kırılmıştı. Serseri elinin tersiyle ağzını sildikten sonra eline bulaşan kana bakıp bir küfür savurdu. Ben şiddetli bir yumruğu engellerken diğer adamın da sıkılıp arkadaşına yardıma geldiğini gördüm. İşte bu ortalığı biraz karıştıracaktı. Diğeri gelmeden tüm gücümle serseriye bir tekme attım ve onun yere devrildiğini gördüm. Yerden kalkmadığına emin olunca diğerine döndüm. Fakat anlaşılan geç kalmıştım. Yüzüme yediğim yumrukla duvara doğru sendeledim. Duyduğum Arya nın çığlığımıydı? Adamın tekrar vurma girişimine kadar kendimi toparlamıştım. Bu yüzden gelen yumruktan tek bir adımla kaçıp elinin duvara vurmasına izin verdim. Adam bir an acıyla elini tutarken beş saniye sonra o da yerdeydi. Tam Arya ya dönmüştüm ki diğer serserinin sarsak bir şekilde Arya ya doğru yürüdüğünü gördüm. Ben daha ona ulaşamadan Arya adamı fark edip bir yumrukta yere sermişti.
Gülerek “etkileyici” derken ona doğru yürüyordum. Çantasından bir peçete çıkarıp aceleyle alnıma bastırdı. “alnın kanıyor, sanırım kaşın patladı.” Diyip aceleyle beni arabaya doğru ittirdi. Kendisi sürücü koltuğuna otururken “ben kendi başıma halledebilirdim. Ama hayır sen ve yumrukların bir anda olaya dahil olmasanız olmazdı. Şu haline bak kaşın kanıyor.”
“hey sakin ol cadı merak etme bu yara beni öldürmez. Ayrıca kendini ne kadar güzel koruduğunu da gördüm. Onlara gitmelerini söyleyerek ikna etmeye çalışıyordun. Söyler misin aklından ne geçiyordu. Ah pardon sizi rahatsız ettik küçük hanım hemen gidiyoruz demelerini mi bekliyordun.”
“yanlarında ne bileyim bıçak falan olabilirdi lider bozuntusu. Asıl kendini o şekilde ortaya atarken senin aklından ne geçiyordu.”
“seni o şekilde gördükten sonra başka ne yapabilirdim. Sana zarar verdiler diye ödüm koptu bu yüzden ilkini devirene kadar ne yaptığımın tam olarak farkında bile değildim.”
Sessizlik..
Bu cümleyi umursamaz bir şekilde söylemiştim ama kelimelerin ağırlığı resmen aramızda süzülüyordu.
Araba durana kadar benim yol tarifimden ve Arya nın onaylamalarından başka ses duyulmadı.
Hastane de kaşıma pansuman yaptırdıktan sonra tekrar hiçbir şey konuşmadan arabaya bindik.
Bu kadar suskunluk yeter diyip dalga geçmek için yüzümü ona döndüm.
“düşündüm de haklısın cadı. Aslında seni kurtarmama hiç gerek yokmuş eminim o serseriler seninle on dakika geçirseler arkalarına bakmadan kaçarlardı.” Ben gülerek ona bakarken Arya gözünü yoldan ayırmıyordu. Hey işte bu garipti. Neden cevap vermiyor ki bu kız. Bu sefer taktik değiştirerek “ama beni şaşırttın cadı o yumruk senden beklemediğim bir şeydi doğrusu.” Dedim.
Yine cevap yok.. Bir anda aklım başıma geldi. Tamam dışardan sarsılmaz gibi görünebilir ama o sonuçta bir kız ve başına gelen hiç de kolay unutulacak bir şey değil. Ve bende burada durmuş onunla dalga geçiyorum. Bu halde eve dönmesinin mantıklı olmadığını düşünüp arabayı genelde kafa dinlemek için tek başıma gittiğim deniz kenarındaki banklara doğru sürmesini sağladım.
“hey bu yolun eve gittiğinden emin misin Hyun?” bana ilk defa ismimle hitap etmişti.
“eve gitmiyoruz. Buradan sağa dön biraz hava alsak iyi olur diye düşündüm.”
Arabayı durdurduğunda hemen aşağı indim. Ve gözlerimi kapatıp deniz kokusunu içime çektim. Burası her zaman bana huzur veriyordu.
Gözlerimi açtığımda onu sanki karşısında çözemediği bir problem varmış gibi bana bakarken buldum.
“burayı seviyorum. Denizin sesi ve kokusu beni dinlendiriyor.”
“özür dilerim.”
Ben şaşkınca ona bakarken devam ediyordu.
“öncelikle beni almaya oralara kadar geldin daha sonra o o iki serseriyle benim yüzümden kavga ettin. Kaşın kanadı. Üstüne ben sana buna gerek olmadığını söyleyerek çıkıştım. Daha en başından teşekkür etmem gerekirken sana kızdım.”
“özür dilerim Hyun Joong.” Derken hala gözlerimin içine bakıyordu. Çenesi titriyordu ama ağlamıyordu. Kendini sıktığını anladım. Kahretsin bu yenilmiş gibi duran
Arya dansa inatçı hazır cevap ve… gülen Arya yı tercih ederim.
“benden özür dilemene gerek yok. Öncelikle seni almaya senle bir an önce dalga geçme isteğime karşı koyamadığım için geldim. O serserileri de görünce aylık antrenmanımı bedavaya getirebileceğimi fark ettim hepsi bu.” Derken yüzünde oluşan gülümsemeyi görünce rahatladım.
Titremesi geçmişti. Gözlerimin içine bakarken gülümseyerek “teşekkür ederim egoistler kralı” dedi. Hyun u tercih ederdim ama eski haline dönmeye başlaması iyiye işaretti sanırım.
bir dakika mı geçmişti bir saat mi.. farkında değildim gülümseyerek gözlerimin içine bakarken zaman kavramını yitirmiştim.
Çalan telefonumla ikimizde irkildik. Arayan Jung Min di.
Hiçbir girişe gerek duymadan “onu buldun mu” derken sesi endişeliydi.
“evet şu an yanımda sorun yok. Sadece bugün işlerini halletmesine izin vermediğin için sinirli.”derken Arya ya göz kırptım. Ve karşılığında muhteşem bir gülümseme aldım.
“siz çalışmayı bitirdiniz mi?”

“ıı hayır henüz değil. Sen gittikten sonra Young Saeng ve Kyu çok acıktıklarını fark ettiler. Bu yüzden biraz zaman kaybettik.”
“Jung Min bu gün o koreografinin bitmesi gerek daha kaç defa söylemem gerek.”
“tamam Hyun bu gün bitirmeden gelmeyeceğiz eve söz hadi daha fazla lafa tutmada başlayalım çalışmalara. Arya ya söyle umarım bu günkü macera kotasını doldurmuştur. Biz gelene kadar rahat dursun lütfen.”
“büyük bir zevkle iletirim. İyi çalışmalar.” Diyip telefonu kapattım. Arya soran gözlerle bakarken Jung Min in söylediklerini ilettim.
“hah sanırım Jung Min in açıklığa kavuşacak yeni bir çocukluk anısı zamanı gelmiş.”
Derken gözleri parlıyordu.
“karnım çok acıktı hadi acele et cadı yoksa seni burada bırakırım.” Dememin ardından cebinden arabanın anahtarını çıkarıp sallayarak “bir şey mi dedin egoistler kralı” derken pis pis sırıtıyordu.
Bir an gözlerimi kısıp ona bakarken kendimi daha fazla tutamayıp gülmeye başladım o da benle gülerken ikimizde arabaya bindik.
Gün asla tahmin edemeyeceğim yerlere sürüklenmişti. Arya nın hala gülümseyen yüzüne bakarken bana yıllarca huzur verdiğini düşündüğüm bu yerin bile şu an hissettiğim sıcaklığı ve dinginliği asla veremediğini fark etmemeye çalıştım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
my_angel



Mesaj Sayısı : 913
Points : 3449
Reputation : 126
Kayıt tarihi : 05/07/10
Yaş : 25
Nerden : SS501 in nefes aldığı heryerden...:))

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Paz Tem. 11 2010, 20:36

İyi yapmışsın asl1han işte Güzel bi bölümdü, teşekkürler... gülü Hey ne olacak bundan sonra merak ediyorum, işler karışıyor
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
ciwciw



Mesaj Sayısı : 12
Points : 2512
Reputation : 46
Kayıt tarihi : 02/02/10
Yaş : 32
Nerden : ANKARA

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Ptsi Tem. 12 2010, 17:29

Hikaye çok güzel ilerliyor aslıhan Devamını merakla bekliyorum Eline sağlık
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://ss501turkishfans.yetkinforum.com/
asl1han



Mesaj Sayısı : 304
Points : 2802
Reputation : 85
Kayıt tarihi : 15/06/10
Yaş : 23

MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Ptsi Tem. 12 2010, 18:07

cok tesekür ederm okumak isteyen oldugu sürece bölüm eklemeye devam edicem bende
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Sponsored content




MesajKonu: Geri: 5 Yıldızımıza   Bugün 22:21

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
5 Yıldızımıza
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
2 sayfadaki 5 sayfasıSayfaya git : Önceki  1, 2, 3, 4, 5  Sonraki

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
SS501 Triple S Turkey :: SOHBET VE EĞLENCE :: SS501 İLE İLGİLİ SENARYOLAR-
Buraya geçin: